Home / KONUK YAZARLAR / Emperyal güç olacağım derken-Aykan Sever

Emperyal güç olacağım derken-Aykan Sever

Son bir kaç yıldır gerilimli seyreden Türkiye-ABD ilişkilerinde artık bir kavşağa gelindi. Bu hafta sonu ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın Erdoğan’ın danışmanı İ.Kalın’la (Bir süre önce Türkiye’yi teröre finans sağlamakla suçlayan McMaster’in görüşmek için Kalın’ı seçmesi elbette tesadüf olamaz. Hatırlanacağı üzere Kalın, WikiLeaks belgelerinde iktidar çevresinden, gölge CIA Stratfor’a bilgi aktaranlardan biri olarak geçiyordu.) yaptığı görüşmenin devamı olarak ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye ziyareti ve yine ABD Savunma Bakanı Mattis’le mevkidaşı N.Canikli’nin Brüksel’de görüşmesi bekleniyor.

Bu gelişmelerde belirleyici olan taraf ABD ve tam da McMaster’la yapılan görüşme sonrası Türkiye tarafından yapılan ama bir karşılığı olmayan “Türkiye ve ABD’nin uzun vadeli stratejik ortaklık ilişkileri teyit edildi”nin somut karşılığını istiyor. ABD’nin zayıf olduğu yan, şimdi Türkiye’yi bölgede yeni atacağı adımlarda yanına almaya ihtiyacının olması. Mesele elbette sadece Suriye değil. Belki de öncelikle Irak’ta hegemonyanın sağlama alınma sorunu. Tillerson’ın katılımıyla Kuveyt’te bu hafta toplanan “Irak’ın Yeniden Yapılandırılması” başlıklı konferans önemli.

Erdoğan rejiminin esip savurmalarını ciddiye almaya gerek yok. Önemli ölçüde yeniden ABD’nin kanatları altına girmeye hazır bir iktidar var. Fakat biraz korkudan, biraz da uzlaşma öncesi gürültü kopararak, özellikle Kürtlere dönük ABD’den bir şeyler koparmak ve kendi taraftarlarını “kandırma” uğraşı içinde. Bir uzlaşma durumunda dahi Efrîn’de de kaybeden Erdoğan’ın iktidarda kalması zor. Çünkü özellikle Rusya ile geliştirdiği neredeyse bağımlılığa dönüşen ilişkiler böylesi ani manevraları kaldıramayacak durumda. Kendiyle beraber Türkiye’ye ağır bedeller ödetebilecek bir zemine doğru süreç hızla sürüklenebilir. ABD’nin Kürtlerle rejimi yeniden masaya oturmaya zorlaması durumunda da Erdoğan’ın ayakta kalması zayıf bir olasılık.

Bu durumda ne olacak? Muhtemelen ABD yönetimine karşı idare-i maslahatçı bir hat tutturulmaya çalışılacak. Bu adımın ABD için yeterli olacağını düşünmek yanıltıcı olur. Dolayısıyla geçtiğimiz hafta ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin “gizli” yaptığı toplantı da alınan yaptırım kararlarının yavaş yavaş, pes ettirene kadar açılmaya başlanması kaçınılmazlaşır. Nitekim geçtiğimiz hafta bir Türk şirketine DAİŞ’e malzeme sağlamaktan yaptırım gündeme getirildi ve sopanın ucu gösterildi. Yaptırımların kapsamında “terörizmi finanse etmek ve desteklemek, İran’la bağlantılar ve kara para aklamak, başta Türk Akımı olmak üzere Rusya ile ticari ilişkiler, insan hakları ihlalleri” gibi suçların olduğu dile getiriliyor. Bu yaptırımların bir kısmının dahi gündeme gelmesi öncelikle Erdoğan ve çevresini etkisiz hale getirmeyi hedefleyecektir. Erdoğan’ın direnmesi halinde ABD, geleneksel sermaye kesimleri başta olmak üzere CHP, İP, MHP gibi partilerin yanı sıra orduda etkin olan Ergenekoncu kesimlerle ittifak kurarak Erdoğan’ı iktidar uzaklaştıracaktır.

Ruslar Erdoğan’ı korur mu? Bu mümkün ama o zamana vereceği bir şey kalırsa. Sonuçta Erdoğan emperyal güç olacağım derken en yakınındakilerin ayakları altında kalmaya mahkum.

Elbette bunların çoğu spekülatif denklem. Ama su götürmeyecek gerçekler de var:

Biri, ABD eliyle değişecek bir iktidarın elbette yine onların vesayeti altında olacağı, diğeri ve asıl önemlisi ise egemenlerin matematiğinin, ütopyasını mümkün kılmak için direnenlerin sosyolojisini anlamaya, engellemeye yetmediği, yetmeyeceği!

263
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

About Editor Editor

Check Also

Bizim Marx – Antonio Gramsci

Marx, bize kategorik buyruklar, mutlaklar ve karşı gelinemez normlarla yüklü, zaman ve uzam kategorilerinin dışında …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *