Home / KONUK YAZARLAR / Efrîn’in kayıp kızları

Efrîn’in kayıp kızları

Yine Efrîn’den iletişime geçtiğimiz ve adını vermek istemeyen başka bir kaynak, sadece kendi mahallelerinde 21 genç kadına tecavüz edildiğini ve ortalama yaşlarının 15 ila 16 olduğunu ifade ediyor.

Rojda YILDIRIM

Ataerkillikten beslenen tüm yapılar, bir kentin işgalini ‘kadına’ benzetirler. Savaşın ideolojik ve politik mesajlarını kadın bedeni üzerinden verirler. Bu anlamda savaşlar sadece coğrafyalar üzerinden yürütülmez. Belki de daha fazlası kadın bedeni üzerinden devam ettirilir. Türk devleti de kendi tarihsel geleneğine uygun olarak Efrîn kent merkezine girdikten sonra yaptığı ilk iş bu çirkinliği uygulamak oldu.

Savaş koşullarında gerçekleşen tecavüz olaylarını ‘cinsel ihtiyaçların karşılanması’ bağlamında ele alan tüm değerlendirmeler özünde derin bir çarpıtmayı barındırır. Toplu ya da bireysel olarak gerçekleştirilen tüm tecavüzler veya cinsel içerikli saldırılar, sanıldığının aksine tecavüzcünün salt dürtüleriyle de açıklanamaz.

Tecavüzün gerçekleşmesindeki en önemli ‘psikolojik motivasyon’, kadınların ya da çocukların bağlı olduğu etnik kimlik üzerinden inşa edilmek istenen iktidar ve tahakküm ilişkisidir. İşgal, talan, tecavüz ataerkil bir ‘güç’ gösterisidir. ‘Düşman’ olarak görülen toplumu dağıtmak, etnik temizlik yapmak, korku salmak, yerinden etmek gibi birçok somut hedefi barındırır.

Türk devletinin Efrîn’i işgaliyle birlikte yapmak istediği de tam olarak budur. Türk devletine yakın bazı kaynakların açıkladığı üzere bu tecavüzler hiç de ‘gözü dönmüş birkaç çetenin işi’ değildir. Bu kasıtlı bir savaş stratejisidir.

Efrîn’de uyguladıkları vahşeti gizlemeye çalışsalar da kendi elleriyle açık vermekten kurtulamıyorlar. Hani sosyal medyaya düşen Haber Türk muhabiri Veysel Ateş’in ÖSO denen çetelerin yaptığı vahşeti YPG’ye mal etmesi gibi. Röportajda ‘hırsız ve terörist’ olarak adlandırdığı çetelerle ilgili oldukça önemli bir bilgiyi de paylaşan Efrînli yaşlı “Mallarımızı, kadınlarımızı aldılar, geçen akşam 15 yaşlarındaki 3 kıza şurada tecavüz ettiler” demişti.

Efrînli Kürt’ün dile getirdiği bu üç cümlelik konuşma, Türk devlet gerçekliğinin en çıplak biçimde ifade edilişidir. Talan, hırsızlık, terörizm ve tecavüz. Hiçbir şey bu cümlelerin gücü kadar işgal ve savaş gerçekliğini anlatamaz.

Büyük çoğunluğu Şehba bölgesine yerleşen Efrînli sivillerin verdiği kimi bilgiler, bu vahşetin boyutunu gösteriyor. Kadının Rojava’daki örgütlenme sistemi olan Kongreya Star temsilcilerinden aldığımız bilgiler ise dehşet verici.

Kongreya Star’a göre yüzlerce kadın kayıp. Hatta en son 150 kadının çeteler tarafından Efrîn’den alınarak işgal bölgesi Ezaz’a götürüldükleri belirtiliyor.

Yine Efrîn kent merkezinde yaşanan tecavüz ve toplu kaçırmalara yönelik sayının işgal koşullarından dolayı netleştirilemediği ifade ediliyor. Adının verilmesini istemeyen Efrînli bir Kürt en son çetelerin ENKS’li bir ailenin 17 yaşındaki kızını istediklerini, ailenin kabul etmemesi üzerine katlettiklerini ve genç kızı alıp götürdüklerini belirtiyor.

Yine Efrîn’den iletişime geçtiğimiz ve adını vermek istemeyen başka bir kaynak, sadece kendi mahallelerinde 21 genç kadına tecavüz edildiğini ve ortalama yaşlarının 15 ila 16 olduğunu ifade ediyor.

Efrînli genç kadınların çetelerle zorla evlendirildikleri, ailelerin kayıp çocuklarını gizlice aradıkları, bu ailelerin ya tutuklanıp işkence edildiği ya da katledildiği gelen bilgiler arasında. Alevi köylerinde yaşanan yıkım ve vahşetten sonra Êzîdîlerin de zorla Müslümanlaştırılmaya çalışılması Türk devletinin Efrîn’e neden iştahla girmek istediğinin de göstergesi.

Açıktır ki bu sadece bir vahşet değil, Türk devletinin kadın şahsında derinleştirmek istediği soykırım ve cins kırımdır. Bizler bu politikaları Dersim’in halen sayısı bilinmeyen kayıp kızlarından, binleri bulan Şengalli Êzîdî kadınlardan, Enfal kırımından sonra Arap şeyhlerine satılan ve halen bulunamayan Kürt kadınlarından biliyoruz.

Kadın bedeni ile kentin yağmalanmasını eşitleyen Türk devlet faşizmi, savaş, ideoloji ve kadın bedeni üçgeninde gezen tecavüz olgusuyla sözümona işgal sürecini tamamlamak istemektedir. Tecavüzlerle YPJ şahsında somutlaşan kadın direnişçiliğini ve kahramanlığından da intikam almak istediği aşikardır. Barîn Kobanê’nin bedenine işkence yapılmasının böylesine ideolojik bir mesajı vardır.

Savaşı yaşıyoruz; hasarlarını, bombalanan binaları, havaya uçan araçları, kayıp yaşamları, kadınları, çocukları…

Kızı gözlerinin önünde kaçırılıp tecavüz edilen Efrînli bir annenin “bunu yaşayacağıma keşke ölseydim” demesinin bizlere yüklediği tarihsel bir çağrı ve sorumluluk vardır. Bir annenin ya da bir kadının ‘tanrıdan ölüm dilemesini’ değil, mücadele gerçekliğimizle bu barbarlığı ait olduğu yere, asıl sahiplerine göndermek ve bir savaş suçu olarak Türk devletinin yargılanmasını sağlamalıyız. Bize düşen ise savaş, tecavüz ve kadın gerçekliğini daha görünür kılmak, araştırmak, kayıt altına almak ve bu vahşetle daha sistematik mücadele etmektir.

Tecavüzcülerin göremediği ise Kürt kadınlarının ‘beden üzerine inşa edilen tüm gerici ideolojileri’ yine kendi bedenleriyle kurdukları özgürlük anlayışıyla yıkmış olduklarıdır.

Bir cümlede uluslararası mekanizmalar için… Kadın kırımı soykırımın derinleşmiş halini hatta temelini, atomunu oluşturur. Hal böyleyken BM’den tutalım AB’ye kadar kadına dönük tecavüzlerin cins kırım olarak tanınmaması da onların utancı olsun…

Y.Ö.Politika

About Editor Editor

Check Also

Dünya Gündemi-yazarlarımız N. Salaz ve A. Sever’den değerlendirmeler

Hafta sonları Medya Haber Tv’de Selahattin Ş. Işıldak’ın sunduğu Dünya Gündemi programında dünyadaki hafta içi …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *