Faşizmin onuru ve gururu olmaz!

Alınan gıdanın çıktığı yerle, edilen lafın, sözün çıktığı yerin yer değiştirdiği Devlet adamlarıyla,  Türkiye dışında, Dünya’nın hiç bir yerinde karşılaşamazsınız.

Şekli ne olursa olsun, Devlet denen teşkilatlanma ve bu teşkilatı yöneten insanların bir ciddiyeti, bir saygınlığı vardır.

Türk Devlet’i ve Türk Devlet yöneticileri bu meziyetlerin en asgarisine bile sahip  değiller. Ama bu, bunları devlet denen teşkilatın başına getirenleri rahatsız etmiyor.

Erdoğan ve Bahçeli ikilisinin öncülüğündeki İslamcı ve Irkçı Pantürkist faşist çetenin Türkiye halkına karşı işlediği hakaret suçlarını dış dünya karşıda işleyeceklerini sanıyorlar. Fakat dünya güçleriyle her restleşmeleri, 180 derece bir U dönüşü ve ölçüsüz alçalmayla sonuçlanıyor..

Hikaye, Erdoğan’ın Davos görüşmelerinde İsrail’e ‘’One Minut’’ resti ile başladı.

Peşindeki süreç biliniyor. Mavi Marmara eylemini organize ederek, İslam dünyasında öncü rolüne  soyundu.

‘’Devlet olarak peşindeyiz’’ beyanatlarıyla, İsrail’in daha önce yapmış olduğu, ‘’Kara sularımıza girerlerse vururuz’’ açıklamalarına rağmen, insanları  ölüme sürdü.

İsrail’e karşı efelenme uzun bir zamana yayılmadı. 60 milyon Dolar ABD’de İsrail lobisine yatırılarak, İsrail ile ‘Barış’ yollarını aradı.

Neticede İsrail ile 9 kişinin kan parası üzerine anlaştı. Katledilenlerin aileleri ve diğer İslami çevrelerin, Erdoğan tarafından satıldıklarını ve ihanette uğradıklarını dillendirme hoşnutsuzluğu, Erdoğan tarafından, ‘’Benden mi müsaade aldınız’’ şeklinde cevaplanarak, bu insanları nasıl kirli emelleri için kullandığını  beyan etmiş oldu. Ama öte yanda da İsrail’e, ‘’Ben size karşı kullandığım sözlere mecbur edilmiştim’’ mesajı vererek, sarf ettiği bütün kirli ve kabadayı sözleri geri yuttu.

Hatay, Antep, Suruç gibi sınır, İstanbul, Konya, Ankara gibi iç şehirleri DAİŞ’in askeri eğitim kampları haline çevirdikten sonra, ‘’Kardeşim’’ diye sarıldığı Başşar Esad’a savaş açtı. ‘’Esad gitmeden hiç bir çözümden yana olamayacağız’’ diyerek, Suriye’de DAİŞ’in yanında savaşta yer aldı.

Rusya, Suriye devletinin isteği üzerine, terörist DAİŞ çetelerine karşı savaşta yer alınca, önce Rus jetini düşürerek hem DAİŞ’e ‘’yanındayım’’ mesajı verdi, hem de DAİŞ’le beraber Kobani’de yenilgiye uğrayan politikasının iç kamuoyunda yarattığı rahatsızlığı boşa çıkardı.

İç kamuoyunu bu cambazlıkla kandırabildi; fakat Rus jetini düşürmekle hayatının en derin hatasını işlemiş oldu.

Bu hatasını telafi etmek için araya koyduğu diplomatlar ve iş dünyası  sayesinde sonunda Putin’e secde edebildi.

O güne kadar Rusya hakkında söylemiş olduğu bütün sözleri misliyle geri aldığı gibi,  Rus jetini  vuran pilotu kahraman ilan eden ve ‘’Vurma kararını biz verdik. Bir  daha olursa yine vururuz’’ diyen Erdoğan, Pilotu Fetöcü ilan edip vatan hainliğiyle suçladı.

‘’Esad’la asla olmaz’’ diyen Erdoğan MİT teşkilatını, Esad’la arayı düzeltmek için seferber etti (Bu bilgi Suriye resmi makamları tarafından kamuoyuna duyurulmuştu).

