Balonla Diktatörlük Durdurulur mu?: #SokaktaHayırVar

Referandum sandığıyla kuruluyorsa, sokakta kararlı bir duruşa vesile olan ve onu sembolize eden her şeyle de durdurulur. Tayyip 7 Hazirandaki gibi bölünme paranoyalarına seslenerek sonucu değiştirdi belki ama bugün aynı senaryonun tekrarlanması çok zor gözüküyor. Kürt hareketine karşı tüm gücüyle saldırmasına rağmen, bu ne hareketi bitirmiş, ne de Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülmemiştir. Bu nedenle 7 Haziran’a göre kredisini fazlasıyla yitirmiş bir siyasi figür olduğunu bilerek hareket etmek oldukça önemlidir. Türkiye’de geleceği şekillendirecek aktörler Hayır cephesinin unsurlarıdır. Bu nedenle Hayir’i en güçlü biçimde örgütleyen, kendisini görünür kılan aktörler kazanacaktır. Tereddüt gösteren, yerinde sayanlarsa kaybeden tarafta olacaktır. Bu nedenle, geçtiğimiz Cumartesi günü İstanbul basta olmak üzere pek çok kentte ayni saatte yapılan #SokaktaHayırVar (Hayır balonları uçurma) etkinliği radikal sol #Hayır cephesinin görünürlüğü ve kitleselleşmesi bakımından bir sıçrama noktası olma potansiyeli taşıyan bir iştir. Gezinin örgütsüz ama aktif politikleriyle Halkevleri çevresini kapsayan #Hayır Meclisleriyle, HDP’nin daha ziyade Türkiyeli unsurlarından mürekkep Demokrasi için Birlik inisiyatifinin bu yaygın eyleminin referandum kampanyasında sıçrama noktası olması içinse bu hafta aynı olmasa da benzer bir pasif direniş yöntemiyle daha büyük ölçekte tekrarlanması gerekmektedir.

Referandum süreci baslarken Demir Küçükaydın gibi isimlerin önerdiği pasif direniş tarzının örneği olan buna benzer yaygın-sıradan (hatta biraz uçarı/çocuksu gözüken), kitleye dönük baskı ve saldırıları boşa çıkarmasa bile absürt-komik-gayrimeşru duruma düşürecek bir araya gelişler daha fazla insanın böylesine eşitsiz koşullarda yürütülen #Hayır mücadelesinin parçası olmasını sağlamanın dışında, eldeki psikolojik üstünlük ve özgüveni ileri boyutlara taşıyacak bir iş gibi gözükmektedir.

Pasif deyip geçmeyelim. İktidarın miting, yürüyüş, basın açıklaması gibi su dönemde kitleyi saldırı ve baskıyla marjinalleştirmekte ustalaştığı klasik eylem tarzlarının karşısında değil ama bugüne kadarki çalışmaların ve moral üstünlünün enerjilerini katılacağı bir kasırga işlevi görecek bir isten söz ediyoruz. #Hayir’in sokakta, gündelik hayatta, toplumsal ilişkiler düzleminde kazandığının kanıtı olacak, hileleri, provokasyonları, sonucu tanımamayı aktif biçimde engelleyecek bir kitlesel mücadelenin olanaklarını genişletecek bir eylemden söz ediyoruz..

Gezi Hayaletinin Olduğu Ülkede Her şey Yeniden Anlam Kazanıyor

Gezi isyanına kadar sosyal ve siyasal mücadeleler, programının, sözünün ve yöntemlerinin meşruluğunu, yalnızca ideallerinden ve geçmişten gelen mücadele mirasından alıyordu. Gezi‘den beri 17-25 Aralıktan, Berkin’in cenazesine, Soma’ya Kobane’ye, 7 Haziran‘a her büyük siyasi-sosyal olay karşısında geliştirilen mücadeleler söz ve eylemlerinde meşruiyetini bugünün çelişki ve yarılmalarından alıyor.

Ne kadar büyük bir baskı ortamında girilse de dinselleştirilmiş bir tek adam rejiminin dayatıldığı referandumda sosyal muhalefet güçlerinin yakaladığı ivmeyi daha da büyütmek olası gözüküyor. Elbette #Hayır için çalışan bir sürü düzen içi aktör var ama sokakta en görünür olan örgütsüz örgütlüler, sol grupların ön ayak oldukları meclisler, ilce-kent platformları. Bu anlamda tıpkı Gezi’de anti-kapitalist ve anti otoriter bir ekolojizm hegemonyaya sahipse bugün de solun bir kültürel-moral üstünlüğü var. Dolayısıyla bu tür etkinliklerle dalgaya daha geniş kesimleri katacak işler yapabildiğimiz ölçüde büyük bir ileri sıçrayış sağlama olanağını yakalayabiliriz.

Bu anlamda söz konusu eylem, referanduma kadar her hafta daha yaygın biçimlerde duyurularak yapılmalı… Hayırın yükselen ivmesini gösteren, herkesin katılabileceği, polis baskısını boşa çıkaracak, katılımcılara zafere yürüyen bir birlikteliğin parçası olma duygusunu verebilecek çok güzel bir etkinlik. Hangi görüşten olursa olsun, toplumun ortak duyusunun yönünü gösterdiği ölçüde Referandum sonrasında iç savaş öcüsünü çağırmayı da engelleyecek işlerden biri. Buna rağmen her türlü çılgınlığı göze alanlar olabilir. Üç aylık süreçte oy vermek dışında birçok kolektif işin parçası olmuş bir sosyallik karşısında onun eli de zayıflamış olacak. Öylesi durumda demokrasi ve özgürlük isteyenler açısından aktif savunmanın zeminleri de güçlenmiş olacaktır.

Hayır Enerjisini 16 Nisan Sonrasına Taşımak İçin:

OHAL`i KHK’lerle İhraçları Gündemleştirmek

Unutmayalım bundan sonra, sonuç hileyle, provokasyonla değiştirilse bile bu referandumu siyaseten #Hayır kazandı. Madem öyle #Hayır’ın kazanmasını güvenceye alacak bir leitmotiv (is)in de kampanyaya eklenmesi düşünülmelidir ve bu hiç kuşkusuz, kıyıda köşede yürüyen, şiddetin kifayetsiz kaldığı ancak dar bir çerçevede kalan KHK mağdurları mücadelesidir.
#Hayırcıların KHKlarla işten atmalar gibi toplumun çok geniş kesimlerine değen bugünün en yakıcı sosyal sorunlarından birini faaliyetinin önemli bir teması haline getirmesi başka bir sıçratıcı iş olarak zorlanmalıdır. Yapılan her işin bu konuyla birlikte düşünülmesi, bu konunun süzgecinden geçirilmesi #Hayır‘dan ya da referandumdan alınan ivmenin sonraki süreçlerde devam etmesini sağlaması, 7 Haziran’in enerjisinin nafile hükümet turlarıyla soğurulması gibi bir durumla karşılaşmamak açısından da önemlidir.

Dolayısıyla, son 20 günde KHK’yla ihraçlar konusunu faaliyetin bir parçası kılarken, farklı kesimlerden sembolleşmiş isimleri, özellikle de Barış akademisyenlerini bu işin bir tarafı kılmak umulmadık etkiler yaratacak gibi gözüküyor. 1 Eylül 2016‘dan bugüne KHK‘yla 140 binden fazla kişi isten atıldı. Bunların 20 bini KESK üyesi olsa, 120 bini de „Cemaat“le ilişki-ilişkisiz bir şekilde atılmış, çoğunlukla muhafazakar insanlar. Hem dostlarımızı, yoldaşlarımızı, haklarımızı, yani kendimizi savunurken, hem de Cemaat‘le intisaplı denilen insanların milliyetçi-muhafazakar mahalledeki 1 milyona yakın eşi dostuna da ulaşabileceğiz. Kabuklar kırılmalı, Fatih’te Üsküdar’da olduğu gibi demokrasi, özgürlük ve barış sözünü her yere yayan, insanların ekmeğini aşını savunan kucaklayıcı ve radikal bir sol siyaset bu çatlaklardan gelişebilir diyorum.

Related Articles