• Bir tasavvura konuk olunca…

    Hani bazı oyuncaklar vardır. Çocuklar uğraşır uğraşır, parçaları yerleştirir, bütünü bulurlar. Burun yanlışlıkla ayağın yerine gelse, önce güler sonra da bütün ciddiyetlerini takınıp, takdir toplamak için, hızla müdahale ederler ya…   İşte böyle, yaşamın parçalarını birleştirmeye çalışıp, bütüne doğru giderken, takdir toplamaya çalışan bir çocuk gibi değil, yaşamı orada, o kâğıtların üzerindeki büyülü dünya gibi […]

    Read more ...
  • İnkâr, soykırımın sürdürülmesidir (*)

    Osmanlı İmparatorluğu’nda 20. yüzyılın başında tüm Trakya ve Anadolu’daki Ermeniler 2 bin 925 yerleşim yerinde yaşıyordu. Ermeni nüfusun en yoğun olduğu yerler ise kayıtlara Vilayat-i Sitte olarak geçen Erzurum, Van, Elaziz, Diyarbekir, Sivas ve Bitlis’ti. İstanbul Patrikhanesi’nin 1913’te yaptığı nüfus sayımına göre, nüfusu 2 milyon olan Ermeni halkın 1996 okulu, 173 bin erkek ve kız […]

    Read more ...
  • Açılmak Değil, Tanışmak Lazım….

    Adı 16 Nisan olan bir miladı geride bıraktık. Ve adlarının önüne ‘Kürt uzmanı’ konulanlar, yine-yeniden ‘Kürtlere göz kırpmak’tan bahsetmeye başladı. Bu bahistendir ki; belleğe seyahat farz oldu. Artık ilk telaffuz edildiği zamandan başka bir şey ifade etse de bir zamanla umut olan bir sözcük vardı: Açılım. Bir ara epey popüler bir sözcüktü, hükümetin ‘açılım masaları’ […]

    Read more ...
  • Diktatörler ve Sonları

    Zizek, otoriter rejimlerin sonunun nasıl geldiğini anlattığı bir yazısında çizgi filmlerde çokça şahit olduğumuz bir sahneye vurgu yapar. Genelde Tom ve Jerry’de gördüğümüz bu sahnede kedi terasta fareyi kovalarken bir anda terası geçip boşlukta koşmaya devam eder. Bu durum Jerry’nin ıslık çalıp Tom’a aslında boşluğun üstünde olduğunu hatırlatmasına kadar devam eder. Bu ıslıktan sonra çaresiz […]

    Read more ...
  • “İnsan Doğduğu Yere Benzer”

    Uzun bir zamandır aklımda bir dize. Hani; Edip Cansever’in ‘Mendilimde Kan Sesleri’ adlı şiirinde Ahmed Arif’e seslenirken “İnsan yaşadığı yere benzer” diye ünlediği. Memleketin haline bakınca, “Şair yanılmış” diye sıkça aklımdan geçirdiğimden belki. Ya da aklımdaki onlarca sorudan. Tıkabasa dolu minibüste bangır bangır bağıran, her cümlesinde ülkenin yarısından fazlasına küfreden adamı sessizce-korkuyla dinleyip radyonun sesini […]

    Read more ...
  • Babaannemin dilini severken, kendimi sevmek

    Türkçeyle ilkokula başladığı 10 yaşında tanışmış, sınıfta sarf ettiği her Kürtçe sözcük için ceza almış, sonra doğduğu yere göre en yüksek eğitimi alıp ‘muallim’ çıkmış ve ömrünü Türk eğitim sistemine adamış bir babanın evladı olarak büyürseniz; ‘dil’le ilişkiniz gariptir. Annesinden öğrendiği, kardeşleriyle iletişim kurduğu dil nedeniyle yadırganan o baba; yılların aşağılanmışlığını çocuklarına yaşatmak istemeyince adının […]

    Read more ...
  • Başka dilde konuşan bir roman: Kuzey

    Burhan Sönmez’in ilk romanı Kuzey, başka bir dil konuşan Şahmaran kadınları, Safali’deki felsefe sohbetleri, rüyaları satın alan çerçileri ve hayallerinin peşinden koşan kahramanlarıyla edebiyata yeni bir soluk getiriyor. Bazı kitaplar vardır, kitapçı vitrinlerinin ön raflarını süsleyen kapaklarıyla değil, içinde anlatılan hikâyelerin gücüyle hafızalarda yer eder. Tesadüfen hayatınıza giren böyle bir kitap, bir daha çıkmaz oradan. […]

    Read more ...