“Bizim Köyde Göte Göt Derler Hakim Bey”(*)

Yazımıza üstad Aziz Nesin’in bir sözüyle başlayalım. Üstad der ki: Herkes yaptığı mesleği kartvizitine yazar, mesela mühendis, doktor, aşçı, gazeteci gibi ama bazı meslekler vardır ki kartvizite yazılmaz. mesela, p.zevenk, dolandırıcı, or.spu gibi meslek sahipleri mesleki titrlerini yazmazlar, ya da başka tanımlarla yazarlar çünkü ayıptır, ahlaka mugayirdir.

Bunlar gibi bir meslek erbabı daha vardır ki o da kartvizite yazılmaz. Kapitalist de katvizitine “kapitalist” diye yazmaz, işadamı yazar. Kapitalistlik ayıp bir şeydir de ondan.

80’lerde başlayan serbest piyasa rüzgarı sosyal devlet olgusunu yerle bir etti. Reagan ve Teacher’da siyasi kimliğe kavuşan bu kapitalist rüzgar, sağlıkta, eğitimde, barınmada, doğal kaynaklarda her şeyi sermayeye peşkeş çekmenin adı serbest piyasa yapıverdi birden bire.

Kapitalizm vahşilikten kurtulmuş bir an da özgürlüklerin kaynağı serbest piyasa ekonomisine dönüşmüştü. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyenlerin bile babasına rahmet okutacak bir dönem başlamıştı.

90’lara geldiğimizde, Sovyetler yıkılmış, sosyalizmden kaçış hatta küfür moda haline gelmiş, serbest piyasa (kapitalizm) globalleşme (küreselleşme) bangır bangır bağırarak paldır küldür yatak odamıza kurulmuştu. Ağzını küreselleşme ile açanlar serbest piyasa ile kapatıyordu.

Türkiye’de MHP, savaşılan faşist katil bir parti olmaktan çıkıp, memleket sevdalısı Ülkücü ocağı oluverdi. onlarla koyun koyuna giren solcu bile gördük dünya gözüyle.

Erdoğan, hırsızlık ve dolandırıcılıkta Sülün Osman’a, katil olmada Pol Pot’a papucunu ters giydirdikten sonra ümmetin kurtarıcısı olarak yoluna devam ediyor.

Barzani, bir bütün olarak kendi halkının mücadelesini son 15 yılda paraya tahvil edip kan piyasasında lot çekerken, birileri onu hala Kürtlere KAK diye pazarlıyor.

İslamcılar, kadına, eşcinsele, işçiye, Kürde, iseviye, museviye, sanata, çevreye her gün nefret kusarken, yurtlarında küçücük yüzlerce çocuğa tecavüz ettiklerinde biz onlara şeriatçı-faşist, tecavüzcü diyemiyoruz. Çünkü onlar piyasada muhafazakar, mütedeyyin, inanlar reyonunda dizilmişler.

Tıpkı bir zamanlar Cemaate (şimdinin FETÖ’sü)  hizmet hareketi demeyenin ağzına kürekle vurdukları gibi.

Artık anlıyoruz ki kapitalizm post modern olup tarihin sonunu getiremedi. Hatta eskisinden daha vahşi saldırıyor hepimize.

Eli kanlı faşist çete MHP’den memleket sevdalısı olmazmış.

Barzani’nin Kürt halkının önderi değil, patlamış safrası olduğunu bugün anlıyoruz.

Erdoğan’ın halifeliğine gelince, onu da anlı şanlı Sultan Deli İbrahim cevaplasın.

Maskelerin ve etiketlerin yanılsamalarından kurtulduğumuzda, onlardan bağımsız düşünebildiğimizde ancak biz doğru sonuca varır, doğru kararlar verebiliriz.

Kimse kartvizitine p.zevenk, dolandırıcı, kapitalist, hain, tecavüzcü diye yazmaz.

Aziz Nesin’le açtığımız yazıyı Can Babayla bitirelim.

Can Yücel, bir yazısında hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanır. Hakim kendisine yazısında neden göt kelimesini kullandığını, bunun yerine anüs ya da makat tabirini kullanmadığını sorar.

Can baba bildik bir fıkrayı anlattıktan sonra, ” Bizim köyde göte göt derler hakim bey” der. (*)

Her şeyi olduğu gibi tanımlamak iyidir.

Related Articles