Altan Tan ve HDP’nin sol eline vurmak

Türkiye’nin örtülü diktatörlükten, açık bir faşist diktatörlüğe geçtiği bu günlerde saflar netleşti. Bazıları bir saftan öbürüne geçti, bazıları ise hala iki cephe arasında git-geller yaşıyorlar.

Erdoğan diktası gün be gün şiddet sarmalını tırmandırırken CHP, MHP ve bir bütün olarak devlet aygıtıyla başlattığı HDP ve KÖH tasfiye politikaları sert bir direnişle karşılaştı. Kazanacağından emin olarak başlattığı savaş Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da kendisi için ağır bir yenilgiyle sonuçlanma olasılığı yüksek.

Türkiye’nin Kürt Özgürlük hareketine karşı onlarca yıldır sürdürdüğü savaşın değişmeyen ince bir stratejisi var ki bu günlerde iyice açığa çıktı. Bunun en büyük nedeni bu savaşın geçmiş yıllardaki gibi pata pat giden değil, bir final savaşı olması.

Bu strateji KÖH ile Türkiye sosyalist hareketleri arasında ki bağları koparma hatta mümkünse aralarında bir çatışma yaratma stratejisidir. Bunun için Türkiye tarafında CHP, Doğu Perinçek çetesi, Sözcü gazetesi, Oda tv ve bazı adı sosyalist ama özünde milliyetçi-devletçi yapılar kullanılageldi.

Bu yapılar bazen örtülü bazen açık bir şekilde AKP devletinin başlattığı vahşi savaş politikalarının hizmetine girdiler. Bunlar sol (özellikle antiemperyalist söylem kullanarak) maske takıp, KÖH ile ittifak ya da dayanışma içinde olan sosyalist parti, örgüt ve bireylere karşı şantaj, tehdit, baskı uygulamayı devam ettiriyorlar. Tek amaçları AKP faşizmine karşı olan direniş hattını parçalamak.

Bu yapılar bazen suret-i haktan görünüp, KÖH ve Sosyalist hareketlere dostane tavırlara bile girerler. Böylelikle toplumsal muhalefet cephesinde yanılsama yaratırlar.

HDP’liler eş genel başkanları ile görüşmek için adalet bakanlığına 500’den fazla dilekçe vermiş ve bunların hiçbirine cevap bile alamamışken, CHP’li vekiller Selahattin Demirtaş’ı defalarca ziyaret etmelerine rağmen diğer eş başkan Figen Yüksekdağ’ı bir kere bile ziyaret etmediler. Yani amaç kurumsal bir destekse, neden Figen Yüksekdağ bunun dışında tutuldu. Bunun yanında AKP’nin HDP’lilere uyguladığı kendi eş başkanlarını ziyaret yasaklarına karşı bir girişimde bulunmak bir yana bu konuda herhangi bir açıklama dahi yapmadılar.

Demirtaş ile en son görüşmeyi yapan CHP M.vekili Eren Erdem “Demirtaş’ın özerklik talebi yok” açıklamasında bulunmuş, bir kaç gün sonra Demirtaş tarafından yalanlanmıştı. O günden sonra Demirtaş’a yapılan ziyaretler kesildi. Anlaşılan istenen sonuç hasıl olmamıştı.

Yanlış anlaşılmasın, kimsenin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etmesine karşı değiliz ancak bu ziyaretlerin masum olmadığına, bu ziyaretler ve politikaların bir konsept gereği olduğuna yönelik durumdur. Belli ki AKP devleti HDP üzerinden KÖH hareketini bir çizgiye çekmeye çalışıyor. Tasfiye edemediği düşmanını objektif ya da değil bazı kesimlerle dizayn etmeye, olmazsa bölmeye niyetli.

Bunun için HDP’lilerin dokunulmazlığını kaldırma da ve cezaevine atılmalarında işbirliği yaptığı CHP işe koşuldu. Belli ki bu kurnazlık Demirtaş tarafından nazikçe ret edilmiş.

Bir de bu politikaların uygulayıcısı Kürtler var ki, bunların bir çoğu deşifre edildikleri için uzun zamandır kapağı AKP’ye atıp, hak mücadelesinin değil cep mücadelesinin kutsiyetine biat etmişler.

Bunlara son zamanlarda Altan Tan’ında katılacağı artık belli olmaya başladı. Tan, öncekilerden farklı bir strateji uyguluyor.

Altan Tan, hak mücadelesinin bedelinin ağırlığını kaldıramayıp, uygun bir zaman ve zeminde cep mücadelesine katılmak istiyor. Kendince vuruşarak çekilme stratejisi uygulayarak ileride vereceği cep mücadelesini siyasi bir misyonla (Metiner, Kızılkaya, Miroğlu örneklerinden çıkardığı ders: AKP’ye yamanmak, cebi dolduruyor ama itibarı sıfırlıyor.) tahkim etmek istiyor.

Altan Tan bunun için:

HDP’yi solculuk yapmakla suçluyor.

Sanki Türkiye’de muhafazakarlık baskı altındaymış gibi HDP’yi onlara sırt çevirmekle suçluyor.

Yurtlarında çocuklara tecavüz edilen Ensar vakfına sahip çıkıyor.

AKP’nin komplolarla başlattığı savaşın faturasını PKK’ye kesiyor.

AKP devletinin Kürdistan’da yaptığı katliamlar gün be gün artarken, Erdoğan’a “Kürtleri sana ben bağlarım” mesajları veriyor.

“HDP’nin PKK’ye gücü yetmedi” diyerek, bu yapılar arasında bir fay hattı yaratmaya çalışıyor.

Kürt Özgürlük Hareketinin bütün dünyada kabul gören Rojava politikasının çöktüğünü söylüyor.

Rakka’da SDG ve IŞİD’in anlaştığını bile iddia etti.

Belli ki Müteahit Altan Tan KÖH ve müttefiklerinin etkisinde ki coğrafya da ihale almaktan umudu kesmiş. Yine direniş hattı sertleştikçe kendi siyasi manevra alanının daraldığını görüyor. Onun için KÖH ve müttefiklerinin sol tarafına AKP ile birlikte vuruyor.

Altan Tan, KÖH ve HDP için miadını doldurmuş bir politik kişiliktir. Umudumuz Altan Tan’ın kapıyı dışarıdan kapatması.

Related Articles