‘Bizim de günümüz gelecek!’-Cafer Tar

Yukarıdaki söz yirmi yedi yaşında siyasi tutsakların statülerinin iyileştirilmesi için başlattığı açlık grevinin 66. gününde yaşama veda eden efsanevi İrlandalı devrimci “Babby Sands’a” ait. Yirmi yedi yıllık hayatının neredeyse on yılını cezaevinde geçirmiş Sands geriye birçok şarkı sözleri, şiirler ve denemeler bıraktı. Ölmeden önce günlüğüne yazdığı en son cümle ise: „Bizim de günümüz gelecek!” olmuş…

Recep T. Erdoğan rejimi uzun süredir diline doladığı siyasi mahkumlara tek tip elbise dayatmasını en son yayınladığı 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yasallaştırdı. Bu kararname anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar nedeniyle cezaevinde hükümlü ve tutuklu bulunanların duruşmalara badem kurusu ve gri renginde tulum giyerek getirilmesini hükme bağlıyor.

Erdoğan rejimi hep aynı şeyi yapıyor; hiç bir şeyi tek başına düzenlemiyor, bir veriyorsa beş geri alıyor. Aynı şeyi son çıkardığı 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de yaptı.  Rejim bu kararnamelerle Türkiye toplumunun bir harmonide birlikte yaşamasının temellerini tümüyle ortadan kaldırdı; bir yandan tek tip elbise düzenlemesi ve 15 Temmuz’u bahane edip kendi çetelerine yasal dokunulmazlık sağlarken; diğer yandan da kamuda çalışan taşeron işçilere güya kadro veriyor.

Erdoğan rejimi bu kararname ile bir tür iç savaşa hazırladığını ilan etmiş oldu. Tek tip elbise ile muhalif kesimler bir tür eylemlilik sürecine sokulacak; sonra da bunlara karşı rejiminin yargısal dokunulmazlık sağladığı çeteler devreye girecek, Boğaziçi köprüsünde yaşananlara benzer kafa kesme görüntüleri ile toplum dehşete düşürülerek teslim alınacak!

Yukardaki ifade bir tür dehşet senaryosu gibi gözükebilir ama artık Türkiye’nin içinde bulunduğu durum budur; bundan sonra Erdoğan karşıtları için bütün Türkiye Kürdistan’dır. Bu zamana kadar sadece Kürdistan’da görmeye alışkın olduğumuz şiddet manzaralarını Türkiye’nin her yerinde görmeye hazır olmalıyız.

Devletin en küçük bir müdahalesinde eline Türk Bayrağı alıp “Ben PKK’li miyim, ben Kürt müyüm?” diye itiraz eden bu insanlar artık sıranın kendilerine geldiğini yaşararak anlayacaklar. Erdoğan rejimi gönüllü veya baskı ile kendisine rıza vermeyen herkesi şiddetle bastırmaya hazırlanıyor.

Bu zamana kadar Kürtlerin demokrasi ve özgürlük mücadelesine burun kıvıran, Kürt özgürlüğünün aslında aynı zamanda Türk’ün de, bu ülkede yaşayan diğer halkların da özgürlüğü anlamına geldiğini ısrarla red eden çevreler, bu tutumumlarıyla kendilerini de bir biçimiyle rejimin ötekisi haline getirdiklerini artık anlayacaklar.

Rejim tek tip kıyafeti dayatırken bunun muhtemel sonuçlarını tabi ki biliyor. Tek tip kıyafet dayatmasına karşı başlayacak direnişin sadece cezaevleri ile sınırlı kalmayacağını, cezaevlerinde başlayan direnişin bütün topluma yayılacağını Erdoğan ve ekibi daha 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yapılma aşamasındayken hesaplamışlardır.

FETÖ mahkumlarından, darbecilerden ciddi bir tepki gelmeyeceğini kendileri de biliyorlar. Onlar da biliyorlar ki; bütün yurtseverler, devrimciler, demokratlar bu düzenlemeye bütün güçleri ile karşı koyacak, ne pahasına olursa olsun, cezaevlerinde tek tip elbise giymeyeceklerdir.

Tek tip elbise dayatmasını red etmek; dünya, Kürdistan ve Türkiye devrimcilerinin geçmişlerinden devraldıkları en önemli mücadele geleneklerinden birisidir. İrlanda’da Long Kesh’ten, Arjantin’de Garage Olimpo’dan, Mamak’tan, Metris’ten, Diyarbakır’dan beri devam eden bu direniş geleneği Erdoğan rejiminin hesaplarını boşa çıkaracaktır.

Erdoğan rejiminin elinde esir olan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ne pahasına olursa olsun; tek tip kıyafet dayatmasını asla kabul etmeyeceklerini çok net bir biçimde ifade etti.

Devlet bir kez daha cezaevlerinde rehin aldığı devrimciler üzerinden; onları aşağılamaya çalışarak, aslında onların uğruna hapis yattıkları değerlerini, ideallerini aşağılamaya çalışıyor. Buna alsa izin veremeyiz! Bundan sonra hiç birimizin cesur olmaktan, dimdik durmaktan, bu duruşun bedeli neyse o bedeli ödemeye hazır olmaktan başka bir seçeneğimiz kalmadı.

Mücadele ederken hiç birimiz tereddüte düşmemeliyiz. “İnsanın özgürlüğü için işlediği hiç bir suç, özgürlüğünü ondan çalanların işlediği suçtan daha büyük olamaz!” (Babby Sands)

184
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles