DARBENİN EKONOMİ POLİTİĞİ

İktisadi kriz derinleşirken, her türlü zorbalıkla ve kuralsızlıkla meclisten geçirilen “başkanlık” ya da diktatörlük yasasına referandumda HAYIR çıkacağı endişesi artıyor. HAYIR çıkacağı korkusu sarayın ve hükümetin uykularını kaçırıyor. Tehditler, korkutmalar ve darbenin ekonomi politiği devreye giriyor.

Cumhurbaşkanı, iktidarın bütün zor aygıtlarını kullanarak etrafına topladığı oda ve borsa başkanları ve yandaş kapitalistlerle birlikte canlı yayınlarda her gün yeni bir paket açıklıyor. Ekonomiyi düze çıkarmak için açıkladıkları paketlerin haddi hesabı yok. Kamunun bütün gücünü kullanarak referandumda evet için PR çalışması yapıyorlar.

Vergi oranlarını düşürmek, konut kredilerinin vadelerini uzatmak, özel tüketim vergilerini indirmek, sürekli teşvikler vermek, istihdamı arttırmak için sermayeye kaynak aktarmak… gibi üstten buyruklarla, popülist politikalarla krizi yönetmeye çalışıyorlar. Bütün bu kampanyaların ömrü Nisan sonuna kadar. Bir bakıma kendilerine biçtikleri siyasi ömür buraya kadar. Anlayamadıkları şu ki her iktisadi aktörün; hukuk, güven, istikrar ve demokrasiye ihtiyacı var. Darbe yasaları ve KHK ile toplum ve ekonomi dizayn edilmiyor/edilemez. Kapitalist sistemin işleyişinin bir mantığı var. Bu işleyiş dünya kapitalist sistemin dinamiklerinden bağımsız değildir.

Darbelerin ekonomi politiğinin temel işlevi; güç ilişkilerinin kendisi ile kader birliği yapan grup, sınıf lehine düzeltilmesi, mevcut iktisadi ilişkilerin kesintiye uğratılması, sermaye birikimi ve mülkiyet ilişkilerinin belirli çevreler ve güçlere aktarılmasıdır. İhalelerin iptal edilmesi, yeni sistemin hukuk dışı yöntemlerle tayin edilmesi, özel ve kamu mülkiyetlerine el konulması, kayyum atanması, vergi denetimi ile baskı altına alınıp cezalandırılmasıdır. Kendisinden yana olmayanların ekonomik faaliyetlerini sürdürme istencini ve motivasyonunu bozmasıdır.

Darbelerin ekonomi politiğinin bir diğer asli işlevi, kapitalistlerle işçiler arasındaki sınıf mücadelesinde işçi sınıfının hak ve mücadele arayışlarının, çabalarının mutlak bir şekilde baskılanmasıdır. Normal politik süreçlerde işçi sınıfının önüne çıkarılan sayısız engeller bu dönemde daha katı ve agresif şekilde uygulanır. Grev, toplantı ve gösteriler yasaklanır. Sendikal faaliyetler olağan koşullardaki zorluklara yenileri eklenir. 15 Temmı olağanüstü hal bahane edilerek metal iş kolundaki birçok grev yasaklandı. Sınıf temelli sendikacılık yapan binlerce DİSK, KESK ve Eğitim-Sen üyesi işten atıldı. Darbeler sermaye lehine uygulamalar içeren büyük bir fırsata dönüştürüldü.

Darbelerin ekonomi politiği, sadece özel mülkiyet ve sermaye ilişkilerini değil aynı zaman da kamu kaynaklarının da yaratılan olağanüstü koşullarda denetimsiz ve kuralsız bir şekilde kullanılmasıdır. 2016 yılında oluşturulan Varlık Fonu, darbelerin ekonomi politiğinin uygulanması için müthiş bir şekilde devreye girdi. Özelleştirmelerden elde kalan bakiyeler bu fona aktırılarak meclis ve Sayıştay’ın denetiminden çıkarıldı. Denetimsiz, kuralsız bir şekilde yandaş sermaye gruplarına aktarılması, şirketlerin kurtarılmasında kullanılacak mekanizma yaratıldı.

Barış için bildiriye imza atan, sol, muhalif akademisyenlere yönelik baskı ve görevden almalar devam ediyor. Darbe süreci siyasi, kültürel, iktisadi baskılarla tutuklamalarla devam ederken, ülke tam anlamıyla torba yasa, KHK çöplüğüne ve açık cezaevine dönüşmüş vaziyette.

Related Articles