Erdoğan’ın Son Kozu: Kürt Oylarında Değişim?

Saray cephesi Türk milliyetçisi, sağ muhafazakar kesimlere „PKK Hayır diyor, bu nedenle Evet diyin“ diye seslenirken, Kürt hareketine müzahir Hayır demesi beklenenler arasında da „MHPliler, CHP’lilerHayır diyor. Ben onlarla yan yana durmam diyenlere“ rastlanıyor. Kimi liberal solcular da benim Hayır‘ım ırkçıyla bir olamaz. O zaman boykot ederim ya da bu referanduma o kadar da anlam yüklemem diyen bir yaklaşım dikkat çekici biçimde yaygın. Ya da AKPliler secimde Hayır çıkarsa da sorun yok biz baştayız diyor ya, bunun benzerini solda ve Kürt çevrelerde görüyoruz. Hayır çıkarsa ne değişecek ki? 7 Haziran örneği ortada değil mi? Sandığa bu kadar anlam yüklemeyin, vs. vs. Özellikle Kürt sosyalistlerinin bu eğilim ve söylemleri harekete sinmiş, kendisine Öcalancı dahi dese de gizli Barzanici milliyetçiliğin dışavurumları olarak bir köşeye kaydetmesi gerekiyor. Son 10 günde bunlarla da mücadele ederek, Hayır kampanyasını çoğu yerdeki yasak savma kabilinden bir is olmaktan öteye geçirmeleri gerekiyor.

Nitekim Tayyip’in bu ikirciklilik ve kafa karışıklığından yararlanarak, iktidarına olan desteğin arttığını gösteren bir sonuç peşinde olduğu görülüyor. Erdoğan geçen hafta Diyarbakır‘da yaptığı konuşmada bölgedeki referandumun sonuçlarının, iki yıldır yaptıkları saldırıların nasıl sonuç vermiş olacağını göstereceğini, halkın devletle bütünleştiğinin görüleceğini söylemiş. Ve eklemiş: “Terörün olduğu yerde istikrar olur mu, güven olur mu? Bölücü terör örgütü ülkemizin huzurunun baş düşmanı. Parası olanın kullandığı bu şebekeden ülkemizi kurtarmakta kararlıyız. Ne dille, ne kurslarla ilgili ne tv yayınlarıyla ilgili en küçük bir endişeniz olmasın.” Barışı asıl kendilerinin hedeflediğini söyleyen Tayyip’in hesabi; bölgede Hayır’ın HDP oylarından düşük çıkması, boykot eğiliminin gücüyle Evet’in AKP oylarından oransal olarak yüksek çıkması. Bu aritmetik gerçeklik kazanıp, son 1,5 yılda yaptıklarını pasif de olsa onaylatırsa, Kürt hareketine tasfiyeci biçimde yaklaşıp da bölgeden rıza alan bir lider olarak kendisini sunacak. Böylelikle de devlet ve bir bütün olarak egemenler nezdinde kredisinin büsbütün sıfırlanmasına engel olacak bir başarıya imza atmış olacak.

Diyarbakır Newrozu sonrasında siyasal analizcilerin ortadan kalktığını iddia ettiği böylesi bir sonucun çıkıp, çıkmaması riske edilmeyecek kadar önemli bir durumdur. HDP’nin su anki dışarıdaki yönetimi (Osman Baydemir ve Ahmet Türk) referanduma dair yaklaşık bir aydır dikkat çekici herhangi bir çıkışta bulunmamıştır. Tayyip Evetlerle bölgede az da olsa oyunu arttırmış, HDP’nin Hayır‘ını 7 Haziran’ın altına itebilirse (bölgede yaygın bir oy hırsızlığı yasanacağının emareleri de çok güçlüdür), bu durumu Kürt hareketi ve demokrat çevreler karşısında kazandığı bir zafer olarak sunacağı açıktır.

Tersinden Kürt hareketi HDP oylarını önemli ölçüde #Hayır’da konsolide ederse, uygulanan imhacı politikaları da uygulayan kişiyle birlikte büyük bir yenilgiye daha uğratmış olacak… Ancak su aşamada bu konsolidasyondan ziyade Arzu Yılmaz’ın geçtiğimiz hafta Cumhuriyet‘te yayımlanan röportajının da işaret ettiği üzere siyasete ve Türkiye’ye duyarsızlaşmayla beslenen pasif boykot daha güçlü bir olasılık gibi gözüküyor. Dileğimiz halk hareketinin önümüzdeki on günde bu olumsuz olasılıkları ortadan kaldıracak bir ataklığın gösterilmesidir.

Related Articles