Hanoi Sokaklarının Öyküsü: Sokak Adlarıyla Vietnam Tarihi (1)

 

Latin Amerika yolculuğum sırasında sokak adları dikkatimi çekmişti. Özellikle ana caddelerin adlarının yazmaya değer öyküleri vardı; kimisi ise yeni öyküler esinleyecek nitelikteydi. Bir kentin sokak adlarından öyküler çıkarmayı o zamandan beri öykücülüğümün esin kaynaklarından biri olarak kullanırım. Sokaklara olan ilgim çok daha gerilere gider; sokak adlarına olan ilgimin ise Asya’da daha da arttığını söyleyebilirim. Yıllar önce, Ho Çi Min Kenti’nin (eski adıyla Saygon) sokak adlarının öykülerini yazmıştım (bkz. Gezgin, 2015, ekler). O yazıda da belirttiğim gibi, bu adların çoğunun verildiği devrim, savaş ve savaşın hemen sonrasındaki dönemlerde sokak adları bir yaygın eğitim aracı olarak kullanılıyor; toplumsal, siyasal ve coğrafi koşullar nedeniyle iyice farklılaşmış olan Kuzey Vietnam ile Güney Vietnam’ın bütünleşmesi için bir katkı yolu olarak değerlendiriliyordu. Bu nedenle, ülkenin birçok kentinde aynı adlı sokaklar var. Şimdi bu bağlamda, Vietnam’ın başkenti Hanoi’un birkaç sokağının kısa öykülerine yer verelim:

 

Le Thai To (Lê Thái Tổ)

 

‘Le Loi’ (Lê Lợi) olarak da bilinen Le Thai To (İ.S. 1384/1385-1433) Le Hanedanlığı’nın kurucusu olan bir kahraman olarak tanınıyor. To, Çin sömürge ordusuna karşı gerilla savaşı vermek zorunda kalıyor. Dağlarda, ormanlarda saklanıyor. Askerleriyle yiyecek yokluğunda at ve fillerini kesip yiyorlar. Çin ordusuyla son savaşta, gerilla taktikleriyle 100 bin kişilik orduyu dümdüz ediyorlar. Vietnam ordusu önce geri çekiliyormuş gibi yapıyor; bunun üzerine Çin ordusu gevşiyor. Sonra ani bir atakla Çin ordusunun bir bölümünü ayırıp imha ediyorlar. Geriye kalanlar için, “Vietnam ordusunda isyan çıkmış. Tam saldırı zamanı” diye söylenti yayıyorlar. Geriye kalan orduyu da böyle imha ediyorlar. Dolayısıyla, To ve askerleri, Vietnam tarihinde zeka ve yiğitliğin simgeleri olarak özel bir öneme sahip. Savaş sonrası konuşmasında şöyle der: “Yüzyıllar içinde / Kimi zaman güçlüydük kimi zaman zayıf / Ama hiç bir zaman eksik olmadı bizde kahramanlar / Tarihimiz kanıttır buna.

 

Ly Thuong Kiet (Lý Thường Kiệt)

 

Ly Thuong Kiet (İ.S. 1019-1105), Vietnamlılar tarafından kahraman olarak görülen bir general. Bağımsızlık bildirgesi ile tanınıyor: “Güney dağları, güney ırmakları üstünde, hükmeder Güney kralı / Böyle yazar Gök Kitabı sonsuza kadar / Siz ne sanıyorsunuz kendinizi de ey barbarlar işgal ediyorsunuz ülkemizi / İmha edeceğiz hiç acımadan silahlı güçlerinizi.” Ly’nin ordusunun iki yengisi tarihe geçmiş durumda: Birincisinde 100 bin kişilik Çin ordusunu dağıtıyor; ikincisinde, Çin ordusuna ek olarak komşu Khmer ve Çamlar’ın birleşik ordusunu bozguna uğratıyor.

