Eşekten düşmüş karpuzun sayıklamaları…

Şu Londra’nın nemli dandik havasına bir türlü alışamadım gitti. Hayaletleri, kasveti yetmiyormuşçasına şimdi de başımızda 24 voltluk bir lamba kadar parlayan yani eşek öldüren cinsinden bir güneş.

Fakat bizim başlıktaki karpuzla Londra’nın bedbinliğin pek bir alakası yok. O mesele yine medya denilen melanet kapsamında kılıç sallayan bir akademisyen-yazarımızın eseri. Sahnede bu kez Baskın Oran var.

Müptelalarımız biliyordur lafı fazla uzatmayı sevmem. Sayın Oran’ın biraz ağzı bozuk o yüzden ona mahal vermemek için hemen teşhisimi söyliyeyim, o gerisini düşünsün. Kendisi bir hayli takıntılı, neye derseniz, şöyle bir batıl inancı var: muhalefet hatta NATO’daki bazı densizler cahilliklerinden Erdoğan’ın zulüm yapması için bahane yaratıyorlar. Bugünki yazsında da (24 Kasım) NATO tatbikatında Erdoğan ve M. Kemal’in hedefe konulmasını şöyle değerlendirmiş:

Hedef şaşırmayalım. NATO’nun eşekliği değil, NATO’cunun eşekliği. O NATO teknisyeninin ve ardından da, kim ise, o “Türk asıllı Norveçli subay”ın eşşoğlueşşekliği.   

Daha önce de Erdoğan rejiminin bakanlarını, provokatörlerini ülkelerine almak istemeyen ülkelerin yöneticilerine ve yine bu provokatörlerin yaşadıkları yerlere gelmelerini istemeyen Avrupa’daki Türkiyeli insanlara zılgıtı çekmişti. Sav aynıydı Erdoğan’a bahane yaratmayın!

Benim naçizane tavsiyem öncelikle Sayın Oran nerede durduğuna ve ne yaptığına karar vermeli. Erdoğan rejimine mi karşı, yoksa Erdoğan rejimine karşı olanlara mı karşı. Çünkü geçmişte Erdoğan rejimi şekillenirken Erdoğan’ın goygoycularındandı kendisi ve şimdi muhtemelen koordinatları karıştırıyor, çünkü eşekten düşmek böyle bir şeydir.( Bu arada dedektifinizi Londra’da oturan bir bohem zannetmeyiniz, övünmek gibi olmasın ama icabında dehten de çüşten de anlarız.) Hele eşekten düşmüş karpuz misaliyseniz tabii ki kendinize gelmeniz uzun zaman alır.

Ve bu kendine gelme işi biraz zor bir iş. Çünkü önce yanlış da yapabileceğinizi kabul etme mütevaziliği karakterinizin bir parçası olacak. Sonra kendi kendinize belki düşünür doğrusunu yaparsınız. Ama heyhat hiç unutmam üstad şimdi eleştirse de bir zamanlar paralı eğitimi savunacak kadar liderinin önüne yatmış, kendini helak ediyordu. Ne gam o ara “eğitim kamu hakkıdır!” diye haykıran bir genç Şili’de polis kurşunuyla hayatını kaybetmiş olsun ya da başkaları Ankara’da “parasız eğitim” için pankart açtılar diye tutuklanıyor olsun!

Fazla uzattık bir soruyla bitireyim: Rejim son olarak Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) teşkilat yapısını belirleyen bir yasa tasarısı hazırlamış. Özetle seçim meçim hava olacak, dikta sağlama alınacak, oy hakkı olmayacak! Sayın Oran bütün bunlar birileri “lütuf” yarattığı için mi oldu, siz buna gerçekten inanıyor musunuz?

Oran’ın yazısının tamamı buradan okunabilir:
https://www.artigercek.com/allah-in-buyuk-lutfu-no-2-nato-cunun-esekligi

Related Articles