Erdoğan-Putin görüşmesi: Kürt yine anasını görmesin!-Cafer Tar

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti yandaş medyayı ve ulusalcıları fazlasıyla mutlu etmiş gözüküyor. Yeniden Efrîn rüyaları görmeye başladılar. Suriye’de iç savaş başladığında zamanın başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu hedefi büyük koymuş “Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılmayı hayal ediyorlardı.

Şimdilerde ise hedef küçültüler “Afrin’le yatıp Afrin’le” kalkıyorlar. Ağızlarında hep aynı nakarat “bir gece ansızın gelebilirlermiş!” Halbuki Putin Suriye’de bir gece ansızın kendilerinin kapısını çalmıştı.

Rusya Suriye’de, 30 Eylül 2015 tarihinde Türkiye’nin desteklediği cihatçı gruplara karşı Suriye rejiminin yanında askeri müdahalede bulundu.

Suriye iç savaşı Erdoğan ve hükümetinin de dahil olduğu ABD ve AB tarafından geliştirilen görünürde Suriye Rejimini hedef alan ama aslında son tahlilde Rusya ve İran’ı kuşatmayı hedefleyen güçlü bir saldırı kampanyasının son halkasıydı. Suriye düşseydi sıra İran’a gelecek ve Rusya üzerindeki ABD ve Batı baskısı sürekli arttırılacaktı.

Sürekli cihatçılarla iş tutan, olmadık hırçınlıklar yapan Türkiye bu kampanyanın en istekli taşeronuydu. Zamanın başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suriye üzerinden aslında asıl olarak Rusya’ya saldırdıklarını biliyorlardı.

Kuşatma altına alınan Rusya’ydı; Suriye hızla düşürülecek, Katar ve Suudi Arabistan’ın doğal gazı Suriye üzerinden Doğu Akdeniz’e ulaştırılacak, Doğu Akdeniz’de başta İsrail olmak üzere son yıllarda bulunan doğal gaz yataklarıyla da birleştirilecek ve Avrupa’ya Türkiye üzerinden ulaştırılacaktı.

Böylece Avrupa’nın enerjide Rusya’ya olan bağımlılığı azaltılacak; ekonomisi önemli ölçüde enerji gelirlerine bağımlı olan Rusya içerde kamu harcamalarını karşılamada sıkıntıya düşecek, dışarıda her hangi bir soruna müdahale edemeyecek hale gelecekti.

Rusya Suriye’de sadece ekonomik olarak değil askeri olarak da kuşatma altına alınmaya çalışıldı; bunu herkesten çok Türkiye’yi yönetenler biliyordu. Suriye’nin Tartus Limanı Rusya’nın Akdeniz’de stratejik ve jeopolitik ilgi gösterdiği nükleer silahlı savaş gemilerinin olduğu tek limandır. Rusya bu limanda 50’den fazla savaş uçağı barındıran savaş gemileri bulunduruyordu.

Ayrıca Lazkiye’de Rusya kendi toprakları dışında en büyük elektronik gizli dinleme tesisleri kurmuştu. Suriye iç savaşında asıl hedefin Rusya olduğunu anlamak için çok bilmiş olmaya gerek yoktu ve bunu herkesten çok dönemin dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu ve o dönem başbakan olan Erdoğan biliyorlardı.

Eğer bu plan tutsaydı bugün bambaşka bir dünyada yaşıyor olacaktık. O yüzden Papa Francis yaşananları bir tür “üçüncü dünya savaşı” olarak tanımlamıştı. İşler kimsenin istediği gibi gitmedi, başta ABD olmak üzere Batı dünyası işlerin bu duruma gelmesinden İran’a ambargoyu kendi kişisel hırsları yüzünden rüşvet karşılığı delen Erdoğan ve kabinesini sorumlu tutuyorlar.

Bundan dolayıdır ki; Reza Zarrab üzeriden aslında Erdoğan ve hükümetini yargılıyorlar. Eğer İran ambargo ile daha sıkı kuşatma altına alınabilseydi; ne İran Irak’ta bu kadar güçlü olurdu, ne de Rusya Suriye’de bu kadar kolay inisiyatif alabilirdi.

Oyunun sonunda ise Rusya’nın aktif desteğinden mahrum kalmış İran bir süre sonra kuşatma altına alınabilinirdi. Türkiye’yi yönetenler çok taraflı oynadılar; kimseye güven vermediler, hala da vermiyorlar.

Putin’i yakından takip eden gözlemciler “Putin, Erdoğan’la kendi belirlediği koşullarda çalışır ama bir daha asla Erdoğan’a güvenmez!” görüşünde birleşiyorlar. Bir uçtan başka bir uca bu kadar kolay savrulabilen Erdoğan’ın aynı şeyi bir kez daha yapmayacağının hiç garantisi yok! Putin, Erdoğan’ın zik zaklarından yararlanarak Rusya’yı yeniden en azından kuvvetli bir bölgesel güce dönüştürdü; Suriye ve Irak’ta güçlü bir oyuncu haline getirdi. Doğu Akdeniz’de enerji hatlarının geçiş güzergahına yerleşti. Buna karşılık bölgesel güç olma, Emevi Camii’nde namaz kılma hayallerinden çoktan vazgeçmiş, Suriye’de yenilmiş, Ortadoğu’da izole olmuş Erdoğan ve ekibi bütün bunlara karşılık Kürtlerin Efrîn’den çıkarılması karşılığında fit olmak istiyorlar!

Bir kez daha Kürt yeniden anasını görmesin!

195
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles