”Dersim’in yerlileri, Kızılbaş Kürdler”

Başlıktaki ifade bana ait değil aşağıda hakkında biraz bilgi aktaracağım Dersim: Canabarhortutyun yev Değakrutyun Kitabının yazarı Antranik (Yeritsyan)’a ait. Yazar bu ifadeyi Kitabında çok sık kullanmakta
Bilindiği gibi Dersim’de yaşayan halkın kimliği ve inancıyla ilgili çeşitli söylemler ve tartışmalar hep dile getirilmiştir. Bu tartışmalar son zamanlarda daha da bir çeşitlenerek artı.
Geçmişte Devlet tarafından, ”Dönme” Türkler, Türklerin dağlı hali gibi söylemler kullanılıyordu. 1980’den sonra başlayan Zazalar söylemi yine devlet örgütlenmesi olarak karşımıza çıkıyordu. Buda tutmayınca, Türk Devletinin iliklerine kadar asimilasyonuna uğramış kişilerini biz hiç biri değiliz (Aleviliği millet-ulus sananların) sadece Aleviyiz demelerin duyardık .
Şimdide Dersim Kızılbaş Kürdleri aslında Kürd değil Dönme Ermenidir ifadesi gizli kripto Ermeniciler tarafından çok sık kullanılmaya başlandı.
Hata bir kısım Süryani kesim tarafından da hayır Ermeni’de değiller, onlar kendini bilmiyor Kızılbaş ve Êzidiler aslında dönme Süryanidirler diye ifadeler duyulmaya başlandı.
Fetullah Gülen, Rıza Zelyut, Yusuf Halaçoğlu ve Türk Devleti çeşitli dönemlerde Dersimlilerin dönme Ermeni olduklarını dile getiriyordu, yeni bir şey değil.
Fakat son yıllarda Erivan merkez başta olmak üzere diasporada ki Ermeniler ve çevrelerine topladıkları bazı sol örgütlerden dökülmüş kişilerle Dernekler kurup, dergiler, kitaplar, belgeseller çekerek Dersim Alevi-Kızılbaş Kürdlerin TÜMÜNÜN DÖNME ERMENİ olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar. hatta bu gruba Êzidilerde katarak, Êzidilerde Ermeni’dir veya Süryani’dir gibi ifadeler duyulmakta.
Gerçekten böylemi? Dersim’de sadece Ermeniler mi yaşıyordu dillerini, dinlerini, Kültürlerini, asimilasyoncu olmayan Kürt Alevi-Kızılbaşların baskısı sonucu unutup sonradan Kürd mü oldular. 100 yıllar boyu her Kültür ve ırktan toplulukları kendi denetimi altında yaşatan, Osmanlı-Türkler Ermenileri tümden değiştirip dönüştürmeyi başaramadı da. Kendilerini dışarıdan gelen iktidar baskı ve katliamlarına karışı korumaya çalışan, koruma psikolojisi ile Kültür ve yaşamını sürdüren Alevi-Kızılbaş Kürdler mi başardı bunu. gerçekten Ermeni ve Süryanileri asimilemi etti.
Durum buysa Gerçekten önünde şapka çıkartmak gerekiyor. Kürd Alevi-Kızılbaşlar çok güçlü bir asimilasyoncu halkmış. Tüm Ermenileri Kürd yapmış hemde çok kısa bir zaman içinde.
Bu konuya ilişki 117 yıl önce Tiflis’te Antranik (Yeritsyan) tarafından basılmış, orjinal adı Dersim: Canabarhortutyun yev Değakrutyun (Dersim:Seyhat ve Topografi) olan bir Ermeninin Dersime Seyhatini anlatan kitap, bir çok noktada ”Tümü Dönme Ermenidir” söylemini çürüten ilgiç bilgiler barındırmakta.
2009 yılında Têmûrê Xelîl tarafında Kürdçenin Kurmanci lehçesinde Deng yayınlarından basılan kitap, 2010 yılında da Roşan Lezgîn tarafından Kürtçenin Kırmanci-Dimili lehçesinde Vate yayınlarından basılmış. Türkçe çevirisi ise (Dersim Seyahatname) Payline Tomasyan tarafından yapılmış.
Kitap 1800 Yıllarla ilgili Dersim ve sonradan Dersim’den kopartılan Bölgeler ile ilgili çok çarpıcı bilgiler veriyor. Dersim üzerine araştırma yapan her insanın mutlaka okuması gereken bir kitap.
Dersim’in doğası, bitkileri, çiçekleri, ekolojik yapısı, maden kaynakları ki bunlar; Altın, bakır, Nitrat, Petrol ve Tuz gibi madenler hakkında bilgiler sunmakta. Evcil ve vahşi hayvanlarını da kısmen işleyen kitap, Dersim doğa severlerin çok şey öğreneceği ve bilgileneceği bir kitap.
Yazar Kitabında Dersim’de Kürdler, Ermeniler ve Osmanlı-Türklerden söz etmekte. Bunların sosyal kültürel yaşam biçimlerine ilişkin bilgiler vermekte. Kürd’ler ve Ermenilerin uyum içinde yaşadıklarını Osmanlı baskı ve saldırılarına karşı bazen birlikte bazende Kürdlerin Ermenileri koruduğunu aktarmakta.
Özelikle Osmanlı’nın yaptığı saldırılara karşı Dersim Kürdlerinin birbirleriyle kavgalı olsalar da Kavgalarını unutarak birlikte harekat ettiklerini dile getirmekte. bugün bunu ne yazı ki göremiyoruz.
Bir tehlike karşısında ”HAWAR” (imdat) kavramını dağlar vadiler arasında haykırarak iletişim aracı olarak kullandıklarını aktarmakta. Bu kavram Kürdistan’ın bir çok yerinde hala kullanılsa da neredeyse Dersimde unutulmuş gibi.
Yazar ”Dersimlilerin Yaşamı” başlıklı 147. sayfada Dersimlilerin özeliklerinden söz ederken şu noktayı dile getirmekte ”Ağlamak, ağıt, dövünme, keder ve ah çekme denen şeyler Dersimlilere yabancıdır. Ağlaklara acımaz, aksine, göz yaşında teselli arıyorlar diye alay ederler.”
Yazarın belirtiği bu özellikleri şu ana ne yazık ki kaybetmiş durumdayız ah çekmek, keder ve acıları ağıtlarımızda kılamlarımzda arar olmuşuz.
Kızılbaş Kürdlerin geçim kaynağının hayvancılık, ormancılık toplayıcılık ve tarımla olduğunu belirten yazar üretip topladıklarını Pertek’e getirip takas ettiklerini dile getiriyor. Bunun dışında Fırat ırmağından taa Musul’a kadar ticaret yaptıklarını aktarmakta .
Kitabın çevirisinde bir hata yoksa eğer yazar Kürdlerden ”Dersimin yerlileri” ”yerli Kızılbaş Kürdler” tabirini çok sık kullanmakta. bu ifadeye kitabın bir çok yerinde rastlamak mümkün bazı yerleri anlatırken yazar Ermenilerin çevre bölgelerden gelip Dersime yerleştiğini belirtirken kızılbaş kürdlerden ”Dersimin yerli halkı” tabirini sürekli vurgulamakta
Yazar gezip tozduğu yerlerde Kızılbaş Kürdlere, Ermenilere ve Türklere rastlarken zazalara ne yazık ki rastlayamamış. Dersimde o dönem tek bir Zaza bile yokmuş.
”Dersim’in Bölümleri” başlıklı kısımda yazar Osmanlıya tabi olanlar, yarı tabi olanlar ve bağımsız olanlar olmak üzere Dersim’i üç Bölüme ayırmış.
Tabi olanlar; Karaçor veya Çarsancak, Ermeni ve Kürd köyleri olmak üzere 60 köyden oluştuğunu aktarmakta. Çarsancak’ın iki önemli begi olduğunu belirten yazar bunların Osman beg ve İsak beg olduğunu belirtir. Karaçor veya Çarsancak Peri, Pertek, Çemişgezek, Tercan olarak 4 kazadan oluştuğunu aktarmakta.
1- Peri: yazar Çarsancak’ın ticaret merkezinin Peri olduğunu 55-60 civarında dükkanın olduğunu bunların neredeyse tamamını Ermenilerin işkediklerini dile getirmekte. 600 haneye yakın Ermeni yaşadığının bunlarında Ortadoks ve Protestan Ermeniler olarak ikiye ayrıldığını vurgulamakta. Ayrıca Peri’de karakol olduğunu ve bu karakolların Kürt ve Türk Binbaşılar tarafından yönetildiğini belirtmekte.
2- Pertek: Çarsancak’a bağlı en büyük köy olarak geçer eski ve yeni Pertek olmak üzere ikiye ayrılır. Daha çok yeni Pertek kullanılmaktadır eski Pertek’te kimsenin yaşamadığını belirten yazar; Nüfusun çoğunun Kürdler ve Türkler’in oluşturduğunu Ermenilelerin ise Harput’un köylerinden geldiklerini belirtir. Dersim Kürdleri için Pertek önemli bir Şehir özeliği taşır.
3- Çemişgezek: 1500 haneden oluşan Çemişgezek Kürdler, Ermeniler ve Türklerin birlikte yaşadığı bir yerdir. Yazar Hozat mutasarrıflığına bağlı olduğunu kitabında aktarır. 1500 hanelik Çemişgezek’te Kürtlerin kaç köyünün olduğunu belirtmese de 25-30 Ermeni köyü olduğunu dile getirir.
4- Tercan: Dersim’in kuzeydoğusunda kalan Terca’nın Erzincan mutasarrıflığına bağlı olduğu, nüfusunun bir kısmı Ermeni olsa da 75-80 köyden oluştuğunu bunların büyük bir kısmınında Kürd olduğunu belirtir.
Yarı tabi olanlar; Kızıl Kilise, Pağ, Mazgirt, Hozat, Ovacık, Kuzuçam veya Ağkan olmak üzere 5 bölüme ayrılır.
1- Kızıl Kilise: Yazar kızıl Kilise’yi (Garmir vank- Garmir yegeğetsi) gibi Ermenice olabileceğini belirtse de net bilgi verememekte. 250-300 haneden oluştuğun 20-25 civarında Ermeni köyü olduğunu bunlarında neredeyse tamamının Harput, Erzincan ve Kiğı’dan gelen Ermeniler olduğunu dile getiren yazar geri kalan 70-75 civarında köyünde Kürd köyleri olduğunu belirtir.
2- Pağ: 200-250 haneden oluşur. 35-40 Kürd köyü olduğunu burada hakim olan Kürd aşiretinin Alan aşireti olduğunu reisinin de Gülabi ağa olduğunu belirtir. Ermeni, Mirakyanların ve Türklerin çevre yerlerden gelip yerleştiklerini dile getirir.
3- Mazgirt: 700-800 haneden oluştuğunu belirten yazar Ermenilerin bir kısmının yerli bir kısmının göç sonucu buraya geldiklerini dile getirmekte. Mazgirt’i yönetenlerin Türkler olduğunu, bir tabur asker yarım taburda jandarmanın var olduğunu belirten yazar, 25-30 Kürd köyünün olduğunu aktarmakta.
4-Hozat: Önceleri Vilayet olarak gecen Hozat mutasarrıf olarak Harput valiliğine bağlıdır. 1500 haneden oluşan Hozat’ın yönetimi dışarıdan gelmiş Türklerin elindedir. Harput, Arapgir, Eğin ve Çemişgezek’ten göç etmiş Ermeniler ise Zanaatkârlığı ve ticareti elinde bulundurduğunu belirtir. Hozat ve çevresinde 30-35 Kürd köyü olduğunu dile getirir. ceviz yün ve halısı ile ünlü olduğunu aktarmaktadır.
5-Ovacık: Kitapta Munzur çayının kaynağının çıktığı yer olarak analatan yazar Ovacık ovasının ürününün bol olduğunu fakat buranın halkının bundan faydalanmadığını belirtir. 25-40 Kürd köyünün var olduğunu, saf Kızılbaş Kürtlerden oluştuğunu belirtmekte. iki büyük reis tarafından yönetildiğini ve bunlarında Diabi Ağa ve Ahmet Ağa olduklarını dile getirir. yazar Ovacıkta hiç Ermeni yaşamadığını dile getirmektedir.
6- Kuzuçan: Dersimin kuzey bölgesinde en büyük yerleşkelerden biri olduğunu aktaran yazar, 300-360’tan fazla Kürd köyü olduğunu aktarmakta. Çok az sayıda Ermeni’nin yaşadığını belirtir. Bölgenin yönetiminin II. Hüseyin begde olduğunu söyler.
Bağımsız olanalar; Kuti Deresi, Dujik veya Abasan diye iki bölgeye ayrılır.
1-Kuti Dersi: Yazar Buranın diğer bir adınında Haydaran olduğunu aktarmakta. adının mercan dağlarından alan büyük ırmağının buradan aktığını aktarana yazar, Kuti dersinin her iki yamacında da 750-800’den oluşan bağımsız Kürdlerin yaşadığını, Ağalarının ise Memo Ağa olduğunu aktarmakta. Haydaranlılar dışında burada Alanlılar Cibranlılarda ve başka aşiretlerde yaşadığını aktaran yazar, bu bölgede hiç Ermeni yerleşimi olmadığını belirtir. Bölgeye gelen Ermeni Zanaatkârlarla iyi ilişki içinde olduklarını aktaran yazar, Jel dağının heybetine değinmeden de geçmez. Buranın Haydaranlıların yaylası olduğunun belirtir.
2- Dujik: Bugün Dersimliler tarafından Tujik bava dağı olarak adlandırılan Dujik bava dağı, o dönem Osmanlıya tabi olamayan en büyük bölgelerden bir olarak tarif edilmiş. yazarın aktardığı bilgiye göre 65-70 bine yakın Kızılbaş Kürd bu bölgede yaşarmış. bunların 35-40 bini silahlı gençlerden oluştuğunu aktaran yazar, bu bölgede Osmanlı’ya biat etmeyen bir çok aşiretin barındığını en büyük aşiretin ise Kureşan aşireti olduğunu dile getirmekte. Liderlerinin Seyit İbrahim olduğunu ve aynı zamanda dini bir lider olduğunu vurgulamakta.
Yazarın Seyit İbrahim konusunda yanlış bilgi aktardığı kanısındayım sözünü ettiği Seyit İbrahim Seyit Rıza’nın babası Seyit İbrahim’dir diye düşünüyorum. Oda Şeyh Hesenan (Şixhesenu) ocağına bağlı Abbasan aşiret lideridir.
Yazar Dujik dağına Ermenilerin (Aslan) anlamına gelen Arüdz dediklerini aktarmakta. Dersimliler tarafından ise kutsal bir dağ olduğunu vurgulamakta
Yazarın kitabında aktardığına göre Kuti ve Dujik bölgelerinde 100,000 kızılbaş Kürdün yaşadığını bunların Osmanlı’ya tabi olmayan aşiretlerden oluştuğunu belirterek şöyle sıralamakta; İzollular, Bulanuğlular, Hıranlılar, Haydaranlılar, Cibranlılar-Cibanlılar, Alanlılar, Dujikliler, Kutililer, Abasanlılar, Halvoregliler, Halvorulular, şeyh hasanalılar, Mamıklılar, kharaçollular, Yusufanlılar, Kuzuçanlılar ve Mirakyanlar-Miraklılar vs.
Yazar Mirakyanlıların Ermenilere bağlı aşiret olduğunu iddia etmekte. Ayrıca yazar genel Dersimde Kızılbaş Kürdlerin toplam nüfusunun 200,000 olduğunun iddia etmekte.
O dönem ne kadar Ermeni ve Kürd yaşadı bilinmez fakat Dersim Ermeni Kürd Süryani ve kısmende Türklerin birlikte yaşadığı bir coğrafya olmuştur görülmesi gerekende budur. Dersimde ne Kürdler Ermeni’leri Kürdleştirmek için bir baskı uyguladı nede Ermeni’ler Kürdlere bunu yaptı her insan kendi rengi dili kültürüyle güzeldir.
Bu coğrafyaya gelmiş yerleşmiş Ermeni’leri Dersim’in yerli Alevi-kızılbaş Kürdleri hep korumuş ve kollamıştır 1915’de Osmanlı’nın zulmünden kaçıp gelip Dersim’e sığınan Ermeni’leri Dersim’in lideri seyit Rıza Osmanlı’ya teslim etmemiştir. Kendisinden Ermeni’leri isteyen Osmanlı’ya Seyit Rıza’nın verdiği cevapla yazımı bitirmek istiyorum. BİZDE YARALI CEYLAN KURDA TESLİM EDİLMEZ.

Düzgün VEROZ

Related Articles