Erdoğan rejimi “başardı” ama yıkılacak!

Neyi başardı? Bundan elbette hiç bir açıdan meşru olmayan referandumdan hırsızlık ve terörle küçük bir farkla “evet” çıkarmasını kastetmiyorum.

Başardığı aynen kendisi gibi ülkenin yarısını paragöz, lümpen, tecavüzcü, sahtekâr, hırsız, kana susamış, hiç bir ahlaki kaygısı olmayan bir topluluğa dönüştürmesidir.

Referandum sonrası bu durum Erdoğan’ın tetikçisi gazeteci olma sıfatıyla (öteki niteliklerine burada yer yetmez girmeyeyim) Cem Küçük, bu kesimin ihtiraslarını Twitter paylaşımında ‘Evet kazandı ama savaşa hazır olun’ diyerek dile getirdi.

Sosyal medyadan Erdoğan’ın taraftarları, özellikle Orta Anadolu kentlerinde neoliberal diktatörlüğün simgesi Erdoğan’a biat etmeyenlerin kanının dökülmesi çağrısı yaptılar. İçlerindeki bütün nefreti çeşitli hakaretler eşliğinde Ermeni, Alevi ve Kürt olarak gördükleri kesimlere karşı kustular.

İktidarın ortakları arasında da çelişkilerin artacağını hesaba katarsak, bu saaten sonra Erdoğan rejiminin yeni savaşlardan başka halka vadedeceği hiç bir şey yoktur. Irak ve Suriye’den pay kapma, Kürtleri statüsüz bırakma, çevre ülkelerle sınır tartışmaları açma, bu yöneliminin çerçevesi olacak. İçeride ise “yönetme” yöntemi, kendi taraftarı güruhu harekete geçirerek bir linç rejimiyle muhalif kesimleri yıldırmaya, boyun eğdirmeye ve kendine benzetmeye uğraşacak.

Erdoğan rejiminin “başardığı” şeylerden biri de hâlâ kendince “mevcut sistemin kazanımlarını savunmak, yasal-demokratik muhalefetle iktidarı değiştirmek” diye özetleyebileceğimiz daha çok CHP tabanının yaslandığı politik yönelimin hiç bir karşılığı olmadığını bir kez daha gösterdi. Bırakın iktidarı alaşağı etmeyi, ülkede insanların sadece yaşamını sürdürebilmesi için dahi en azından kendini savunabileceği yeni direniş politikalarına ihtiyacı var. Bu rejimi işlemez hale getirmeyi hedefleyen pasif direniş biçimleri dahil dünya halklarının “çıplak şiddet”e karşı geliştirdiği her tür mücadele yöntemini kapsayabilir.

AB, ABD, Rusya vb. güçlere herhangi bir biçimde umut bağlamak fazlasıyla yanıltıcı olur. Dünyanın geneline hâkim olan militarist-otoriter yönelimin egemen olduğu tabloda Erdoğan rejimine de yer var. Onlar bugüne kadar yakılan yıkılan Kürt kentlerini nasıl görmezden gelmişlerse, benzer bir süreç yine işleyecek ve rejim iktidarda kaldığı sürece onunla şu ya da bu yolla uzlaşmayı seçeceklerdir. Bu tabloyu değiştirebilecek şey dünya çapında halkların dayanışması ile birlikte ülkede geliştirilebilecek örgütlü, kapsamlı bir direniştir.

Related Articles