AKP’li Yıllarda İnşaat Odaklı Büyümenin Nedenleri, Koşulları* -I-

Türkiye ekonomisi, Aralık 2000 ve 2001’de Cumhuriyet tarihinin en büyük iktisadi krizini yaşadı. İktisadi kriz, sadece ekonominin temellerini sarsmakla kalmadı, aynı zamanda parlamentodaki mevcut siyasi partileri (CHP hariç) baraj altında bırakarak siyasal yapıyı da kökten değiştirdi.
Kriz sonrası 3 Kasım 2002’de yapılan ilk genel seçimi, yeni bir parti olmasına rağmen AKP kazandı. O günden beri de tek parti iktidarını sürdürmektedir. AKP’nin iktidara gelmesinin nedeni, sahip olduğu ekonomi, sosyal ve siyasal program değildi. İktidara gelmesinin en önemli nedeni, geçmişte tek başına iktidar olmuş veya koalisyonlarda yer almış siyasal partilere verilen tepkiydi. Birçok neden olmakla birlikte en can alıcı olanı şüphesiz ülkenin içine sürüklendiği iktisadi krizdi.
İktisadi krizi sona erdirmek için Dünya Bankası bürokratlarından Kemal Derviş, ekonominin başına getirilmişti. Derviş, ‘’Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’’ adı altında emek karşıtı bir programı yürürlüğe koydu. AKP, iktidara geldiğinde bu programın sadık uygulayıcısı oldu. Program AKP için bulunmaz bir şanstı.
2002-2007 arasında dış sermaye girişlerinin artması, özelleştirmelerin sürdürülmesi, kamu açıklarındaki azalmalar ve enflasyondaki düşüşler gibi makro ekonomik verilerde düzelmeler yaşandı. Kriz yıllarına göre göreli olarak gerçekleşen büyüme rakamları ‘istikrara’ dair kanıyı destekleyen gelişmeler olarak görülüyordu(1). AB üyeliği konusunda gösterilen çabalar, çıkarılan yasalar ve müktesebat görüşmeleri batıda olduğu kadar ülke içinde de sıcak ve olumlu karşılanan siyasal gelişmelerdi. Bu gelişmelerin yaşandığı dönemler yurtdışı sermaye girişlerinin büyük boyutlara ulaştığı yıllardı.
AKP iktidarında, her şeyden önce iç pazara ve tüketime yönelik bir ekonomik politika tercihi izlendiğini görüyoruz(2). Bunun da en önemli ayaklarından biri inşaat sektörüdür. Bu tercihin  hem nesnel iktisadi koşulları hem de siyasal ve sosyal, hatta jeolojik nedenleri söz konusuydu. Bu şartlara yakından baktığımızda:
*Geçmişi 1950’li yıllara uzanan çarpık kentleşme ve düşük kaliteli konut stokunun yenilenme ihtiyacı,
*17 Ağustos 1999 depreminin yarattığı insani ve maddi tahribat, yenilenme ve kaliteli stok üretmenin zorunluluğunu net bir şekilde ortaya çıkarması,
*1999,, 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik kriz ve iktisat politikası tercihleri nedeniyle tarım karşıtı ve bölgesel eşitsizlikleri arttıran politikalar sonucu metropollere ve belirli merkezlere göçün artması
* Artan nüfusla birlikte konut talebinin yükselmesi,
* 5582 Sayılı Kanun (Mortgage Yasası) 06 Mart 2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğü girmesiyle uzun vadeli borçlanmaya dayalı konut sahipliğinin önünün açılması,
*2000-2001 iktisat krizi öncesi yüksek faiz, devlet iç borçlanma senetleri ve bono faizlerinin getirisinin, enflasyon ve faizlerin giderek düşmesi sonucu gayrimenkul ve konut sahipliğinin ve getirisinin giderek artması,
*Metropollerde artan nüfus ve kentleşme ile birlikte otoyol, kent içi arterler, tüneller, köprüler gibi yeni alt yapı yatırım ihtiyaçlarının artması,
*İç tüketime dayalı ekonomi politikası tercihleri sonucu artan AVM, otel inşaatlarındaki patlama,
*İnşaat sektörünün yüzlerce farklı sektörü harekete geçiren potansiyeli ve kalifiye olmayan işgücünün istihdamında önemli fonksiyonu üstlenmesi gibi nedenler ekonomik gerekçeleri oluşturmuştur.(2)
Siyasal olarak da inşaat sektörünün geliştirilmesi hem seçmen oyunu kazanmak hem de AKP’nin kendi kapitalistini yaratma için en elverişli sektörlerden biri olarak görülmüştür. Kapitalist ekonomide (özellikle çarpık bir ekonomide) toprak rantı ve gayrimenkul rantı, servet yaratma konusunda oldukça belirleyici bir rol oynamaktadır.
Siyasal iktidarlar tarafından çok kullanışlı olan inşaat sektörü, AKP tarafından son derece etkili kullanılmıştır. Bunu bir sonraki çalışmada daha ayrıntılı olarak ele alacağım.
* İnşaat sektörü üzerine Bağımsız Sosyal Bilimcilerin ‘AKP’li Yıllarda Emeğin Durumu’ adlı çalışması bu yazının temelini oluşturmaktadır. Yazı bu sistemli çalışma üzerine kuruldu. Ayrıca farklı kaynak ve gözlemlerle zenginleştirilmeye çalışıldı.
1) Bağımsız Sosyal Bilimciler, AKP’li Yıllarda Emeğin Durumu, Yordam Kitap, 2015, s.23-24
2) A.g.e, 273-275

Related Articles