Goree Adası: Kölelerin Gidişi

Bir zamanlar Afrika kıtasında sömürgeciliğin alasını yaşatan Avrupalı devletler kıtayı bir bir terk ederken, ardından bıraktığı utanç verici yöntemler ve silinmeyen kapkara hafıza miras bıraktı insanlığa.

Etiyopya ve Liberya hariç tüm Afrika insanları, Avrupalıların hışmına uğradığı, yağmalandığı ve yaşadıkları topraklarda köle olduğu bir travma yaşadı. Tabi, etkileri hala günümüzde de devam etmektedir.

Afrika’nın her karış toprağında bir utanç öyküsü vardır. Şüphesiz bunlardan en çarpıcısı da Senegal’in başkenti Dakar açıklarındaki dönemin köle ticaretinin merkezi haline gelen Goree Adası’dır. Diğer adlarıyla “Köle Adası”, “Utanç Adası”…

Goree Adası başkent Dakar’ın 2 kilometre uzaklığında ve yaklaşık 2 bin civarı nüfusuyla sakin bir adadır.

Atlas Okyanusu kıyısında kurulu olan Senegal ve Batı Afrika’nın uç noktası olan başkent Dakar huzurlu, sessiz bir hayat yaşarken, bir yandan da utançlığın merkezi olan Goree Adası bugün hala sömürü düzenin izleri taşıyor.

Senegal, tarih boyunca tam dört ülkenin sömürü düzenine uğradı. Bunlar sırasıyla Portekiz, Hollanda, İngiltere ve Fransa’dır. 1444 senesinde Portekizli denizciler adaya ayak basarken, küçük bir taş kilise inşa ederek yerleşime açtı. Ada 1588 yılında el değiştirerek Hollandalılara geçti. Hollandalı denizciler adaya Goede Reede (Güzel Liman) adını verdiler. Daha sonra ada 1677’de Fransa’nın kontrolüne geçti. Fransa’nın adadaki hakimiyeti, 1960’da Senegal’in bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti. Fransızlar tarafından 1780 yılında inşa edilen “Köleler Evi”yle tanınmaya başlanan Goree Adası’nda çirkinliğin, eziyetin, işkencenin başlangıcıydı.

Goree Adası, Afrika’nın farklı bölgelerinden getirilen kölelerle köle tüccarların dağıtım merkezi haline gelmişti. Adaya getirilen köleler önce kadın, erkek ve çocuk olarak ayırıp farklı hücrelere konulurdu. Adaya geldikten sonra köle defterine kaydolarak her bir tutsağa bir sicil numarası veriliyor ve bundan böyle kendilerine verilen bu numaralarla çağırılır ve anılırdı.

Afrika’nın içlerinden getirilen bu tutsaklar hemen gönderilmiyordu. Son gidişleri bazen 2 ay bazen 4 ayı buluyordu. Bu zaman zarfında “Utanç Adası”nın hücrelerinde bekletilirken birçoğu hastalıktan ölüyordu. Bazılarıysa onuru için isyan ediyordu. İşte hastalıktan ölenler ve isyan edenler okyanusun dibini boyluyordu.

“Köle Evi” olarak bilinen tarihi yapı, sağlıklı ve genç olan köle adaylarının Amerika’ya ve Avrupa’ya götürülmek için bekletildiği ve gemilere bindirildiği kıtadan son çıkış kapısı olarak kullanılan yapıdır. “Kara Kıta”lı köle adayların evlerine dönme umutlarının tükendiği nokta olmasıyla “dönüşü olmayan kapı” olarak nitelendiriliyor.

UNESCO dünya kültür mirası kapsamında koruma altına alınan Goree Adası’nda bulunan yaklaşık 28 köle evinden yalnızca bir tanesi restore edilmiş. Goree Adası’nda yaşayan köle tüccarı Anna Colas Pepin’in malikanesi, Senegalli N’diaye’nin girişimiyle “Köle Evi Müzesi”ne çevrildi. “Köle Evi Müzesi”nde kölelerin bekletildiği mahzenler, yemek yedikleri kaplar, el ve ayak bileklerine takılan prangalar gibi o döneme ait eşyalar sergilenmektedir.

Bunları anlatırken Avrupalıların ya da beyaz insanların yaptıkları utanç verici rezilliklerinden dolayı kin gütmek ya da düşmancıl bakmak elbette olamaz. Tarihi bir kez daha yad ederek insanlık namına önemli ve değerli olanı bilincimizde pekiştirmektir.

Bahsettiğimiz mevzu hakkında 1977 yılında ABD’de yayınlanan altı bölümlük mini dizi Kökler (Roots) durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sürer. Dizinin hikayesi Kunta Kinte’nin kendi ana yurdundan köle avcıları tarafından yakalanıp, Amerika’da köle olarak satıldığıdır. Ana yurdu olan Afrika’dan fersah fersah uzakta, yeni hayatı işkence ve vahşetin bol olduğu kölelik döneminin başlangıcı anlatılıyor. Trajikomik yanı ise Afrikalıları darmadağın edenler, oraya buraya sürenler dizinin yapımında rol oynamalarıdır.

Tarihin başlangıcından beri hiçbir dönemde “insan insana köle olmamalıydı”. Biz insanlar, bedenin en üst tepesindeki irice küreyi insanlık namına kullanmış ya da kullanmayı denemiş olsaydık, liste liste sayacağımız utanç verici olaylar asla yaşanmayacaktı.

Kulu kula köle yapan yeryüzündeki adaletsiz düzenin parçası olmaktan çıkmanın zamanı gelecek mi?

Kocaman belirsizlik…

Onca sorun varken hem de!

Related Articles