Erdoğan Faşizminin Fikirsel Sefaleti

Erdoğan faşizminin ideologlarından biri olmaya çalışan Karagül, Suudi hanedanının Yemen’e saldırı savaşını, ‘Kabe’yi Fars emperyalizmine karşı koruma savaşı’ ilan etmişti. Hızını alamamış bölgedeki bütün savaşların asıl nedeninin de İran’ın hakimiyet amacı  olduğunu vurgulamıştı:

Her ne kadar Batı müdahalesi, ABD işgalleri olsa da coğrafyadaki savaşların asıl sebebinin Arap-Fars savaşı olduğuna inanıyorum.”(İslamiçi Armedagon….ve Kabe savaşı, 22.07.16)

Suriye savaşı bittiği anda, o uğursuz dalgalar Basra Körfezi’ne yönelecek, Körfez ülkeleri çok ciddi bir İran tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır. … Tahran’ın nihai hesaplaşmasının Riyad yönetimiyle olacağına, belki İran tanklarının Kabe kapılarına dayanacağına inanıyorum.”(Tanklar kabe’ye Dayanmadan, 06.01.16)

İran molla rejimi ve egemenlerinin bölgede nüfuz kazanma peşinde koştuğu gerçek. Ama ondan daha büyük gerçek, Erdoğan rejimi-Türk burjuvazisinin ve Suudi hanedanlığının İran’dan daha çok bölge hakimiyeti peşinde koştuklarıdır. Bunun en somut kanıtı, Suriye gerici iç savaşını doğrudan yöneten Türkiye-Suudiler ve Katar  üçlüsü olması gerçeğiydi.

Suudi hanedanının Yemen savaşı ve bu savaşa Erdoğan diktatörlüğünün desteği, diğer somut kanıttı.

Erdoğan, Suriye iç savaşını örgütlerken, neo-Osmanlıcı politikayı geliştirmeye çalışmış, “Suriye bizim iç işimizdir” ajitasyonuyla hareket etmişti. Bu strateji Suriye halklarını kanlı ve acımasız, gerici bir savaşın girdabına sokmuş ve iflas etmişti. Suriye’yi alamayan üçlüden Erdoğan, Rojava Devrimi’ni ezmek için Cerablus-Azaz-Bab’ı işgal etti ve Rojava’yla savaşı sürdürüyor.

Bu kanlı savaşlar, Erdoğan rejiminin bölgede hakim olma yayılmacılığının eseri.

Erdoğan ve Suudiler Sünni eksen kurarak bu yayılmacılığı yürüttüler. Yemen savaşı yeni başlamışken Riyad’da İslam Ülkeleri İttifakı’nı ve İslam Ordusu’nu bu Sünni savaş ekseninin gereği olarak kurdular.

Politik İslamcı, hatta Panislamcı da olsalar burjuva devletler, çıkarları için biribirleriyle  çatışırlar. Suudi hanedanlığı, Yemen savaşında ABD’den daha büyük destek almak ve bölgede hakimiyet peşindeki büyük devlet rolünü sürdürmek için, İran’la uzlaşan Katar gibi Arap devletini hizaya çekti, tehdit etti,  himayeci sömürgesi haline getirip büyük gaz kaynaklarına elkoymak istedi.  Araya ABD emperyalizmi girerek uzlaşma sağladı.

Suudi hanedanını bu girişimi, Sünni cephenin ortasından ikiye yarılmasına yolaçtı.

Erdoğan faşizmi, Katar’la kurduğu sermaye ve üs alma ilişkisi içinde. Müslüman Kardeşler’i ve diğer radikal politik islamcılara desteklemek ortak politikası nedeniyle Suudi hanedanlığıyla yolunu ayırdı. Katar’daki Türk üssüne asker gönderdi. Muhtemelen Katar’ı koruma üzerine anlaşmaya girdi.

Erdğan’ın borazanı Karagül, bu kez komplo teorisini 180 derece değiştirdi. kutsal Kabe savaşını bir yana bıraktı. Rakip Suudi hanedanlığını ve destekçisi Batı emperyalizmini hedeflemeye başladı.

Suudiler’in oyuna geldiğini, ABD ve Batı’nın haçlı seferlerini İran’la mezhep savaşı biçiminde savaşla sürdüreceğini vurguladı. Bütün İslam dünyasını böyle bir içsavaşa gelmemesi için uyardı. İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini uydurdu. İslam iç savaşını ancak güçlü Türkiye’nin önleyebileceğini dile getirdi. Erdoğan faşizmini, olası iç kargaşalıklara ve Kürtlerin Rojava ve Bakurdaki olası kargaşalıklarına karşı, güçlendirmenin önemini vurguladı.

Erdoğan Türkiye’si, Mollaların İran’ı, Suudi Hanedanlığı, üçü de burjuva ve faşist devletlere sahipler. Dünya hakimiyeti gerileyen ve konumunu koruyup güçlendirmek için yeniden askeri gücünü kullanarak rekabet savaşını körükleyen ABD’nin Trump’la yeniden tırmandırmaya çalıştığı savaşlar ortamında, bölgenin bu üç büyük devleti, yayılmacı savaşlarla , Cerablus-Azaz-Bab işgali, Yemen işgali, Şiiler üzerinde nüfuz kazanma stratejisiyle, sömürücü çıkarları için vuruşuyorlar. Üçü de ,yayılmacı savaşları rejimlerinin politik islamcı faşizmini, teokratik despotizmini şiddetlendirmenin de aracı yapıyor.

Karagül gibi Erdoğan faşizmininin ideologları, Türk halkını Erdoğan faşizminin destekçisi yapmaya çalışırken, bir yıl önce ak dediğine bir yıl sonra kara diyerek , fikri sefalet sergiliyorlar. Erdoğan faşizminin, Akademiden bütün demokratik güçleri tasfiyesinin  bir amacı da, fikirsel sefaletle biat sağlamak.

Fikirsel sefaletinden de, zulmünden de kurtulmanın yolu Erdoğan faşizmini yıkmak, bu amaçla antifaşist mücadeleyi geliştirmektir.

Ziya ULUSOY

Related Articles