Bir Haşimi Krallığı: baba, oğul, torun…

Henüz I. Dünya Savaşı devam ederken Osmanlı’nın toprak parçası olan Irak, Birleşik Krallık tarafından kontrol altına aldı. Daha sonra Milletler Cemiyeti tarafından Birleşik Krallık’ın mandası ilan edildi.

Irak kurulurken özgürlük ya da vatan savaşı vererek kurulmadı, aksine zoraki bir devlet olarak kuruldu. Suni sınırlarıyla üç unsuru bir arada tutmak için de yönetimin başında bir kral olması gerekiyordu.

Kral olacak kişi hem İngilizlerin hakkını gözetecek hem de saltanatı babadan oğula döndürecek çarkın elemanı olacaktı.

İngilizler, Kral olacak kişiyi fazla uzakta aramadılar. Mekke Şerifi Hüseyin Bin Ali’nin oğlu Faysal Irak’ın ilk kralı olarak taç giydirilir.

BABA: I. KRAL FAYSAL (1921-1933)

Kral I. Faysal 23 Ağustos 1921’de İngiliz mandası altındaki Irak’ın ilk kralı olarak taç giyerken, Gertrude da “eseri”ne hayran kalmıştı. Ancak Kral I. Faysal’ın gönlü ve aklı Suriye Krallığı’nda kalmıştı. Ne çare! Birleşik Krallık ve Fransa’nın çarpışan çıkarları neticesinde Kral I. Faysal kendisiyle hiç alakası olmayan ülkenin en tepesinde bulunuverdi.

Kral I. Faysal’ı Suriye Krallığı’na getiren de yine İngilizlerdi. “Olsun! Ucunda krallık olsun, hangi ülke olursa olsun” diyen Kral I. Faysal’ın hayalleri de küçük değil.

Hayali “birleşik Irak-Suriye” devletinin kralı olmaktı. Tabi zaman geçtikçe çevresindeki aile üyeleri işeri büyütünce hayaller aynı kalır mı? Diyesi var insanın.

Kral I. Faysal’ın kardeşi Abdullah Ürdün kralı olunca, bölgesel güç olmak için hayaller Büyük Suriye (Bilad-ı Şam) olarak revize ediyordu. Büyük Suriye günümüzde Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin topraklarını kapsamaktadır. Böyle bir kral olmak istiyordu.

Ne var ki ömrü yetmedi buna. Kral I. Faysal 1933’te henüz 48 yaşındayken İsviçre’de vefat etti.

OĞUL: KRAL GAZİ (1933-1939)

Saltanatı devralan oğlu Gazi (1933-1939) oldu, kendisi yetkin bir yönetici değildi. Bu nedenle hükümete Osmanlı Harbiyesi’nden yetişmiş bir grup hakim oldu ve bunlar 1936’da ilk askeri darbeyi gerçekleştirdi.

Irak, görünürde bir devlet olması hiçbir şeyi halletmiyordu. Mantık çerçevesinde baktığımız zaman bir arada bulunmayacak, hiçbir ortak özelliği olmayan, birbirinden her yönden farklı birçok din, ırk ve mezhep, bir araya getirildi.

Bundan dolayı krallık devam ederken halk bir anlamda öfkeleniyor, karşıtlık bilinci gelişmekteydi. Ortak bir sözleşme ve ortak bir amaçtan söz edilmeyen bir devletten bahsediyoruz.

Her neyse İngilizlere karşı eleştirel bir tutum takınan Gazi, 1939’da esrarengiz bir trafik kazasında öldüğünde, Irak halkı onu öldürenin İngiltere olduğundan emindi.

TORUN: II. FAYSAL (1939-1958)

Kral Gazi ölünce 4 yaşındaki oğlu II. Faysal (Kral I. Faysal’ın torunu) tahta getirildi. Ancak çok küçük olduğu için Kral’a bir naip elzemdi. Dönemin İngiliz yanlısı Irak başbakanı olan Nuri el-Said’in dostu Abdülillah naiplik yaptı.

Ancak ordudaki yetkin subaylar Başbakan Abdülillah’ın İngiliz yanlısı tutumundan rahatsızdı. Bunun sonucunda Başbakan 1940’da istifa etmek zorunda bırakıldı. Daha sonra, “Dört Albaylar” adı verilen subaylar siyasette etkili olmaya başladı ve Irak milliyetçiliğini yükselterek Irak’ın tam bağımsızlığı için 1941’de bir askeri darbe daha yaptılar. Başbakanlığa bir avukat olan Raşid el-Geylani’yi getirdiler. Bu dönemde Dört Albaylar Basra’daki İngiliz hava üssünü kuşatma emri verdikleri için Irak İngiltere ile savaşa girdi. İngilizler bu isyan girişimini bastırdı ve eski İngiliz yanlısı Nuri el-Said hükümetini tekrar başa getirdi.  Böylece Irak topraklarında 1941-1945 arası yeniden bir İngiliz işgali söz konusuydu.

  1. Dünya Savaşı’ndan 1958’e kadar Irak siyaseti İngiliz yanlısı hükümet ve Başbakan Nuri el-Said kontrolündeki naip Abdülillah’ın monarşik meşruti idaresiyle varlığını sürdürdü.

Kral II. Faysal Türkiye’nin eniştesi olacaktı. 1957’de yani ölümünden bir sene önce son Osmanlı padişahı Vahdettin ile Halife Abdülmecit’in torunu olan Hanzade Osmanoğlu’nun kızı Prenses Fazila ile nişanlanmıştı.

Kral II. Faysal’ın dokuz yıllık kısa süreli Irak Krallığı’nın son ve en talihsiz yöneticisiydi. Irak’ta hüküm süren kötü siyasi ve toplumsal şartlar altında askeri darbe gerçekleşti. Haşimi monarşisinin son temsilcisi olan Kral II. Faysal, 14 Temmuz 1958 tarihinde Kürt asıllı Tümgeneral (Tuğgeneral diyen de var) Abdülkerim Kasım ve Yüzbaşı Abdüsselam Muhammed Arif tarafından düzenlenen bir darbeyle kraliyet ailesinin fertleriyle birlikte Bağdat’taki sarayından kaçmaya çalışırken öldürüldü. II. Faysal öldürülürken, henüz 23 yaşındaydı.

Bir rivayete göre II. Faysal hastanede ağır yaralı iken “Irak, bir daha gün yüzü görmesin” demiş. Bugün genel hatlarıyla baktığımızda Irak gerçekten de rahatlığı ve huzuru bir gün bile görmemiştir.

Kral ve kraliyetin tüm üyeleri öldürüldükten sonra General Abdülkerim Kasım liderliğindeki subaylar yönetimi ele geçirdiler. Darbenin başını çeken General Abdülkerim ve Yüzbaşı Abdüsselam Muhammed Arif krallık yerine Cumhuriyet ilan ediyor.

Cumhuriyet ilan edildiğine aldanmayın siz, o cumhuriyet çatısı altında neler olmadı ki. Gelecek hafta cumhuriyetin ilk üç yılından sonra bitmeyen darbe ve karşı darbelerini yazacağız inşallah.

Twitter: omerciftci22

Related Articles