Êzidîxan Demokratik Özerklik Projesi açıklandı

Şengal’de bugün düzenlenen bir basın toplantısı ile demokratik özerklik ilan edildi.

Demokratik Özerklik Meclisi’nden Şengal Demokratik- Özerk Meclisi Eş Başkanları Hisên Hecî Nefso ile Riham Baqi Hıco, Demokratik Yönetim Kurulu Eş Başkanı Hecî Hesen Pîso ve Nehlê Yusif Hefsun, Eş Başkan Yardımcısı Kurdê Elî Ezîz, YBŞ Komutanı Seîd Hesen Seîd, Êzîdxan Asayişi’nden Faris Herbo Xidir ile Şengal Gençlik Meclisi Eş Sözcüsü Îbrahîm Omer’in katıldığı basın açıklamasında, konuşmayı Şengal Demokratik Özerk Meclisi Eşbaşkanı Riham Baqi Hıco yaptı.

Açıklama metni Demokratik Özerk Meclisi Eşbaşkanları Hisen Heci Nefso ve Riham Hico tarafından Kürtçe ve Arapça dillerinde okundu.

“Êzidîxan’ın Demokratik Özerlik Projesi”nde şunlar belirtildi: “Êzidî toplumu olarak tarihin en eski kültürel ve inanç toplumuyuz. Biz Êzidîler tarih boyu inancımızdan dolayı katliamlarla yerimizden yurdumuzdan edilerek her türlü mağduriyeti yaşamış, büyük acılara maruz kalmış bir toplumuz. Kendimizi koruyabilmek ve var olmak için inanç kimliğimizin bizim açımızdan daha fazla öne çıkması bu anlamda anlaşılır olmalıdır. İnsanlığın ve Ortadoğu’nun en eski inancı olan Êzidîlik, tarih boyu fanatik dinci iktidarlar ve topluluklar tarafından soykırım düzeyinde katliamlara uğramıştır. Êzidî toplumu olarak bu soykırım saldırılarını ferman olarak tanımlamaktayız. Kürdistan ve Mezopotamya’nın her tarafında yaşayan Êzidîler, ferman olarak tanımladıkları fiziki ve inanç soykırımlarıyla yok oluşun eşiğine gelmişlerdir. Yüz binlercesi de Ermenistan, Rusya ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmışlar. Çoğunluğu Welatêşêx ve Şengal çevresinde olmak üzere gittikçe eriyen yüz binlere düşen bir toplulukla 21. yüzyıla ulaşabilmişiz.

Yeni bir fermanın 21 yüzyıl gibi demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi değerlerin yükseldiğini sandığımız bir yüzyılda biz Êzidîlerin başına gelmesi tüm insanlık adına utanç verici, onur kırıcı bir durum olduğu da açıktır.

İnsanlığın başına musallat olan DAİŞ barbarlığına ve faşizmine yine Êzidî toplumumuz maruz kalmış. 3 Ağustos 2014 günü Êzidî toplumumuza dönük gerçekleşen insanlık dışı, vahşi saldırı 73.ferman olarak da ifade ettiğimiz- tüm bu yaşananların en trajedili, acılı fermanlarındandı. Ve onarılması güç sonuçlara yol açtığı bilinmektedir.

Bu saldırılarda binlerce Êzidî katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk binlercesi kaçırılmış, yüz binlercesi de Êzidîxan’ı var eden ana toprakları bırakmak zorunda kalarak dünyanın dört bir tarafına savrulmuşlardır. DAİŞ’in gerçekleştirdiği bu fermanla Êzidîler tarihten silinmekle karşı karşıya kalmıştır. Bu katliamlar öngörülebilir olduğu halde ne Irak devleti ne de Başurê Kurdîstan Bölge yönetimi tarafından tedbir alınmıştır.

