Hawar…! Ey Hawaaar..! Kürdistan’ı Kürtler yok ediyor

Kürdistan tarihi açısından çok riskli bir durum ile karşı karşıyayız. Kürtler, hem siyasi hem de toplumsal alanda bir akıl tutulması yaşıyor.

Kendi aralarında uzlaşmayı bir türlü başaramadılar, başaramıyorlar. Bu onları zayıf düşüyor. Bölge devletleri olsun, uluslararası güçler olsun bu zafiyetten dolayı her istediklerini Kürtlere yaptırabiliyorlar.

 

Birbirleriyle çatıştıkları bir anda kin, nefret, ihanet söylemleri ardı sıra geliyor. Birbirlerine hiçbir toleransları olmadığı gibi, daha beter edecek ölümleri, yok edip tüketmeyi reva görüyorlar. Düşmanlarına yapmayı insani ve ahlaki bulmadıklarını soydaşlarına onlarca kez daha şiddetle uygularlar.

 

Birbirlerine üstün gelmek için tarihi düşmanlarından, katillerinden medet umarlar. Mesela bu zafiyeti kullanarak TC Güney Kürdistan’a derinliğine yerleşebilecek, Güneyin hukuki statüsü ne olursa olsun artık TC’nin denetiminde olacak. Yetmeyecek, Şengal’de üs açabilecek, Rimelan petrol bölgelerini denetimi altına alabilecek. Kürtlerin tarihsel beklentilerine de büyük bir darbe vurabilecek.

Erdoğan gibi tüm dünyadan tecrit edilen, Kobani’de Kürt birliği karşısında düşüşe geçen şahsiyetsiz gürüh, katıksız faşist kendisini muzaffer ilan edecek.

Hakeza İran Soran bölgesinden Şengal’e oradan Afrine kadar olan bölgelere daha iyi nüfuz edebilecek ve kendine bağlı güçlerle hâkimiyetini pekiştirecek. Ki bunlar tabii ki Kürt olmayacak. Mollalar Kürtlerin birbirine zafiyetinden yararlanmayı kendi siyasi hamlelerinin beceresi sayacak, dünyaya meydan okumak için daha çok cesaret toplayacaklar.

Eğer ABD, Rusya gibi ülkeler müdahil olmaz bu fitili daha patlamadan söndürmezlerse, Kürtlerin kendisinde bunu görecek basiret yok. Kandil’den Afrin’e, Van’dan Kerkük’e, Hewler’den Kamışlo’ya Amed’den Süleymaniye’ye her taraf kan gölü olacak. İhanet, lanet, kin, nefret söylemleri daha da büyüyecek.

Kafkaslardan Şengale değin Ezidiler artık coğrafyalarını tamamen terk edip, yeryüzünün kuytu köşelerinde yok olup tükenecekler.

Aleviler Kemalist Türkiye’nin büyük savunuculuğuna dönüşüp soykırımcı katillerine tapacaklar. Kakailer, Hewramiler Şiilerin yeni yayılma güçlenme alanları olacak. Muhafazakar Kürtler islamcı örgütlerin ve devletlerin paravanları, tetikçileri, şeriatçıların yeni yerleşme ve boğazlaşma zemini olacak.

Kürtler her noktada topraklarından kaçacaklar. Yıllardır, savaşın yıkımına dayanamayan ve zaten göç eden halk, ülkesine, topraklarına dair son umutlarını da yitirecek, beyinlerinde, ruhlarında Kürtlüğü ve Kürdistan’ı, tarihlerini terk edeceklerdir.

Bu duygu insanı olduğu yerde çökertir, bitirir, tüketir. Ruhta, bedende, hayatta her tür teslimiyeti getirir, ihaneti ve vahşeti dayatır. Üstelik çok uzak da değil, eğer bu savaş durdurulmazsa.