AB Ülkelerini, ‘’Bundan sonra sokaklarda rahat gezemeyecekler ’’ ile tehdit etti. DAİŞ bu direktifi anında aldı ve  Avrupa’nın bir çok başkentini kana buladı.

Terör yoluyla AB’yi dize getiremeyeceğini görünce, bu sefer Mülteci akımı tehditlerine sarıldı. Bu şantaj politikasına AB bir süre boyun eğdi. Fakat bu arada da  Mülteci akınını önleme tedbirleri geliştirdiler.

Bütün bu şantajlar sınırlarını aşınca AB tavır koydu. Erdoğan bu seferde, Mercedes dahil, Türkiye’de yatırımı bulunan AB’li yatırımcıları ‘’Teröristlere yardımla’’ suçladı.

Rusya’ya ve AB’ye  pratikte, ABD ’ye karşı vebal olarak geliştirdiği saldırı dalgasına ara vermeden devam eden Erdoğan, Alman yatırımcıların ‘Teröre’ yardım ettiği gerekçesiyle yayınlanan liste ile bütün sabır sınırlarını aştı.

Almanya başta olmak üzere, AB Türkiye’ye yaptırım kararları aldı. İşte Erdoğan ve çetesi için zurnanın ‘zırt’ dediği noktaya gelinmiş oldu.

Son bir kaç gündür bütün havuz medyasını, bir tekmil kalemşörlerini, kendisi başta olamak üzere, başbakan, bakan ve sözcülerini, tükürdüğünü değil, s…ığını yalamaya seferber etmiş.

Hükümetin Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketleri hakkında inceleme başlattığı yönündeki iddiaları Almanya cephesinden sert tepki ile karşılaşınca bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan bu iddiayı yalanladı. Türkiye’de çok sayıda yatırımı olan Alman şirketlerinin yaşanan gelişmelerden rahatsızlık duymaları üzerine Başbakan Yıldırım şirket yetkilileriyle bir araya geldi. Yıldırım’ın toplantıda güvence sözü vereceği öğrenildi.’’

Ekonomi Bakanı Zeybekçi, ‘’ Maalesef sorumluluk makamında bir boşluktan kaynaklanan bir durum. Almanya veya İnterpol aracılığı ile diğer ülkelere yansıtılmasında bir sorumsuzluk, bir anlık bir boşluk diyelim. Bununla ilgili düzeltmeler, düzenlemeler yapıldı. Bir daha böyle bir hata asla ve asla söz konusu olmayacaktır. Bu kapsamda Almanya’da gerek Dışişleri Bakanının gerekse Alman Ekonomi Bakanının söylemiş olduğu bazı söylemlere kesinlikle katılmıyoruz.”

İçişlerbakanı Süleyman  Soy(suz)lu, “Burada yatırım yapan şirketlerimizin başımızın üzerinde yeri vardır. Bir ‘YANLIŞLIK OLDU.’’

Erdoğan’ın dış politikadaki her yenilgisinin faturası, içerde Kürdlere, Alevilere, Sol, Sosyalist, Sosyal Demokrat, Liberal ve Türk ve İslam olmayan inanç ve  etnik kimliklere kesiliyor.

Ülkeyi kan gölüne çeviren bu kast örgütü, Ülkeyi kendi kırminal emellerinin sahası haline getirerek, Türkiye toplumunu uluslar arası camiadan uzaklaştırıyor. Tıpkı Hitler Almanya’sında olduğu gibi, Toplumu kendi suçlarına ortak ederek, işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçların sorumlusu haline getiriyor.

Bütün Demokrasi güçlerinin yarını beklemeden, bugünden itibaren bu insanlık düşmanı akımı durdurmanın mücadelesini geliştirmesi gerekiyor. Türkiye ve Dünya İnsanlığı DAİŞ’in yeni bir formatıyla karşı karşıya olduğunu anlaması gerekiyor.

AB, ABD, Rusya ve diğer gelişmiş dünya Devletleri, çıkarları zarar görsede bu gidişata dur demeli. Aksi halde küçük bir örgüt olan DAİŞ’le altı yıldan beri başa çıkamayan Dünya, göreceli güçlü, NATO üyesi ve Dünya’nın büyük beşinci ordusuna sahip  bir DAİŞ formatıyla hesaplaşmak on yılları alacağı açıktır.  Dünya İnsanlığı bu faciaya göz yummamalı!

Related Articles