Erivan’da kar hüküm sürüyor

Erivan’da neredeyse iki buçuk aydır kar altındayız. Önce Kasım başı bir yoklamış, saltanatı kısa sürmüştü. Ama Aralık’ta gelip oturdu, kalkmak bilmiyor.

Son iki seneyle karşılaştırınca öncekiler kış değilmiş. Doğma büyüme buralı olanlar için bile fazla. Sık sık havalardan bıkkınlıkla söz eden insanlar görmeniz mümkün. Yani havadan sudan konuşmak, sıkılınca başvurulan  bir durum değil, bizzat sıkıntının ifadesi.

Gelmeden önce yazılan çizilenlere bakıp “kışlar  fena olacak” deyip, iç geçirip, yine de “Brüksel’in nemli havasına yeğdir” diyordum. Bu kış seyrek güneş görmemize rağmen hala diyorum.

Bir ahbap, evinin önündeki yığılı kara bakıp eskilere dalıyor. Biraz Gorbaçov’a sövüp sayıp “ eskiden böyle miydi, greyder gelir kürerdi bütün karı, şimdi sadece zenginlerin kapısının önü temiz” diye yakınıyor.

Sağdan soldan Nisan ayında yapılacak seçimler için çalışmaların başladığını duyuyorum. Ama sadece duyuyorum. Belki kıştan belki umutsuzluktan, görünürde pek bir şey yok. Buradaki kalbur üstü partilerin tamamı sağcı, muhafazakar ve milliyetçi. Seç, beğen, al. Ara sıra sohbet ettiğim birine sordum, “bizim ufak oğlanı bu sefer bir işe sokarsak ne ala, gerisi boş…”diye yanıtladı.

Dağlık Karabağ-Azerbaycan hattında sık sık ateşkes ihlalleri yaşanıyor. Zaman zaman Ermenistan -Azerbaycan sınır bölgelerinde de. Çözümü pek konuşan yok. Benzer yerlerde , mesela Kıbrıs’ta olduğu gibi hep aynı nakarat: “bir karış toprağı pazarlık konusu yapmayız”.

Geçenlerde Elnur Hüseyinzade adlı bir Azeri askeri esir düşmüş. Öldürülmemiş ya, bazıları hemen “hain” olarak etiketlemeyi becermiş. Maalesef savaşın dişlileri her şeyi öğütebilecek kadar kalın…


Esir asker Elnur Hüseyinzade

Ağlarsa anası ağlar kime ne?


Annesi Saida Hüseyinzade

Arada batıdaki komşularında olanlara kulak kabartmayı Ermenistan ihmal etmiyor. Haberlerde sık sık Türkiye’de olan biten belli başlı şeyler yer alıyor. Bizim kadar alakasız, kendi meselelerinde boğulmuş değiller. Bu hafta başı parlamentoda  HDP Milletvekili Garo Paylan’ı da ülkelerine davet etmeyi konuşmuşlar. Ama “siyasi bir mesele” varmış o yüzden şimdilik teklif olarak kalmış.

Bu yazıya başlarken bir dileğim olmuştu. Cumartesi buranın “sevgililer günü”. Umarım o gün coşan gençlerin neşesi, salkım saçak olan buzları eritir, baharı da getirir, demiştim. Maalesef öyle olmadı. Yine kar yağdı…

Related Articles