• Ülkem: Maktûl insanlar antolojisi

    Unutulmuyor Fatih’ten çok önce, 13. Yüzyılda, Moğol işgâline karşı halkı direnmeye çağıran Ahi Evren ve onun yanındaki Bektaşîlik geleneğini önceleyen 10 bin (?) insanın Kırşehir yakınlarındaki Malya Ovasında, Moğol kökenli Nurettin Cacabey tarafından kılıçtan geçirilirken Selçuklunun ve Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin buna fetva verdiği. Ölenler içinde Mevlana’nın kendi oğlunun olduğunu bilmek, unutulmaması gerektiğini söylüyor yurttaşa.   […]

    Read more ...
  • Su ile Ateşin Hikâyesi

    Michel  Tournier, Su ile Ateş[1] adlı kısa denemesinin ilk cümlesinde, “Suyun da ateşin de yaşamla sıkı ve çok özel bağları vardır.” dedikten hemen sonra su ile ilgili sohbete geçer. Canlıların yaşamının su ile başladığını belirttikten sonra da “Bataklıklar bile canlı organizmalarla doludur.” cümlesiyle bu yaygın bilgiyi genişletir. Buna karşılık ateş ile yaşam- canlı-insan ilişkisine yönelik […]

    Read more ...
  • Habis

    Bende olan ama benden yana olmayandır habis. Bedenin kendisine rağmen kendisinde ürettiği ve kaçamadığı bu yabancı, beden için başlı başına bir korku öznesidir. Üstelik bedenin kendisin(d)e yarattığı yabancı; böyle olduğu için de kötücüllüğünün gücü ve niteliği bilinmeyen yabancı özneden farklı olarak, kötücüllüğünün gücü ve niteliğinden şüphe duyulmayan tanı(m)lanmış bir düşmandır: İçerideki düşman. Habis kavramına yakından […]

    Read more ...
  • KAYBETMEK VE MUTLULUK ÜZERİNE

    Psikiyatri biliminin kendisini kurarken sorduğu “Normal insan nedir?” ve devamında da “İnsan normal sınırlarda nasıl kalabilir?” gibi temel bazı soruları yanıtlamaya kalktığımızda yol bizi her seferinde kaçınılmaz olarak “mutluluk” kavramına götürecektir. Çünkü insanın yaşama nedeni ve yaşamın anlamı, salt modern psikiyatride değil eski Hint metinlerinde, Antik Yunan trajedilerinde, mitlerde ve tek tanrılı dinlerde de “mutlu […]

    Read more ...
  • UNUTMA ODASI

    Hikâye odur ki tarihöncesi bir dönemde ve bilinmeyen bir yerde, suçlu olduğuna karar verilen kişi için bugün bildiğimiz hapishane olgusundan mekân açısından oldukça farklı bir “ehlileştirme”[1] yöntemine başvuruluyordu. Şehrin hemen kenarında-şehrin yaşadığına dair birtakım işaretlerin fulü biçimde algılandığı ama kimsenin görülmediği ve kimseyle konuşulamayan bir yerde-bir mağara ağzı  düşünelim. Bir odacıktan oluşan ve önü tamamen […]

    Read more ...
  • AYNAYA FRAGMANLAR-1

    “Ayna” , üzerinde en çok düşünülen, yorumlar üretilen sözcüklerden biri kuşkusuz. İnsanın kendisini tanıması ve tanımlamasında olduğu kadar evrenle, kendi dışındaki varlıklarla kurduğu ilişkiyi açıklarken hemen tüm bilim ve sanat alanlarının odağındaki “kavramsallaştırma” aracı, bir “imge deposu” . Masal, epik gibi din dışı anlatılardan başlayıp dinsel metinlerin ve ardından günümüzdeki bütün felsefi, edebi metinlerin bir […]

    Read more ...
  • MASAL ZAMANLAR

    Uzaktan tanıdığım ne kadar Ali varsa benim Ali’m de onlara benzerdi:  Saçları ve gözleri zifiri karanlık bir Ali. Cankuşum  Ali…  Yüzü,  neredeyse karanlık iki gözden ibaretti. Baktığınızda,  esmer,  uzun ince bir yüzün ortasında kocaman iki derin ama sımsıcak kuyu görürdünüz. Ankara’ya geldikleri yıl, bizim evin önünden inen dik yokuşun sonunda başlayan gecekonduların birinde doğmuş Ali. […]

    Read more ...
  • ULTİMA VERBA

    Aklın referansı ile ortaya çıkan “özgürlük, sosyal devlet, adalet, bireyin seçme ve seçilme hakkı, sandığın kutsallığı” gibi burjuva demokrasisinin getirdiği hakların çöpe atılması ya da içinin boşaltılmasının tartışılması bile insan onurunu incitirken son dönem Türkiye’sinde idam cezasının yeniden gündeme getirilmesini nasıl anlamalıyız? Ahmet Bülent Erişti İnsan, geleceği(ni) merak etmekle malul bir varlık. Gelecek çünkü onun […]

    Read more ...