Figen Yüksekdağ: Hakikatli bir kadın

İngiliz Gazeteci Steve Sweeney’in, Figen Yüksekdağ’a ilişkin The Morning Star için kaleme aldığı yazının çevirisi:

Türk bir çiftçi ailesinde dünyaya gelen Figen Yüksekdağ, dünyada öncü bir feminist, sosyalist ve Marksist bir simge olarak saygı duyulması gereken devrimci bir liderdir.

Bununla birlikte, Avrupa’da ve ötesindeki en ilham verici mücadelelerden birine öncülük etmesine rağmen, ismi Türkiye dışında veya Kürt hareketi dışında pek bilinmiyor.

Figen Yüksekdağ, 2014’te Selahattin Demirtaş ile birlikte HDP’nin eş genel başkanlığına seçilen, bazıları tarafından “radikal feminist” olarak tanımlanan bir Marksist ve devrimci.
Yüksekdağ, ağırlaştırılmış müebbet hapisle karşı karşıya bulunuyor; bu da hayatının geri kalan kısmının tek kişilik hücrede, tecritte geçmesi anlamına geliyor, çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkedeki her türlü muhalefete göz açtırmıyor.

Erdoğan HDP’yi bir terörist örgüt olarak yaftaladı ve yasadışı Kürdistan İşçi Partisi ile bağlantılı olmakla suçladı. Hareketin liderlerinin yüz yüze kaldıkları suçlamalar arasında “bir terör örgütü kurma ve yönetme” suçlamaları da yer alıyor.

Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminden beri Türk toplumunun her katmanına karşı uygulanan olağanüstü halle birlikte, ülkedeki baskı ve zorbalığa karşı savaşanlar için ağır bir bedel söz konusu.

Yüksekdağ, Türk devletinin özel hedefi olarak seçildi. Nisan 2017’de tutuklu iken, “bir terörist örgütün propagandasını yapmaktan” bir yıl ceza aldı.

Ve Haziran 2017’de Alman medya kuruluşu Deutsche Welle ile yaptığı röportajda yaptığı yorumlar nedeniyle aynı suçlamalarla 18 ay hapse mahkum edildi.

Yüksekdağ, bir terörist örgüt olarak listelenen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) üyesi Yasemin Çiftçi’nin 2012’deki cenaze töreninde yaptığı konuşma için de 10 ay hapis cezası aldı.

Bu nedenle, Şubat 2017’de milletvekili statüsü ve daha sonra HDP’nin eş genel başkanı pozisyonu elinden alındı. Parti bu kararı reddetti ve siyasi ve “barışa karşı” olarak nitelendirdi.
HDP Sözcüsü Osman Baydemir, partinin Serpil Kemalbay’ın yeni eşbaşkan olacağını ilan etmesinden hemen önce İstanbul’daki buluşmamızda, bana Yüksekdağ’ın Türk bir kadın olmasından dolayı kasıtlı olarak hedef alındığını, hükümetin Türk kamuoyu ve Kürtler arasındaki dayanışmayı sabote etmeye kararlı olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korktuğu; Türkler, Kürtler ve diğer azınlık grupları arasındaki birliktir ve bu birlik, Yüksekdağ’ın “ezilenlerin bu topraklardaki birleşik hareketi” olarak tanımladığı HDP programının merkezidir.

2012’de HDP’nin kurulması, sol ve demokrasi için Türkiye’de önemli bir adım teşkil ediyordu. Partinin Haziran 2015’teki seçim başarısı; yüzde 10’luk barajı geçmesi ve 81 milletvekili ile ilk kez Türkiye Parlamentosu’na girmesini sağladı.

HDP, iktidardaki AKP’nin parlamento çoğunluğunu sona erdirdi, ancak bir koalisyon kurulamadığı için yeni seçimler yapıldı ve partiye saldırılar tırmandı.