Kürtler yeryüzünde bir efsane şu anda. Halklar büyük yenilgiler aldılar. Irkçılık savaşları, sınıf mücadeleleri, din kavgaları, hiyerarşik düzenler, teknoloji çarkları, yoğun iş baskısı insanlığı derin bir acının, elemin içine sürüklemiş durumda.

Bir umuda, bir efsaneye, bir kurtuluş hikayesine ihtiyaç vardı. Ve bu tohumu Kürtler ekti. Onun filizleri yeryüzünde efsaneye dönüştü. Maalesef şu an bu filizler koparılıyor, yakılıyor.

Artık Kürtlerin yeryüzünde yarattıkları bütün efsaneleri tuzla buz olur. Kobani, özgürlüğün öncüsü kadınlar, yiğitlik ve fedakârlık, zeki ve çalışkanlık gibi atfedilen güzellikler yerini birbirinin kanına susamış, aciz insanlar dünyasının ruh haline terk eder. Dostlar acılarından kahrolacak, çıkarcılar fırsattan terk edecekler, umud bağlayanlar, sevgi besleyenler kırılacaklar.

Sadece Kürtler değil, Kürdistan değil, insanlık yok olacak. Çünkü burada sadece Kürtlerin savaşı olmayacak. Onların çatışmasından, topraklarından, zenginliklerinden medet umanlar var. Bunlar da birbirlerine girecekler. İstanbul’da bombalar patlayacak. Irkçılık, arsızlık sınır tanımayacak. Bağdat’ta ölüm çok ucuzlayacak. İran artık sınırları dışında tuttuğu savaşla yüzleşecek.

Tahran, Belucistan, Urmiye, Huzistan çok rahat etmeyecek. Körfezin petrol zengini sapkınlar, artık sefalarını sürdüremeyecekler. Bunun için de daha çok arsızlaşacak, paravan örgütleriyle herkesi daha bir birbirlerine kırdıracaklar.

Avrupa’da bundan payını alacak. Kürtlerin, Arapların, Türklerin karşılıklı gösterileri çatışmaya dönüşecek. Bu devletler hem içlerinde hem dış politikalarında yaşananlara kayıtsız olmayacak. Irkçılık, çatışmalar, operasyonlar ardı sıra gelecek.

Yeni terör tanımları yapılacak, yeni teröristler belirlenecek ve ölümleri için hedef alacaklar.

Ve bütün bunların hepsinin altında hepimiz, biz Kürtler kalırız. Kimse kusura bakmasın ama işin sonunda ne Barzani Kürdistan’da kalır, ne Salih Müslim Rojava’da yer bulur. Ne Abdullah Öcalan’ın tane tane nakış eylediği yeni sisteminden eser kalır.

Tamam bazıları yurt dışına kaçırdıkları paralar, aldıkları saraylara umut bağlayabilirler. Ama unutmayın nice şahlar, sultanlar, krallar ülkelerinden kaçtıktan hemen sonra tuzla buz oldular. Esameleri okunmuyor. Para ile bir yere varılmayacağını da bilmek gerek. Ama nafile.

Çünkü bazıları ancak parada tutunmayı deneyecek. Siyaset, felsefe, toplumsal bir organizasyon ve dayanışma olmayınca uyuşturucu, silah, fuhuş, çete, mafya, aşiret, kaçakçılık Kürdistan’da, Kürtler arasında, yeryüzünde bir daha ama daha büyük bir baş belası olacak.

Elbet her bir gurup da Türk Irkçıları, Arap Baasçıları, Fars mezhepçilerinin elinde oyuncak, içki masalarında meze olacaklar. Kürtleri, Kürtlüğü yok etmeyle haklı olarak övünecekler. Büyük ülke, büyük siyasetçi, yenilmez olduklarını düşünecekler.

Kürtler ve Kürdistan mı?

Gözümüz, ufkumuz artık onu görmekten uzak olacak.

Çünkü bir halkın siyasetçileri kendi milletine soykırım uyguluyor, kendi kendini peşkeş çekiyor, düşmanını eliyle topraklarına davet ediyor.

Lanet olsun.

Related Articles