Cumartesi Anneleri: Devlet üç maymunları oynuyor

Cumartesi Anneleri bu hafta, 1981’de gözaltına alındıktan 85 gün sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında çıkan Süleyman Cihan için adalet istedi. “Devlet üç maymunları oynuyor” diyen anneler, “Suç işleyenler yargı önüne çıkarılırsa ve ailelerden özür dilenirse acıları hafifleyecektir” çağrısı yaptı.

Süleyman Cihan’ın ağabeyi Ahmet Cihan ise, “Ateş düştüğü yeri yakar” diyerek, kaybedilmenin ayrı bir travma yaşattığını ve normal ölümün ötesinde işkenceyle öldürülüp, ailesinden gizlenerek defnedilmesi aile çok farklı şeyler yaşattığını söyledi. Mezarı bulunsun bulunmasın acısını hafifletecek bir tek şey olduğunu ifade eden Cihan, “Devletin devlet adına suç işleyen mensuplarının suç işledikleri için yargı önüne çıkarılması ve devletin ailelerden özür dilemesi acıları hafifletecektir. Cihan dosyasına bakan savcının daha önce ‘Devlet yetkileri canavarca hisle öldürülmesi’ diyerek bunun kabul ediyor ama mahkeme bunu görmezden geliyor. Biz delil aradık. Ama yargı ve devlet üç maymunu oynuyor bizi duymuyor, görmüyor ve konuşmuyor” diye belirtti. Cihan son olarak, kayıpların onların onuru olduğunu ifade ederek, yaşadıkları sürece hakikat ve adalet aramaya devam edeceklerini söyledi.

Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 644’üncü kez Galatasaray Meydan’ında bir araya geldi. Eylemde açılan “Failler belli kayıplar nerede” pankartının üzerine kırmızı karanfiller ve barışı simgeleyen beyaz tülbent bırakılarak, üzerinde kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizlerin taşındı. Oturma eylemine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.

Bu haftaki eylemde, 29 Temmuz 1981’de Edirne’den İstanbul’a gelirken İstanbul yakınlarında sivil polisler tarafından gözaltına alındıktan 85 gün sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında çıkan 31 yaşındaki öğretmen Süleyman Cihan için adalet talep edildi.

‘SENİN HİÇ OĞLUN GÖZALTINDA KAYBEDİLDİ Mİ?’

23 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ilk olarak konuştu. 24 Temmuz’da oğlunun doğum günü nedeni ile konuştuğu için Beyoğlu Savcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesi ile hakkında soruşturma başlattığını belirten Yıldız, “Sözde kaybolan oğlu denildi. Ben o savcıya diyorum söz de kaybolmadı, gözaltında kaybedildi” dedi. Devletin herkesten çok kendisinden özür dilemesi gerektiğini kaydeden Yıldız, hakkında soruşturma açan savcıya seslenerek, “Savcı bey sen hiç oğlunu kaybettin mi? Oğlun var mı? Sen nasıl ‘Sözde oturan’ dersin. Asıl ben senden şikayetçiyim. İnsan biraz Allah’tan korkar. Sizin tek korktuğunuz kişi var, Erdoğan. Ama ben ne sizden ne de sizin korktuğunuz Erdoğan’dan korkmuyorum. Kaybedeceğim bir şeyim yok” diye konuştu. Yıldız, ölünceye kadar mücadele edeceğini kaydetti.

‘ADALETİ İŞLETİN’

8 Ekim 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise, Kırbayır dosyasındaki hukuki sürece değindi. Kırbayır, “Adaletsiz devlet, devletsiz adalet olmaz. Devleti zan altında bırakmayın adaleti işletin” diyerek, yetkililere seslendi.

