Bir hayalim var: Afrin…

Benim adım Recep Tayyip Erdoğan.

AK Parti’nin genel başkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin partili cumhurbaşkanıyım ama siz ‘’başkan’’ olarak bilin.

Çok ısrar ettim, ‘’Gelin şu makama ‘başkan’ diyelim.’’ İçimizdeki hainlere dinletemedim, ben de çareyi ismini değiştirerek razı ettim. Yine aynı şey tüm yetkiler ben de.

Arkadaşlarım, çevrem ve tabi ki çok kıymet verdiğim AK sevdalılarım ismim uzun olduğu için kısaca ‘’reis’’ derler. Laf aramızda çok hoşuma gidiyor.

Arkadaşlar ‘’Reis’’ diye bir film çıkardılar, filmine gitmemiştim. Şu işleri bi yoluna koyabilsem oturup izleyeceğim.

Sosyal medyada da Recep Tayyip Erdoğan yerine kısaca ‘’RTE’’ hitap ediyorlar. Arkadaşlarımıza ilettim ‘’RTE’’yi kullanmasınlar böyle de abartmak olmaz canım.

Partiden İstanbul Milletvekili Metin Külünk arkadaşımız savaşın yoğun olduğu bir zamanda ‘Gazilik’ unvanı bana verilmesi için bir yasa teklifi hazırlamış.

Tabi hemen tez haber bana ulaştı.

Ben de hemen tepkimi ortaya koydum, ‘’Olur mu öyle şey’’ dedim, konuyu kapattım.

Milletvekili arkadaşımız da daha faydalı yasa teklifleriyle meclise gelsin.

Milli devletimizin içinde yaşayan hain vatandaşlar her taraftan bana ‘’diktatör’’ diye saldırıyorlar. Çok kızıyorum bunlara özellikle bu milletvekili arkadaşımız abuk sabuk tasarılarla içimizdeki hainlere malzeme vereceğine ‘’diktatör’’ diyen herkese şöyle sağlam bir yasa tasarısı önüme koysalar… Ah ahhh! Şak diye imzalardım.

Ha bu arada diktatör demişken Barış Atay diye bir sanatçı bozuntusu var. ‘’Diktatör’’ diye bir tiyatro oyununu salonlarda oynuyor. Kurmaylarıma derhal yasaklamasını istedim. Ayrıca sosyal medya hesaplarını da askıya alın ki sesi soluğu çıkmasın.

Yılanın başını küçükken ezeceksin ki büyüyünce sana saldırmayı asla cesaret etmesinler.

Bu aralar canım sıkkın. Keyfim hiç yok…

Suriye iç savaşı çıktıktan sonra geceleri hiç rahat uyuyamıyorum.

Fırat Kalkanı yetmez dedim ‘’tek milletime’’, ‘’tek vatanıma’’…

Sağ olsunlar bugüne kadar çok iyi anlaşıyoruz. Allah razı olsun AK sevdalılarıma, bir sözümü iki etmiyorlar.

Neyse bu Libya’da başaramadığımızı Suriye’de başaracağım dedim.

Milletimize konuyu açtım, ‘’Şam’da Emevi Camii’nde ben önde siz arkamda hep birlikte namaz kılacağız’’ dedim.

Ama AK gönüllülerimiz sadece namaz kılacağımız kısmını anladılar ama Suriye’ye ‘’ansızın gireceğimizi çakmadılar. İlla yoracaklar benim bu gönüllülerim. Allah’tan havuz medyamız var. Sağ olsunlar A’dan Z’ye kadar her şeyi anlatıyorlar.

Ahh! Bu içimizdeki hainler var ya hain dedim ya siz sadece Kürtleri anlamayın. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana %49 oy vermeyenleri kastediyorum. CHP’yi diyorum. Devlet Bahçeli’yi yanıma aldım ama nankör CHP sinirlerimi bozuyor.

Şeytan diyor Selahattin Eyyübi pardon Selahattin Demirtaş gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nu da kodese tık edebiyatla uğraşsın. Bak Selahattin Demirtaş aslanlar gibi ‘’Seher’’ kitabını yazdı. Gerçi içindekilerde bana hitap etseydi daha hoş masum görünürdü ama olsun en azından meydanlarda ‘’Seni başkan yaptırmayacağız’’ demiyor. Amannn! O günleri bile hatırlamak istemiyorum.

Ya bu Suriye konusu ha bire kaynıyor. Suriye’yi konuşalım…

Bir hayalim var: Afrin…

Fırat Kalkanı yetmiyor diye belirttim milletimize… Ondan sonra Putin’le bir telefon görüşmesi yaptım ‘’Bizim çocukları, Hakan Fidan ve Mevlüt Çavuşoğlu, Moskova’ya göndereceğim. Al İdlib’i –alabilirsen tabi- ver Afrin onayını’’ dedim.

Dostum Putin kırmadı tabi… Yeşil ışığı yaktı sağ olsun.