Gayrıresmi Kürt başkenti Diyarbakır’da düzenlenen bir HDP mitinginde meydana gelen bir bombalı saldırı dört kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Bir başka bombalı saldırı da Yüksekdağ’ın partisi ESP’nin gençlik kanadını hedef alarak, Suriye’deki Kürt kenti Kobane’nin yeniden inşasına yardım etmek için çıkacakları dayanışma yolculuğu öncesinde, sınırdaki Suruç ilçesinde basın açıklaması yapıldığı sırada 33 genci öldürdü.

Patlamaları IŞİD’in yaptığı söylense de, Türk devletinin de katılımına dair bazı iddialar var. Yüksekdağ’ın kendisi de hükümeti, cihatçı gruplara uzun zamandır destek vermekle suçladı.

Yüksekdağ, saldırı sonrasında “Devletin veya MİT’in bilgisi olmadan Suruç bölgesinde hiçbir güç hareket edemez” dedi.
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, Yüksekdağ’ın da yer aldığı HDP milletvekillerinin ve aktivistlerin Kasım 2016’da tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi baskının yolunu açtı.

Yüksekdağ yakın zamanda tutuklanacağını biliyordu. Hem kendisi hem de eşbaşkan Selahattin Demirtaş’a Brüksel’e giderek ülkeyi terk etme fırsatı verildi. Ancak, o kalmaya karar verdi ve o zamandan beri meydan okuyan bir tavra sahip.
Yüksekdağ ilk siyasi eylemini lisedeyken feminist broşürler dağıtmak olarak tanımlıyor ve Sosyalist Kadın dergisinin editörlüğünü yaptığı dönem dahil olmak üzere, Türkiye’de kadın hakları hareketinde uzun zamandan beri yer alıyor.

Yüksekdağ, 2009’da komünist Atılım gazetesinin editörüyken, gözaltına alındı ve tutuklandı. Savcılar gazeteyi “yasadışı faaliyet” yürütmekle suçladı. Yüksekdağ serbest bırakıldıktan sonra, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) kurucularından oldu ve HDP’ye katılmak için 2014’te partiden ayrılmasına dek, başkanlığını yürüttü.

“Kadın düşmanı” olarak nitelenen bir partinin yönettiği ve toplumun her kesiminde kadına karşı ayrımcılık görülen bir ülkede, Yüksekdağ’ın ilerici bir hareketteki liderliği, çok büyük önem taşıyor.

Yüksekdağ, Kürt kadınların binlercesinin ulusal kurtuluş hareketine katılarak ve birçoğunun Kürt halkı için özgürlük mücadelesinde öldürülerek kıymetli bir “bedel ödediklerini” söyledi.

Oynadıkları öncü rol nedeniyle, kadınlar Kürt özgürlük hareketinde özel bir yere sahiptirler. Onların mücadelesi, hem toplumda hem de devrimci harekette ataerkiye karşı olduğundan, sadece ulusal değil, aynı zamanda toplumsaldır.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) üyeleri Beritan (Gülnaz Karataş), Zilan (Zeynep Kınacı) ve Mizgin (Sema Yüce) de dahil olmak üzere hayatlarını feda eden kadınlar, hareketin kahraman simgeleri haline geldi ve Türkiye’deki tüm devrimci ve ilerici insanları etkiledi.

Ancak Yüksekdağ, onu Kürt sorununu tam olarak anlamayacak bir etnik Türk olmakla suçlayan kişileri ciddiye almıyor.

Kürt meselesinin, tüm Türkler ve enternasyonalistleri ilgilendiren bir mesele olduğu ve Kürtlerin mücadelesinin ataerki, faşizm ve emperyalizme karşı küresel mücadele ile bağlantılı olduğu konusunda ısrarcı.

Kürt kadınları, IŞİD’in ölüm çemberinin kuşatması altında tutulan Suriye’deki Kürt kenti Kobane’nin kurtuluşunda herkesçe bilinen bir rol oynadıklarında dünyanın dikkatlerini üzerine çekti.

