Almanya’daki Newroz Kutlamasına Dair Birkaç Gözlem

Kürt toplumunun siyasal eğilimlerini, demografik karakterini her zaman tam anlamıyla tespit etmek mümkün değil. Belki çok kapsamlı anketler yapmak, istatistiki analizlerle yeni kategoriler oluşturmak gerekir. Ancak toplumsal şartlar, politik baskılar başta olmak üzere olumsuz etkileyen birçok faktör sıralanabilir.
Ama bu hareket de kendi yöntemini oluşturmuş. Dolaysıyla olağandışı şartlardan dolayı Kürt özgürlük hareketinin toplumu tanımak için hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Aksine çok etkili bir biçimde toplumsal alanda çalışma yapıldığını belirtebiliriz. Her şeyden önce kullanılan yöntem doğaçlama bir tecrübi yöntemdir. Yani kendi şartlarında kendi deneyimlerinden doğan bir tarz mevcut.
Özellikle halk ile iç içe olma, halktan insanların aynı zamanda aktif siyaseti yürütmesi öğretide önemli bir rol oynamaktadır. Bunların gözlemleri, tanıklıkları, halkla birlikte mücadeleleri anketlerin ötesinde bir bilgi sunmaktadır. Bu yüzden sürekli şaşırtıcı olabiliyor. Herkesin umutlarını yitirdiği bir yerde, hiç beklenmedik hamlelerle yine kazananın, atılımlar yapanın Özgürlük hareketi olduğuna defalarca tanıklık etmekteyiz
Almanya’daki Newroz’da bunlardan biriydi. Mesela geçmiş yıllara nazaran katılımcılar çok daha farklılaşmıştı. Gençlik vardı. Ama kararlı, politik ve hedefe kilitlenmiş bir gençlik ezici çoğunluğa sahipti.
Daha önceki Bakur yoğunluklu katılımlar yerine bu yıl Başur’dan Rojava’dan ve Rojhılat’tan daha çok katılım vardı. Üstelik merak ya da sadece Newroz’a gitme adetiyle gelen bir kitle değildi. Programlı, amaca odaklanmış aktör pozisyonunda bir gençlik ve örgütlenmeye sahiptiler. Üstelik nitelikli bir güce sahiptiler. Nasıl mı anlıyoruz? En basitinden her çadırın önünde yılların birikimi mücadeleleri kitaplara yansımıştı. Arap ve Latin alafabeleri, Kürtçe, Türkçe, Arapça, Farsça anlatımlı eserler artmıştı. Belki her çadır bir birimi temsil ediyordu, ama yakından bakıldığında yılların birikimi, tecrübesi artık nitelikli bir hal almış bırakın çadırları ulusların sınırlarını aşmıştı. Bilgeliğin olgunluğu vardı ama gençliğin coşkusuyla birleşmişti. Her bir çadırın önünde sayısızca insan bir araya gelmiş harıl harıl çalışıyor ve tartışıyorlardı.
Tabii ki sadece katılanlar Kürtler değildi. Türkiyeli devrimciler, sivil toplum örgütleri, yayın gurupları da vardı. Çok şükür ki özünde Kemalist, ırkçı ve kaşarlaşmış solcular ya da dinciler yoktu. Artık yeni nesil Türk gençlerini görmek mümkündü. Artık Kobani’nin zaferinden esinlenmiş, Suruç’tan Ankara’ya kadar ceberrut devletin saldırısını iliğine kadar hissetmiş ve bundan ders çıkarmış, Kürt özgürlük hareketiyle birlikte yürüyebilecek bir nesil vardı.
Tabii ki Almanlar da vardı. Öyle sol ve marjinal guruplar, birkaç kişi bazında şekilsel bir temsil değildi kastettiğimiz. Yeşillerden sol ve sosyal demokratlara siyasal partiler, sisteme alternatif olmaya çalışan hareketler, düşünsel çalışma gurupları vardı. Çok ciddi ve hazırlıklı gelmişlerdi. Amaçları Kürtlerle, Ortadoğu’da yükselen dinamizmle ciddi ve gerçekçi bir bağ kurmak, birlikte çalışmaktı.
Ama çok rahatsız edici iki noktayı da belirtmeden geçmek mümkün değil. Tutulan yer çok dardı. Yürümek bir yerden bir yere gitmek mümkün değildi. Ille ya itmek ya da itilmek zorundaydınız. Kimseyle derinliğine bir sohbete zemin yoktu. Otobüsler, Arabalara ulaşmak ya da oradan alana gelmek oldukça zahmetliydi.
Ve en rahatsız olanı ise çeşitli bölgelerden gelen derneklerin/meclislerin çalışanlarının yiyecek ve içecek satmayı sadece para kazanma güdüsüyle yapmalarıydı. Detayına girmeyeyim ama oldukça kötü hizmet veriyorlardı. Oysa Newrozdaydık. Bu bir yanıyla bir şölen, dirilişin kutlaması, bir yanıyla da siyasal bir eylemdi. Bu kurumlar birçok jestler yapabilir, yiyecek ve içecek dağıtımında daha bir cömert olabilirlerdi. Hakeza sadece mal satışı değil insanlarla sohbet, diyalog geliştirebilirlerdi. Ve en önemlisi şunu sormak lazım bu derneklerden hiçbirinin bir kültürel faaliyeti etkinliği yok muydu? Mesela bir müzik gurupları olabilir ve sunuş yapabilirdi. Folklor hakeza, kıyafet tanıtımları yine olabilirdi. Tiyatro gurupları ve gösterileri olabilirdi. Çalışmalarına dair sinevizyonlar vs. Ama demek ki hiçbir şey yok ve sadece maalesef yemek satıp derneğe birkaç kuruş kazanma derdindeydiler. Bu da artık aşılması gereken kronik bir hastalık.

Related Articles