21 Mart 1995’te gözaltına alınan ve daha sonra cenazesi bulunan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, Yıldız’ın gözaltına alınmasına ilişkin konuşarak, “Yıllardır buradayız sesimizi duymadılar. Ama Hanife Yıldız’ın sesini duyarak soruşturma açtılar. Bu vicdansızlıktır. Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

‘DEVLET VE YARGI ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR’

Süleyman Cihan’ın ağabeyi Ahmet Cihan ise, “Ateş düştüğü yeri yakar” diyerek, kaybedilmenin ayrı bir travma yaşattığını ve normal ölümün ötesinde işkenceyle öldürülüp, ailesinden gizlenerek defnedilmesi aile çok farklı şeyler yaşattığını söyledi. Mezarı bulunsun bulunmasın acısını hafifletecek bir tek şey olduğunu ifade eden Cihan, “Devletin devlet adına suç işleyen mensuplarının suç işledikleri için yargı önüne çıkarılması ve devletin ailelerden özür dilemesi acıları hafifletecektir. Cihan dosyasına bakan savcının daha önce ‘Devlet yetkileri canavarca hisle öldürülmesi’ diyerek bunun kabul ediyor ama mahkeme bunu görmezden geliyor. Biz delil aradık. Ama yargı ve devlet üç maymunu oynuyor bizi duymuyor, görmüyor ve konuşmuyor” diye belirtti. Cihan son olarak, kayıpların onların onuru olduğunu ifade ederek, yaşadıkları sürece hakikat ve adalet aramaya devam edeceklerini söyledi.

‘YÜKÜMLÜLÜKLERİNİZİ YERİNE GETİRİN’

Bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Mine Nazari yaptı. Gözaltında kaybetmenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu söyleyen Nazari, “Uluslararası hukuka göre bu suçun etkili bir biçimde soruşturulması ve cezalandırılması devletlerin yükümlülüğüdür. Devlet bu yükümlülüğünü yerine getirsin!” dedi. Savcıları göreve çağıran Nazari, “Bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez şikâyet beklemeksizin derhal harekete geçmekle yükümlü olan savcılar 644 haftadır anlattığımız gerçekler karşısında bu yükümlülüklerini yerine getirmediler” diye konuştu. Gözaltına alınan Yıldız’ın durumuna dikkat çeken Nazari savcılara seslenerek, “Taleplerimizi ve iktidara karşı eleştirilerimizi kamuoyuna duyurduğumuz için bizi suçlamanızı ve yargı yoluyla tehdit etmenizi reddediyoruz. Bir kez daha sizleri evrensel meslek ilkelerinize uygun olarak tarafsız ve adil bir biçimde yükümlülüklerinizi yerine getirmeye çağırıyoruz” diye belirtti.

‘SAHTE BELGE HAZIRLADILAR’

Süleyman Cihan’ın 2 çocuk babası olduğunu ve 12 Eylül karanlığında sol bir örgütün yöneticisi olduğu iddiasıyla arandığını kaydeden Nazari, Cihan’ın Edirne’den İstanbul’a gelirken İstanbul yakınlarında durdurularak gözaltına alındığını ifade etti. Cihan’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü dile getiren Nazari, Cihan Ailesi ve avukatlarının hemen, İstanbul Emniyeti 1. Şube, 2. Şube ve Askeri Savcılık nezdinde girişimlerde bulunduğunu ve ancak ailenin tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söyledi. Nazari, gözaltı kararını veren İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı ve gözaltı işlemini gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Cihan’ın gözaltına alındığını reddettiğini ifade etti. Cihan’ın cenazesinin 85 gün sonra Zindanarkası Mezarlığı’na “meçhul kişi” olarak defnedildiğinin ortaya çıktığını kaydeden Nazari, “Bu gerçek karşısında İstanbul Emniyeti Süleyman Cihan’ın öldürülmesi ile ilgili Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan sahte bir belge düzenledi. Belgede o güne kadar gözaltına alındığı reddedilen Süleyman Cihan’ın yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. Katından atlayarak intihar ettiği yazıldı. Gerçek ise işkenceyle öldürülen Süleyman Cihan’ın cansız bedeninin uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atıldığıydı. Otopsi bulguları da bunu gösteriyordu” dedi. Nazari, Cihan’ın babası Ağa Cihan ve anne Şahsenem Cihan’ın ömürleri adalete ve hakikate ulaşamaya yetmediğini belirterek, bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Açıklamanın ardından eylem son buldu.

Dİhaber

Related Articles