Êzidîlere ait bir özyönetim ve öz savunma gücü olmadığından 2014 yılı 3 Ağustos’unda DAİŞ saldırdığında kısa sürede Êzidî köylerini işgal edip Şengal’e ulaşmıştır. Şengal’de bulunan askeri güçler de DAİŞ saldırısına karşı direnmemiş, böylece yüz binlerce Êzidî, DAİŞ’in soykırım saldırısına terk edilmiştir. Tarihte yaşadıkları fermanlarda olduğu gibi kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar yalın ayak, aç susuz kendilerini Şengal dağlarına vurmuşlardır. Êzidîlerin bu en zor zamanında 12 PKK’li fedai gerilla kendilerini insanlık dışı DAİŞ katil sürülerine siper etmiş, yine Rojava’dan YPG ve YPJ gerillaları yetişip insanlık koridoru açarak Êzidîleri büyük bir katliamdan ve soykırımdan kurtarmışlardır. Fermandan kurtarılan Êzidîlerin çoğunluğu Rojava, Başurê Kurdîstan ve Bakurê Kurdîstan’daki kamplara dağılırken, 15-20 bin civarındaki halkımız da kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte zor koşullarda Şingal dağlarında kalarak yaşamlarını sürdürmüştür. DAİŞ tehdidinin yanı sıra Şengal’in zor kış koşullarında binlerce ailenin Şengal dağında çadırlarda yaşamını sürdürmede ısrar etmeleri, Êzidî tarihi açısından çok önemli bir direniştir. Bu direniş halkımızın varlığını sürdürme kararlılığı olarak tarihe geçmiştir.

Şengal öz savunma gücü olarak örgütlenen YBŞ ve HPG gerillaları kış boyu DAİŞ’i Şengal dağlarına sokmamışlar, Şengal dağı ve çevresindeki birçok yerleşim yerini DAİŞ’ten kurtarmışlardır. 2015 sonbaharında YBŞ ve HPG gerillaları Şengal merkezinin DAİŞ’ten kurtarılmasında önemli bir rol oynamışlardır. Şengal’i DAİŞ’ten kurtarmak önemli olmakla birlikte toplum olarak bir daha fermanlara uğramamanın güvencesi; kendi öz savunmamız temelinde özyönetimimize kavuşarak özgür ve demokratik yaşamımızı geliştirmek olduğunun bilincine vardık. Bu temelde kendi öz örgütlenmelerimizi geliştirdik ve bu bizim en doğal hakkımızdı. Bu fermanla birlikte Êzidî toplumuna karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş, fermana ve mağduriyetimize yol açmış güçlerin Êzidîlerin bu hakkını kullanmasının önüne geçme yaklaşımı tarafımızdan anlaşılır ve kabul edilir bir yanı yoktur.

Toplumumuz üzerinde gerçekleşen bu fermandan sonra halen Êzidîleri eskisi gibi ele almak, iradesini tanımamak Êzidîlerin yaşananlardan ders çıkartmadığını düşünmek Êzidîlere yapılan en büyük haksızlık ve saygısızlıktır. Ne yazık ki tüm yaşadıklarımız görmezden gelinerek bugün yine Şengal ve Êzidîler üzerinde tekrar hakim olma emelleri kendini ortaya koymaktadır. Êzidîlerin geliştirmek istedikleri öz yönetim alanlarından Xanesora 3 Mart 2017 günü saldırmaları hem de Rojava’daki devrim kaçkını çetelerin eliyle yapmaları böyle bir zihniyetin sonucuydu. Xanesor DAİŞ’in elinde değildi, iki yıldır çocuklarımız tarafından DAİŞ çetelerinden temizlenmiş, savunulmuş ve halkın kendi örgütlenmelerinin geliştiği bir alandı. Bu saldırılarla istedikleri sonucu alamayınca bu defa Türklere saldırtıldı. Türk savaş uçakları Şengal’i bombalayarak korkutmak, iraderemizi kırmak istediler. Tüm bu yaklaşımlar karşısında toplumumuzu teslim alamayacak sindiremeyeceklerdir. Êzidîler ferman öncesi Êzidîler değil, bunu herkesin anlaması gerekiyor. Egemenliğini bize dayatan, irademizi tanımayan hiçbir gücü kabul etmemiz beklenmemelidir. Bu güçlerin her türlü yönelimlerine karşı yılmayacağımızı direneceğimizi belirtik. Bundan sonra da direneceğiz.