Mis gibi yeni harekatımız barış amaçlı olduğu için ‘’Zeytin Dalı’’nı Afrin halkına uzattık. Hainler bitmiyor ki. Yurdumuzda var, Kerkük’te var, Afrin’de var. Milletimize anlattım ‘’Al işte! Uzattığımız ‘Zeytin Dalı’nı almak istemeyenler haindirler’’ dedim.

Operasyonun amaçlarını anlatırken ‘’Önce teröristlerin kökünü kurutacağız sonra da orayı yaşanabilir hale getireceğiz. Kimler için? Misafir ettiğimiz üç buçuk milyon Suriyeli için. Sürekli çadırda iskan edecek halimiz yok ya’’ dedim.

Milletimize Afrin’in demagoji pardon dilim sürçtü, demografik yapısını da anlatayım ki aklı bulanık Afrin’e girmeyelim. Platformdan şöyle baktım acaba yerler mi? Ağzımı doldurdum tane tane, ritimli ses tonumla ‘’Afrin’de yüzde 55 Arap var, yüzde 35 Kürt var, diğeri Türkmen’’ dedim. Bir şey değişmedi. Aynı coşku var milletimizde…

Sonra bize işgalci demesinler diye ben önce sordum, konuya açıklık getirdim ‘’Kimler işgalcidir? Suriye halkını çoluk çocuk demeden katleden herkes işgalcidir. Bir milyona yakın Suriyeliyi katledenlerden daha büyük işgalci olur mu?’’ dedim rahatladım. Ohh be! Zaten ne söylesem milletim olduğu gibi kabul ediyor. Dilleri CHP’li, HDP’li dilleri gibi uzun değil. Sorgulamıyorlar.

ÖSO denilen düzensiz, para yer, başıbozuk adamları bir güzel kamufle ettik. Mehmetçiğimize eskortluk yapsın bari sonra kutsal bir değerimiz gibi görülsün diye cümlemde ‘’Kuvayı Milliye’’yi kullanarak ortaya karışık bir cümle attım. Zeki olacaksın Kuvayı Milliye demesem Kemal Kılıçdaroğlu fena sıkıştıracak.

Nihayet final cümlemi ‘’Bu operasyonu Allah’ın izniyle ÖSO ile birlikte kazanacağız’’ dedim, bitirdim. İşe yarasınlar bu selefi gruplar, ülkemizde ne yapacaklar, armut toplayacak halleri yok ya…

‘’Durduk! Durduk! Ansızın bir gece vurduk’’ diyerek yüce milletimize Mehmetçiklerimizin Afrin’e girdiğini müjdeledim.

Seçimler de iyice yaklaşıyor.

Tek sesss… Off huzur yok ya dilim tekçiliğe sarıyor gene. Unuttum bak! Neyse şu Afrin işi hal olsa nerde baksan üç milyon oy cepte.

Kemal Bey sağ olsun. Muhalefet yapacak kimse kalmadı. Biri benin değneğim, diğerini de zor da olsa sesini kıstım.

Ben Vatikan’a Papa ile görüşmeye gidiyorum. Kudüs’ü, dinler arası barışın tesisi ve özellikle neden Afrin’e girdiğimizi uzun uzun anlatacağım. Ahh! Ah! Şimdi Vatikan’da benin yerime Kemal Kılıçdaroğlu olacaktı. ‘’Eyy Kılıçdaroğlu! Afrin şehit cenazeleri kalkarken senin Vatikan’da Haçlılarla ne işin var?’’ demek ne hoş olurdu. Ne kadar haklı olduğumu en iyi milletim anlayacak ve görmüş olacaktı.

Bütün bu hengamede Türkiye Barolar Birliği özellikle de Türk Tabipler Birliği denen ‘’terör örgütleri’’ demeyi çok isterdim her neyse meslek örgütleri belası çıktı.

Ülkedeki tüm kurum, kuruluşlar Afrin’e girdiğimizi desteklerken bu Türk Tabipler Birliği denen kuruluşun hain başı ‘’Savaş halk sağlığı sorunudur’’ demiş.

Adamın asabını durduk yere bozuyorlar. 15 senedir meydanlarda kendimi anlatamamışım demek ki. ‘’Bir defa onun başındaki ‘’Türk’’ ifadesi zaten Bakanlar Kurulu kararıdır. Bir defa onun oradan hemen, süratle çıkarılması lazım. Sadece Tabipler Birliği değil, Türkiye Barolar Birliği ile ilgili de aynı şey…’’ dedim.

Hükümetimiz hemen çalışmaları başlattı. Kanun değişikliğiyle ‘’Türk’’ ibaresinin çıkarılması, mesleği yapanların üye olma zorunluluğunun kaldırılması, kamudan kaynak almalarının bitirilmesi hedefliyoruz. Yavaş yavaş bunları dağıtacağız, izole edilmek istiyorlar bunlar yav! Gerisini Türk Tabipler Birliği düşünsün.

Benim hayallerim milletimin hayalleri demek.

Bir hayalim var şimdi…

Afrin.

Related Articles