Dicle Vadisi yok oluyor, baksana!

Dicle Vadisi ekosistemi üzerine 22 yıl çalışan akademisyen Zeki Kanay, “Onu anlayabilesiydik, derdini görebilseydik bu hale gelmezdi” diyerek, Dicle Vadisi’nde yaşanan tahribata dikkat çekti.

Dicle Vadisi, kendi içerisinde kültürel, ekonomik ve tarihi değerleri taşıyan bölgenin en önemli canlı yaşam alanı. Ancak bu yaşam alanı yapımı süren barajlar nedeniyle her geçen gün tahrip edilerek betonlaştırılıyor. Zengin bir canlı çeşitliliğine sahip Dicle Vadisi içerisinde Diyarbakır için önemli ekonomik ve ekolojik yaşam alanı olan ve 2015 yılında UNESCO tarafından Diyarbakır Sur’larıyla birlikte Dünya Kültürel Miras listesine alınan, ancak korunması için herhangi bir adım atılmayan Hevsel Bahçeleri ise yaşanan çatışmalardan sonra tahrip edilerek, betonlaşmaya açıldı.
Bölgenin tahrip edilen bir diğer tarihi mekanı Hasankeyf de, tüm tepkilere rağmen yapımı devam eden Ilısu Barajı nedeniyle Dicle Nehri’nin büyük bir bölümü kumla doldurularak canlıların yaşam alanı yok ediliyor. Binlerce balık da nehir üzerinde devam eden çalışmalar nedeniyle öldü. Son olarak On Gözlü Köprü’de binlerce balık suyun kirlenmesi ve akış yönünün değiştirilmesi nedeniyle öldü. 22 yıldır Dicle Üniversitesi’nde Dicle Vadisi ekosistemi üzerine çalışmaları olan, ihraç edilen Dicle Üniversitesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı’nda 23 yıl görev yapan Yrd. Doç. Dr. Zeki Kanay, Dicle Vadisi’ndeki tahribatın giderek derinleştiğine dikkat çekti.
‘DİCLE VADİSİ’NİN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ YOK EDİLİYOR’
Dicle Vadisi’nin durumunun “içler açısı” hale getirildiğini ifade eden Kanay, Dicle Vadisi’nin önemine değinerek, “Bu nehir veya vadi akılcı bir yaklaşımla ele alınsaydı, belki de Türkiye’de değil, dünyada da eşi benzeri olmayan bir çekim merkezi olabilirdi” dedi. Dicle Üniversitesi yönetiminin Dicle Vadisi üzerinde betonlaşmaya ve ağaçsız bırakmaya yönelik birçok projeyi uygulamaya koyduğunu ve vadinin ekosistemine zarar verdiğini aktaran Kanay, üniversite yönetiminin vadi içerisinde bulunan biyolojik çeşitliliğini yok ettiğini söyledi.
‘BİZ KORUMAZSAK KİMSE KORUMAZ’
Dicle Vadisi için verilen mücadelenin daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Kanay, “Biz bir olabilseydik, anlayabilseydik ve onun derdini görebilseydik, Dicle Vadisi bu hale gelmezdi” dedi. UNESCO’nun Dicle Vadisi’nde devam eden yıkıma karşı ses çıkartmamasını eleştiren Kanay, “Dicle Vadisi’ni biz koruyamazsak kimse korumayacak. UNESCO’ya güvenmemeliyiz. Bu kadar yıkıma rağmen ses bile çıkarmadı. Burada farklı politikalar var” şeklinde konuştu.
‘BARAJLAR TOPLU BALIK ÖLÜMLERİNİ ARTTIRDI’
Vadinin endemik canlı türleri açısından önemli bir alan olduğuna işaret eden Kanay, şunları söyledi: “Dicle Vadisi’nde 51’ e yakın balık türü var. Ancak bu türlerin çoğu baraj nedeniyle tehdit altındadır. Dicle Nehri, nehir olmaktan çıktı. Suyun yönü barajlarla birlikte kesildi. Bu durum Fırat Nehri için de yaşanmıştı. Şimdi de Dicle Nehri aynı durumu yaşıyor. Baraj nedeniyle Dicle’nin suyu hiç akmayacak seviyeye geliyor. Balıklar da bu strese daha fazla dayanamadığı için beraberinde balık ölümlerini de arttırdı.”
‘DİCLE VADİSİ İÇİN HER ZAMAN BİR UMUT VAR’
Dicle Vadisi’ndeki tahribatı derinleştirecek yeni rant projelerin uygulandığına da dikkat çeken Kanay, bu projelere karşı toplumsal tepkinin yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Kanay, Dicle Vadisi üzerinde uygulanan politikaların sürdürülebilir olmadığını ve bunun uygulayıcıları tarafından da bir gün anlaşılacağını belirtti. Dicle Vadisi için her zaman bir umut olduğunu sözlerine ekleyen Kanay, Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri için Hevsel’i Koruma Platformu’nun da hem yasal olarak hem de duyarlılık için girişimlerinin devam ettiğini söyledi.
MA / Sonya Bayık – Esra Solin Dal 

Related Articles