Şengal’e dönük güçlerin hakimyet hesapları üzerinden DAİŞ’in elindeki geri kalan kıble alanları geçmişte KDP tarafından kurtarılabilecekken kurtarılmamış. Bu durumda DAİŞ’le savaşan Haşdi Şabi yakın zamanda Şengal’in sınırlarına dayanmış ve Êzidî köylerine girmiştir. Bu durum Şengal’e hakim olmak isteyen güçler arasına Irak merkezi hükümetinin de yeniden dahil olmasını beraberinde getirmiştir. Êzidîler, yaşadıkları bu fermandan sonra öz savunmaları ve öz yönetimleri temelinde özerk bir yaşama kavuşmayı arzularken, yeniden Êzidîxan üzerinde bir hakimiyet kurma mücadelesinin yaşanmasıyla birlikte, demokratik özerkliğin Êzidîler için olmazsa olmaz kabilinden bir öneme sahip olduğu bir daha görülmüştür. DAİŞ saldırısında Êzidî toplumunu koruyamayanlar, DAİŞ yenilgiye uğratıldıktan sonra yeniden Êzidîxan üzerinde hakimiyet kurma emellerini açığa vurmuşlardır.

Biz Êzidîler için 2014 yılı 3 Ağustos fermanı bir dönüm noktasıdır. Artık halkımız kendi varlığını başka güçlerin insafına bırakmak niyetinde değildir. Bir daha soykırıma uğramamak için demokratik özerk yaşama kavuşmayı istemektedir.

Bunun için de Fermandan sadece beş ay sonra 14 Ocak 2015’te halkımız bu temelde bir konferansla meclis oluşumuna gitti ve irade beyan etti. Direnişi geliştirme, topraklarını özgürleştirme kararlılığı kadar; Şengali tekrar yaşam alanı haline dönüştürerek göç etmek zorunda kalanların yerlerine yurtlarına dönmelerini sağlama; kendi öz savunma, öz yönetim sistemlerini geliştirmenin kararlılığını ve iradesini bu konferansla dünyaya duyurdu. Şengali yeniden yaşam ve umut kaynağı haline getirmenin iradesini gösterdi.

Konferansın Şengal’i İnşa Meclisi olarak açığa çıkardığı irade bu halkın, Şengal’in en meşru temsili ve iradesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü bu insanlarımız ve meclisleri olarak Şengali bırakmadık, direndik. Bu halkın meclisi; merkezi ve bölgesel hükümetlerin hiçbir katkı ve desteği olmaksızın var olan yönetim boşluğunu tüm imkansızlık ve zorluklara rağmen doldurdu. 2.5 yıldır kendi öz sistemini kurma çabası içinde olan inşa meclisi bu süre zarfında halkının ihtiyaç duyduğu birçok kurum ve örgütlemelere gitti. Tüm zorluklara rağmen inşa meclisi dağda kalan insanları için yaşam olanak ve imkanlarını yarattı. Halkın kendisini örgütlediği birçok kurum ve örgütlemelere gitti. Çocukları için eğitim ve okullardan tutalım, belediyesi, alan meclisleri, sağlık hizmeti, asayişi ve daha birçok kurum ve örgütlemeleriyle tüm engellemelere rağmen kendi kendisini yürüten öz yönetimi ve özerk sistemiyle Şengal’i yaşam alanına çevirdi.

Şingal’i İnşaa Meclisi sadece Şengal’de kalan Êzidîler için değil, göç eden Êzidîler için de umut oldu ve dönüşler için önemli bir rol oynadı. Binlerce aile Şengal’de geliştirilen bu zemin üzerinden tekrar yerine yurduna dönebildi.

Bugüne kadar bu meclis ağırlıklı olarak halkın yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama, halkın kurumlarını inşa etme ve savunma güçleriyle halkını savuma rolünü oynamıştır. Bundan sonra tüm bu görev ve sorumlulukların yanında halkımız kendi meclisinden Şingalin özerklik temelinde statüsünü güvence altına almayı istemektedir.

