Bir yalı çapkınının boğaz sefası

İnsana bir rahat yok şu alemde. Yine her devrin şamandıralarından biri bu kez Boğaz’da biraz havası kaçmış şambriyel terkibinde belirmiş.

Üzüldüm haline. Eskiden pek bi şen şakrak döktürürdü. En azından zikrine katılmasanız da okurken zevk alırdınız. Maşallah yine çeneden bir şey kaybetmese de eski tad kalmamış.

Bahsettiğim kişi Sayın Perihan Mağden. Bu kez bizim Londra’nın kesif havasına Maklube kokularıyla renk katma arzusunda olan Ahval’e konuk olmuş.

Üstad “Kendimi Nazi Almanya’sında bir Yahudi gibi hissediyorum.” buyuruyor. Elbette böyle bir harabiyetle dalga geçecek değilim. Benim derdim münevverandan bir kısmının ısrarla tekrarladığı bazı yanlış yönelendirmeler ve geçmişte/bugün yapıp ettiklerine dair herhangi bir sorumluluk taşıma ihtiyacı duymayışları.

Sayın Mağden bir çok şey söylüyor da biz bu yazıyı ilgilendiren kısmına bakalım:

İttihatçılık temelde; Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, çok güçlüyüz mantığıdır. Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu’da feci şekilde hüsrana uğrayıp mecburen uyguladığı izolasyon politikası (vurgu bana ait)ittihatçılıkla ya da Avrasyacılık da diyebiliriz, o kadar güzel örtüştü ki, çok güzel bir şekilde birbirlerini tamamladılar.

Sayın Mağden röportajın ilerleyen bölümlerinde “eşekten düşen karpuzlar” familyasından olduğunu itiraf ettiğine göre aslında yukarıda Erdoğan’la ilgili iması gayet yerinde. Sayın Mağden’in röportajı boyunca şahit gösterdiği T. Akçam da dahil olmak üzere aynı saplantılı ruh halinin esiri olmuş: Bunu yapan Erdoğan olamaz, onun ruhunu Ergenekoncular ele geçirdi! vs… (Klasik çuvallamış aşık hali, aşkın nesnesine şahanelikler yükleme durumu)

Kolay kolay onulmayacak olan bu illete saplanmış muhteremlere sorum şu: Bütün tedrisatını Türk-İslam sentezi diyebileceğimiz (siz isterseniz İttihatçılık da diyebilirsiniz) bir akide ile şekillendirmiş, üstadı Necip Fazıl Kısakürek, iktidara gelmek için elini öptüğü kişi George W. Bush olan birinden “iyilik” bekleme ahmaklığını neye dayanarak gösterdiniz? Dirseğinizi dayadığınız yer önünüze konulan ziyafet masaları mıydı, yoksa suç ortaklığınız sayesinde şekillenen kan gölü müydü?

Nitekim Sayın Mağden cevherlerle dolu, satır arasında ikrar ediyor:

….Elim tutmuyor. Asıl ağırı; suçluluk.”

Hiç bir siyasal sorumluluk almadan kılıç sallamanın keyfi

Bundan sonraki yazacağım satırlar için Sayın Mağden’den peşinen özür dilerim, eğer Haziran İsyanı’ndan önce Erdoğan rejimine ve onun ortağı Fetullah çetesine dair herhangi bir eleştiri yazdıysa. Hafızam pek kuvvetli değil ama maalesef böyle bir şey anımsamıyorum.

Niye Sayın Mağden’in de içinde yer aldığı “eşekten düşmüş karpuz” familyasını siyasal sorumsuzlukla suçluyorum buna gelelim. Çünkü hepsi de keyifli bir saldırganlıkla düşüncelerini sağa sola kılıç misali savururken, gidip AKP dahil bir partiye üye olmadılar. Elbette siyaset sadece parti de yapılmaz ama şöyle ya da böyle bir siyasal hareket içinde de yer almadılar. Ne gereği var: onlar akıl verendi, ameleler uğraşsın o işlerle…

Fakat belki de onların satırlarının ışıltısına kanarak bir çok insan bugünkü kanlı diktanın harcı oldu. Geçen hafta 5 kişilik bir ailenin ülkeden kaçmaya çalışırken Ege Denizi’nde boğulduğunu okuduk. Sayın Maden de okudu mu acaba?

Bu sözlerin bu türden insanlar için gazel esintisinden öte bir anlamı olmadığının farkındayım. Çünkü Sayın Mağden (desteklediğini düşündüğümüz) Selahattin Demirtaş’ın hapse atılması olayında tepki gösterme işini Demirtaşın komşularına havale etmiş, ama çok sevdiği arkadaşı Ahmet Altan için bir şeyler yapmayı kime bırakmış onu bir türlü anlayamadım.

Lafı fazla uzattık. En iyisi bu “eşekten düşmüş karpuzlar” a bir tavsiyede bulunayım: Başka bir dünya için mücadele edin, o zaman “bir fare gibi yaşamak”tan kurtulacaksınız, yeni dünyanın güzellikleri kanatlarınıza bir neşe rüzgarı olarak dolacak….

Not:
Okumak isteyenler için Mağden’in söz konusu röportajına bu linkten ulaşılabilir:
https://ahvalnews.com/tr/soylesi/perihan-magden-kendimi-nazi-almanyasinda-bir-yahudi-gibi-hissediyorum

Medya Dedektifi

26 Kasım 2017-London

Related Articles