Doğayı Diriltmek: Yok Oluş Sonsuz Değil

Jurassic Park hayalleri son yüzyılların hayaliydi. Şimdi biyologlar, yokoluş biyoteknolojisini koruma amacıyla kullanmak istiyorlar. Fakat bu iyi bir fikir olabilir mi?

Katsuhiko Hayashi Tanrı’yı oynuyor. Fukuoka, Japonya’daki Kyushu Üniversitesi’ndeki laboratuvarında kısa süre önce tekrar programlanmış fare cilt hücrelerinden yapılmış yumurtaları kullanarak sekiz bebek fare meydana getirdi. Şimdi sihrini kuzeydeki beyaz gergedan üzerinde deniyor. Nesli tükenmekte olan bir türden üreme sorunları olan sadece üç adet kaldı. Onun daha da büyük planları var: O, soyu tükenmiş hayvanlara diriltmek için bu tekniği kullanmak istiyor.

De-extinction (Soy tükenmesini tersine çevirmek) yeni bir fikir değildir. Hayashi ve diğerleri daha yüksek anyayışlı bir yaklaşım benimsiyorlar. Hızlı hareket eden biyoteknolojinin alanına bakıp ve koruma potansiyelini görüyorlar. Hayashi “Birçok hayvan insan hatası yüzünden yok oldu, bu yüzden onları kurtarmak için teknolojiyi kullanmamız gerekiyor” diyor.

Her gün gezegenden 100 kadar türün kaybolduğu şimdiye kadarki en büyük kitlesel yok oluşlardan birinde yaşıyoruz. Kaçakçılıktan kirliliğe ve iklim değişikliğine kadar tüm olumsuzlukları bizler yaratıyoruz. Aynı zamanda, genom dizilimi, klonlama ve CRISPR gibi gen düzenleme araçları da dahil olmak üzere ileri teknoloji, biyoteknoloji, yaşamı manipüle etmemize izin veriyor. Artık yok oluşlarını geri alabilmenin eşiğindeyiz ve araştırmacılar oraya varmak için yarışıyorlar. Bazıları heyecan verici yeni bir koruma çağını öngörürken ve korumacıları kucaklamaya çağırıyorlarken, diğerleri doğaya yüksek teknolojili müdahale ihtimali nedeniyle dehşete düşüyor.

Kaynak: https://www.newscientist.com/article/mg23331140-600-resurrecting-nature-extinct-is-not-forever/

Related Articles