 

Quang Trung (Quang Trung)

 

‘Nguyen Hue’ olarak da bilinen Quang Trung (İ.S. 1753-1792), yaklaşık 300 bin askerli Çinli ordusunun işgaline direnip Vietnam’ın bağımsızlığını korumuş bir imparator. “Tarih bu güney ülkesi sahipsiz değilmiş desin diye bu savaş” ünlü bir sözü. İmparatorun adının sokaklara verilmesinin bir nedeni daha var: Kardeşleriyle bir köylü ayaklanmasına önderlik edip kralı tahtından etmesi… Ayaklanma, topak ağalarını, zulmü, bozuk düzeni, rüşvetçiliği, ağır vergileri ve bitmek bilmez savaşları hedefliyordu. 3 kardeşin (Tay Son kardeşler) isyanı önce bölgelerinde sonra da tüm ülkede başarıya ulaştı. Onların zaferi ovalardaki köylülerle dağ halklarının ittifakını temsil ediyordu. Ayaklanmada öne çıkan 5 kadın komutan olması dikkat çekici. Bunlardan en bilineni olan Bui Thi Xuan, köylü iktidarının dış güçler yardımıyla devrilmesiyle düşmanın eline geçiyor. Ölüm cezası, bir fil ayağının altında ezilme biçiminde gerçekleşiyor. Kalbini ve karaciğerini ise zafer kazanan askerler yiyor!!!

 

Tay Son ayaklanması çok düşündürücü; çünkü tahttan düşürülenlerden biri, Siyam’a (bugünkü Tayland) kaçıyor ve Siyam’ı Vietnam’a saldırmak üzere kışkırtıyor. O da yetmiyor, bir Fransız rahip üzerinden Fransız ordusunu devreye sokuyor. Öyle vatan hainiler ki, “tahtta ben olayım da, kimi sömürgesi olursak olalım” diye bakıyorlar. Diğer bir devrik kral, Çin’e kaçıyor ve Çin’i Vietnam’a saldırmaya ikna ediyor. Quang Trung’un geri püskürttüğü Çin ordusu işte bu Çin ordusu. Trung’un tarih bilinci güçlü. Vietnam tarihinde Çin’in defalarca işgale geldiğini ve her keresinde geri püskürtüldüklerini biliyor. Kendini o direniş geleneğinin mirasçısı olarak konumlandırıyor. Vietnam’ın bu direnişinde beklenmedik bir müttefikleri var: Çinli korsanlar!

 

Quang Trung, Hanoi’a bugünkü adını veren kişi. İktidarında köylülere toprak dağıtıyor. Resmi dil olan klasik Çince yerine Vietnamca’yı özendiriyor. 40 yaşında bilinmeyen bir nedenle ölüyor. Ölümü hiç hayırlı olmuyor. Oğlu 10 yaşında tahta çıkıyor. Asıl işleri amcası idare ediyor. Amcasının ilk işi, Quang Trung zamanının ileri gelenlerinin boynunu vurdurmak oluyor. Bu da ülkenin dağılmasına zemin hazırlıyor. Daha önce tahttan düşürülmüş olan bir kral, peşine Fransız askerlerini katıp Vietnam şehirlerini bir bir ele geçiriyor ve köylü iktidarına son veriyor.

 

Tran Hung Dao (Trần Hưng Đạo)

 

Tran Hung Dao (İ.S. 1228-1300), Vietnam’a yönelik 3 Moğol saldırısını püskürtmüş Vietnamlı genelkurmay başkanı ve şair prens. Uygulamacılığı yanında, ‘savaş sanatı’na ilişkin yapıtlarıyla da tanınıyor. Bu saldırılarda, Moğol atlı gücünün başarılı geçmişinin bilincinde olarak, Moğolları deniz savaşına zorluyor. Böylece koca ordu, bozguna uğruyor. Üstad, kara savaşlarında sık ormanlık alanları yeğliyor, böylece Moğol atlıları ovalardaki üstünlüklerini yitiriyor. Vietnam güçleri iki kez başkent Hanoi’dan çekilmek zorunda kalıyor; ikisinde de Moğollara birşeyler kalmasın diye herşeyi yakıyorlar. Deniz savaşında Vietnamlılar başarılı oluyor; ama kara savaşında Moğol atlılarının gücüne dayanamıyorlar. Vietnam ordusu gerilla taktiklerine yöneliyor. Moğol donanmasının giriş yapacağı ırmak ağzına bubi tuzakları kuruyor; Moğol ordusunun karadaki tedarik hattını kesiyor. Tuzağa yakalanan 400 Moğol gemisi oracıkta yakılıyor. Moğol donanması amirali Ömer oracıkta öldürülüyor. Tran Hung Dao, öldüğünde geleneklere göre yakılır ve külleri bahçesindeki meşe ağacının dibine gömülür. Saray, kahramanlıkları dolayısıyla ona bir anıtkabir hazırlamak ister; o, reddetmiştir. Tarihte ayrıca savaştan önce askerlerini coşturmak için yaptığı konuşması ile tanınıyor.

(Devam edecek)

 

Related Articles