Kuzey Suriye’nin Rojava bölgesindeki kadın devrimi, YPJ Kadın Asayiş Birimleri ve YPG Halkın Koruma Birimleri aracılığıyla IŞİD’e karşı silahlı mücadeleye öncülük ederek Ortadoğu’daki kadınların en seküler, devrimci yüzü haline geldi.

Suriye’de IŞİD ile mücadele edenler, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “faşist diktatörlüğü” olarak gördüklerine karşı savaşanlarla aynı kişiler.

Yüksekdağ’in lideri olduğu Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kürt yanlısı bir parti olarak görülürken, Yüksekdağ partinin çoğulculuğunu ve ezilenleri bir araya getiren bir hareket olarak statüsünü vurgulamak istiyor.

O, Suriye’deki YPG ve YPJ güçlerinin istikrarlı bir destekçisi olmuştur ve HDP’nin Erdoğan tarafından terör örgütü olarak yaftalanmasının tersine, tıpkı HDP gibi kadınların siyasi hayatının merkezinde bulunduğu Rojava’daki Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile dayanışma içindedir.

HDP için, kadınların rolü yalnızca destekler gibi görünülen bir şey değildir. Kadınlar partinin neredeyse yarısını oluşturuyor ve parti yapısı ve karar verme sürecinde aktif olarak yer alıyor.

HDP, eşitliğin parti yapılarına yerleştirilmiş olması ve seçilen her erkek pozisyonu için kadın eş pozisyonu olması açısından Türk siyasetinde benzersiz bir partidir.

Partinin Kadın Meclisi “kadınların siyasete katılımını teşvik etmek ve siyaseti sosyalleşmek için güç odaklı ve tekelci bir erkek bölgesi olarak inşa edilen siyaseti dönüştürmek ve demokratikleştirmek” amacını taşıyor. Yerellerde mahalleler, ilçeler, şehirler ve parti içindeki her seviyede örgütlenerek, yaşama ve mücadeleye aktif, etkili ve örgütlü kadın katılımını yaratarak, kadınların özerk alanlarını oluşturuyor.

Yaşamını hapiste geçirme tehlikesine rağmen, Yüksekdağ’ın hiçbir pişmanlığı yok. İlk duruşmasında “Bana yüz yıl talep ediyorlar! Birkaç ömrüm daha olsaydı, yine aynı şeyleri yapardım. Bizim bir asra değecek demokrasi ve barış davamız var” dedi.

Yüksekdağ, hareketimizin kahramanıdır. Ona yapılan bir saldırı, tüm kadınlara yönelik bir saldırıdır. Bu, devrimciler ve demokrasiye yönelik bir saldırıdır. Yüksekdağ’ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Önümüzdeki ay (Şubat) Ankara’daki bir sonraki duruşmasına katılacak olan uluslararası bir heyetin üyesi olacağım. “Güvenlik tehdidi” olarak görüldüğümüz için, Aralık ayında mahkeme salonuna girilmemiz engellendi.

HDP, bunun bizi sindirmek ve korkutmak için bir girişim olduğunu söyledi ve bizi daha da kalabalık gelmeye çağırdı. Bu çağrıyı dinlemeye ve büyük bir uluslararası dayanışma delegasyonu getirmeye söz verdik.

İngiliz delegasyonu örgütlenmeye devam ediyor ve mümkün olduğunca çok kişiyi mahkemeye göndermek için para toplama amaçlı Kürdistan Dayanışma Kampanyası tarafından koordine ediliyor.

Nasıl destekleyebileceğiniz hakkında daha fazla bilgi için lütfen

www.kurdistansolidaritycampaign.org adresini ziyaret edin.

Yazının orijinali: https://morningstaronline.co.uk/…/figen-yuksekdag-woman-sub…

Related Articles