Dünyanın düşmanları kimlerdir ve nasıl demagoji yaparlar?

Yukarıdaki soruların yanıtları Hamburg’da bu hafta sonu verildi desek yeri. Tabii ki G-20(1) toplantısından bahsediyorum. Güya dünyayı yöneten bu politikacılar dünyanın hayrı için bir araya geldiler. Ama kimseyi inandıramıyor olsalar gerek ki son yıllarda görmediğimiz kadar büyük protestoların hedefi oldular.

İnandırıcı olmaları elbette mümkün değil. Dünya şimdi yaşandığı kadar büyük bir gelir adaletsizliği ile hiç karşı karşıya olmadı. İş sadece burada kalsa “iyi”, küresel ısınma, savaşlar, göçler, kıtlıklar, salgın hastalıklar, insan özgürlüğünü sınırlayan her tür baskı tırmanışta. Elbette bu zemini kuran bir çok faktör söz konusu. Ama temelde paranın aklına teslim olmuş, ütopyası olmayan bir dünyanın selinde sürükleniyor oluşumuz bu felaketlerin anası.

Biz bu dünyanın ilk 31’ine giren “zengin” ülkelerin haline kısaca bir göz atalım. İlk başta zengini niye tırnak içine aldığımla başlayayım. Bu ülkelerin elbette çoğu kağıt üzerinde zengin. Çoook zenginleri de var ama gelin görün ki yiyecek ekmek bulamayanı, başını sokacak bir çatısı olmayanı da çok! G-20’de toplanan liderler sizce toplumlarının hangi kesimini temsil ediyor? Elbette yoksulları olacak hali yok, onların çoğu zaman nasibi cop, kurşun, işkence, açlık, aşağılanma, ayrımcılık. Artık hangisi bahtınıza çıkarsa. Zenginlik mi kime düşer dediniz bunu bilmeyecek ne var, biraz bal tutan parmağını yalar babında çalmayı marifet addedenlere ve çoğu zamanda zaten varsıl olanın hanesine akar.

Demokrasiye gelince kim kaybetmiş ki siz bulasınız? Bu dünyanın “en zengin” diye tabir edilen ülkelerine baktığımızda bazılarında oy hakkının dahi olmadığını, bazılarında seçimin iktidar gasp etme oyununun bir parçası olduğunu, bir kısmında ise adeta kumar oynama fütursuzluğunda demokrasicilik icra edildiğine şahit olabilirsiniz. İfade hürriyeti mi dediniz? Önemli bir kısmında susma özgürlüğüne saygı sonsuz ama o bile bir yere kadar, Reis meydana çıktı mı en yüksek avazınla “yaşa!!” diye bağırmak mecburi. Sadece yolsuzluklar, devlet terörü, ayrımcılık, ırkçılık vb bazı ufak tefek meselelerle ilgili konuşursan sınırlamalar var. Tabii bu normal, konuşma özgürlüğü dediğin zaten hava durumundan(2) ibaret olsa yeter, gerisi çünkü gıybete girer. Ki bu da malumu aliniz “insan eti yemek” kadar büyük günahtır.

Lafı uzatmayayım demagoji kısmına geçelim. G-20’de bir araya gelen ülkelerin liderleri bir çok konuda fikir birliğine varmışlar. Bunlardan biri “terörle mücadele”. Haber şöyle: “G20 liderleri dünya çapındaki terörist saldırıları şiddetle kınadı, terörizme ve finansmanına karşı mücadelede iş birliği mesajı verdi.” Size bunun açıkça büyük bir yalan olduğunu göstermek için öyle Afganistan, Nikaragua falan karıştırmayacağım. Hamburg’da bir araya gelen liderler azıcık söylediklerinde samimi olsalar Erdoğan orada olmazdı. Çevrecilik gibi terörizmin daniskasını sergileyen biriyle eğer terörle mücadele edecekseniz bir araya gelmezsiniz. Tabii mesele şu Erdoğan rejimi bu suçları tek başına işlemedi, işlemiyor!Eğit-donat gibi halen sürdürülen faaliyetlerin anlamı, fiilen doğurduğu sonuçlarının terörizmi desteklemekten başka bir anlamı var mıdır? Suudi Arabistan’ın yıllardır Yemen’e bomba yağdırması terörizm değil midir? Ya Suudilere silah satmak? Ya da her gün halkı tehdit eden, cezaevlerini doldurmaktan, insan katletmekten çekinmeyen, iç savaş hazırlığı yapan birinin sırtını para uğruna sıvazlamanın anlamı nedir?

(1)G20 ülkeleri Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu’ndan oluşuyor.

(2) Hava ile ilgili konuşmak da gıybettir ama Hava çok uçarı olduğu için bu meseleleri takmıyor. Yani istediğiniz kadar, istediğiniz yerde, hatta hiç tanımadığınız kişilerle bile bu konuda konuşmanız caizdir.

Related Articles