Êzidî halkımız 14 Ocak 2015’ten bu yana kendileri hakkındaki kararların öz meclisleri tarafından alındığı, saldırılar karşısında kendini koruyacak öz savunmanın bu meclise bağlı olduğu özerk bir yaşam arzulamaktadır. Êzidîxan üzerindeki hakimiyet mücadelesini reddetmektedirler. Bu açıdan halkımızın olmazsa olmaz kabilinden gördüğü demokratik özerklik projesini her siyasi gücün, ilgili devletlerin, uluslararası güçlerin ve Kürt kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Bu projenin gerekli katkılarla olgunlaştırılarak Êzidîxan’ın özgür ve demokratik yaşama kavuştuğu bir demokratik özerklik yapılanmasına tüm sorumlu güçlerin destek vermesini bekliyoruz.

DEMOKRATİK ÖZERKLİK İÇİN YOL HARİTASI VE TEMEL İLKELER

1-Birleşmiş Milletler denetiminde Êzidîxan özerklik komisyonunun kurulması; Irak, Kürdistan Bölge hükümeti, PKK ve Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu temsilcilerinin bu komisyonda yer alması.

2- Bu komisyon gözetiminde mevcut Êzidî halk meclisinden delegelerin de içinde olduğu tüm Êzidî cemaatlerinin, Êzidî din adamlarının, kadın ve gençlik temsilcilerinin, Êzidîxan sınırları içinde yaşayan farklı inanç ve halk toplulukları temsilcilerinden oluşan yeterli sayıda bir Êzidîxan halk meclisine gidilmesi ve bu meclisin kurucu meclis gibi çalışması,

3-YBŞ ve farklı Êzidî cemaatlerin askeri güçlerinin ortak bir komutanlıkta birleştirilerek Êzidîxan’ın öz savunma gücünün oluşturulması ve bu savunma gücünün oluşturulan Êzidîxan halk meclisine bağlı olması,

4- Polis veya asayiş güçlerinin de Êzidîxan meclisi içinde oluşturulacak “desteya rêvebir” içinde “desteya parastın” tarafından yönetilmesi,

5- Êzidîlerin Irak, Başurê Kurdîstan hükümeti, dış devletler, uluslararası kurumlar ve ilgili siyasi örgüt ve partilerle Êzidîxan’ın Demokratik Özerklik temelinde özgür ve demokratik yaşamını sağlayacak ilişkiler kurmak bu temelde çalışmak için Meclis içinde oluşturulan bir diplomasi komitesi “desteye rêvebire” bağlı çalışması

6- Êzidîxan meclisi içinde sağlık, eğitim, kültür, ekonomi, ticaret, adalet sistemi gibi alanlarda çalışmalar yürütecek “desteya rêvebir”lerin kurulması. Bu çalışmaların sadece bu alanlarda çalışanlardan oluşturulan meclisler tarafından denetlenmesi,

7- Basın, Êzidîxan demokratik ilkeleri ve toplumsal değerleri temelinde bağımsız örgütlenir. Basınla ilgili sorunları basın çalışanlarından oluşmuş basın kurumları ya da meclisleri çözer. Êzidîxan meclisi eşit paylaştırılması koşuluyla her yıl bir bütçeyi basına ayırır.

8- Her şehir ve kasaba yerel meclisler tarafından yönetilmelidir. Meclis bileşimi, bir kısmı genel ve eşit koya dayalı seçimle, bir kısmı da örgütlü demokratik kurumların demokratik temelde seçilmiş temsilcilerinden oluşur. Êzidîxan’ın genelini ilgilendirmeyen, kasabayı ilgilendiren tüm kararlar bu meclis tarafından alınır. Her şehrin ve kasabanın işleri meclisler içinden çıkan “Desteya Rêvebır”ler tarafından yürütülür,

9- Her görüşten siyasi düşünce ve örgütlenme özgürce örgütlenir ve bu örgütlenmeler meclisler ve “desteya rêvebır”ların güvencesi altında olur. Farklı siyasi düşünce ve örgütlenmeler üzerindeki her baskı suç kapsamına girer.

10- Tüm çalışma alanlarında kadının özgün örgütlenmesi sağlanır; sadece kadınları ilgilendiren konularda kadının kendi örgütlenmeleri ve kadın meclisleri tarafından karara bağlanır.

11- Tüm meclislerde ve komünlerde en az yüzde 40 kadın kotası uygulanır. Gençler de meclislerde en az yüzde 15 kota ile temsil edilir.

12- Êzidîxan meclisinde Êzidî din insanlarına yeterli kota ayrılır. Bu kota da öngörülen seçim sistemiyle meclise taşınır.

13- Êzidîxan halk meclisi kurucu meclis rolü oynadıktan sonra seçim kanununa göre yapılan seçimlerle yenilenir.

14- Hem Êzidîxan, hem şehir ve kasaba meclislerinin üyeleri yüzde 65’i genel oyla, yüzde 35’i de örgütlü toplulukların demokratik seçimle belirlenmiş temsilcilerden oluşturulur.

15- Êzidîxan halk meclisi, kurucu rolü oynadıktan sonra Êzidîxan’da oluşacak demokratik özerkliğin Irak merkezi ve Başurê Kurdîstan’la ilişkilerinin nasıl olacağı Êzidîxan özerklik komisyonunun ilgili güçlerle yapacağı müzakerelerle belirlenir. Eğer müzakerelerde bir anlaşma olmazsa Êzidîxan’ın Irak merkezi yönetimine mi, Başurê Kurdîstan Federasyonuna mı bağlı olacağı ya da üçüncü bir yol mu kendisi için öngöreceği demokratik bir referandumla belirlenir.

16- Êzidîxan’ın özerk yapılanmasının ilgili hükümetlerle ilişkisinin nasıl olacağı tespiti yapıldıktan sonra, Êzidîxan’da oluşan demokratik özerkliğin özüne dokunmadan siyasal ve toplumsal yaşamın ilkelerinin Irak geneli ve Başur Kurdîstan Federasyonuyla çelişmeyi önleyecek değişikliklerle uyumlu hale getirilir.

17- Doğrudan Êzidîxan’ı ilgilendiren konular dışında kalan Irak’ın genelini ilgilendiren savunma, diplomasi ve ekonomi vb. faaliyetler konusunda Irak ve Başurê Kurdîstan anayasa ve yasaları çerçevesinde hareket edilir. Ancak genel diplomasi yapılan dış elçiliklerde Êzidîxan’ın kültürünün ve yaşamının tanıtılması açısından bir Êzidî kültür ataşesine yer verilir,

18- Êzidîxan’ın yukarıda belirtilen ilkeler temelinde özerkliğine Irak Anayasası ve Başurê Kurdîstan yasalarında yer verilir.

19- Êzidîler, tarihin insanlığa bıraktığı bir mirastır. Bu açıdan Êzidîxan’ın özerkliği sadece Irak anayasası temelinde güvenceye kavuşmamalı; aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin güvencesinde de olmalıdır. Birleşmiş Milletler denetimindeki Êzidîxan özerklik komisyonunun Demokratik Özerklik kabul edilip pratikleşmeye geçene kadar varlığını sürdürür.

20- Özerkliği kurumlaştırma sürecinde şu anda Êzidîxan’da bulunan askeri güçler dışında dışarıdan yeni askeri güçlerin getirilmemesi. Yukarıda belirtilen çerçevede demokratik özerkliğin tüm taraflarca kabul edildiğinin açıklanmasıyla birlikte Êzidîxan meclisine bağlı olmayan tüm askeri güçlerin Êzidîxan’dan çekilmesi.

21- Êzidîlere yönelik gerçekleşen 73. Fermanın uluslararası alanda jenosit olarak kabul edilmesi, bunun için de; BM gözetiminde gerçekleşecek olan Êzidxan özerklik komisyonun üzerine düşen görev ve sorumluluğunu yapması.

22- Êzidxan özerklik komisyonu tarafından Şengal’de bağımsız bir mahkemenin kurulması, Fermanda kötü rol oynamış, Êzidilerin kanına eli bulaşmış kişilerin mahkeme edilmesi ve cezalandırılması,

23- 26 Ekim’de 2016 Avrupa Parlamentosunda Iraklı Êzidî, Türkmen ve Hıristiyanlar arasında yapılacak protokole Êzidxan özerklik komisyonun destek vermesi.”