Gazetecilikten pazarlamacılığa

Artık eve dönme hazırlıklarına başladım. Yardımcım Groucho, müşterilerin kapıda beklemekten ötürü yakında buzdan uzun bir heykel müzesine dönüşecekleri türünden dondurucu espriler eşliğinde Londra’ya dönmem için mesaj atıp duruyor. Ben de bu kadar Zanzibar yeter deyip, toplanmaya başlamalıyım. Ne de olsa Noel de yaklaştı…

Yalnız buradan ayrılmadan size karşı duyduğum sorumluluğu yerine getirmeliyim dedim. Bu kez konuğumuz eski bir solcu: Murat Yetkin. Hala solculuk iddiası var mı bilmiyorum, işin o kısmı beni çok ilgilendirmiyor. Bu devirde sonuçta Hürriyet’te yazabilmenin bazı bedelleri elbette olmalı.

Geçtiğimiz Cumartesi Petrol Çağı Biterken Uluslararası Siyaset başlığında (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/murat-yetkin/petrol-cagi-biterken-uluslararasi-siyaset-40679907) bir yazı kaleme almış. Yetkin yazısında dünyanın genel gidişatı üzerine bazı yanları tartışmaya açık olmakla birlikte genel olarak “doğru” denebilecek değerlendirmelerde bulunmuş.

Benim yazıda sorun yaptığım şey, yazının sonunda sergilenmiş. Sayın Yetkin, eski arkadaşlarını (şimdi arkadaşlığını sürdürenler de vardır tabii) Erdoğan rejimine pazarlamış. Bunu nasıl yaptığını kısaca izah edeyim:

Yetkin, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından düzenlenen Enerji Sempozyumlarının 11.’sine katılıyor, oradan sergilenen düşüncelerden rejimin yararlanması gerektiğini söylüyor:

Ben hükümetin yerinde olsam, Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın yerinde olsam, TMMOB yetkililerini hasım saymak yerine onların –bazen sert de olsa- eleştiri ve önerilerine kulak verir, halkın yararına olacak sonuçlar çıkarmaya gayret ederim.
Toplantılar bir yana, petrol çağının bitmesi, petrol sahibi olmadığı için Türkiye’nin siyasetteki rolünü artırması fırsatı da sayılabilir. Bu fırsat bütün entelektüel birikimlerden yararlanarak iyi değerlendirilmeli derim.”

TMMOB yetkilileri bu tür uzlaşma, rejimin payandası, ortağı olma arayışlarına ne kadar destek verir bilmem ama Yetkin’in yaptığı rejimle iyi geçinmek için arkadaşlarını pazarlamaktır. Yetkin seslendiği kişilerin “hırsız, katil, DAİŞ işbirlikçisi….” gibi sıfatları haiz olduğunu kolayca unutmuşa benziyor. Umarım Teoman Öztürk gibi mücadele sembolleri olan TMMOB yetkilileri Sayın Yetkin’e gereken yanıtı verir.

Elinde sazı olan sakallı şahıs da Che Guevara mı?

Sayfadaşım Alan Sermiyan’ın ilgisi (http://deng24.com/selim-temonun-referandum-ruyasi-uzerine/) sayesinde kapadığım bir mesele Rıdvan-Şeytan (ama artık lakabını değiştirip Erdoğan rejiminin zebanisi adı takabileceğimiz) isimli zatın açıklamalarıyla yeniden depreşti. Gerçi ben öyle bir twitle falan mamoste muhabettine girecek biri hiç olmadım, o yüzden bir yere not etmiştim. Sonraya kalmasın, Sayın Selim Temo’ya sorayım: Bir zamanlar rejime destek ve oy istemek için Diyarbakır’a gelen Sayın Barzani solcu olduğuna göre, yanındaki Erdoğan’da olsa olsa Lenin’in profesyonel devrimci prototipi Rahmetov olabilir diye düşünmüştüm. Ama sakallı şahsı bir türlü çıkaramadım, sakın o da Che Guevara olmasın?

 

Medya Dedektifi

Zanzibar 18 Aralık sabah saatleri…

Related Articles