AKP, Türkiye’nin ceketçisidir!

Tahran Belediye Başkanlığından İran Cumhurbaşkanlığına yükselen Ahmedinejad gibi, kendisi de İstanbul Belediye Başkanlığından Türkiye Cumhurbaşkanlığına kadar çıkan R.T.Erdoğan’ın yaşam öyküsü oldukça ilginç. Öyle ki bütün geçmişiyle Milli Görüş geleneğine hizmet eden Erdoğan, AKP ile birlikte bir değişime girdi. Tabi değişime giren Erdoğan değil Türkiye’nin ta kendisiydi. Ortadoğu’nun girdiği yeni sürece Türkiye’nin de ayak uydurması gerekiyordu ki bu nedenle Erdoğan’a da BOP Eş Başkanlığı, iktidar olma ve kalma teminatıyla verilmişti. Görevi öncülüktü tabi ama, öncü dediysek de, öyle kahramanlık destanı yazan öncülerden bahsetmiyoruz.

Denizlerin Bağımsızlık mücadelesi vermesi sadece Dünya çapındaki 68’ler ekolünün bir yansıması değildi. Zira Türkiye ABD, İngiltere ve İsrail’e göbekten bağlı ve bağımsız değildi ki, şimdi Rusya’yı da eklersek, hala da öyle. Dikkat edecek olursak eğer TC’nin tüm politikaları, Kürt hakikatini görmeme üzerine şekilleniyor. Kurulan hükümetler, çıkarılan yasalar ve yapılan suni anlaşmaların hepsi bu hakikati boğmaya dönük oluyor. Bu anlamda nerede bir hak arama ve direniş varsa da politikalar ona göre uyarlanıyor. Strateji aynıdır; boğma ilelebettir.

“Biz milli görüş gömleğimizi çıkarttık” diyen Erdoğan’ın bu sözü Türkiye için tek başına yeterli değildi. CHP, MHP ve -bugünkü- HDP’nin de gömleklerini çıkartmaları, yırtmaları, olmadıysa daraltmaları gerekmekteydi. CHP’nin Ulusalcılığı, MHP’nin Milliyetçiliği ve kendilerince HDP’nin de ‘Kürtçülüğü’ törpülenmeliydi. Partilerin ideolojilerindeki katılıklar ya esnetilmeli ya gevşetilmeli ya da mümkünse partiler olmamalıydı. Yine partilerin esnek görülen yanları katı, gevşek olan yanları da ensek hale getirilmeliydi. Buna göre Deniz Baykal’a yapılan kaset komplosu ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi, -zaten bir Devlet görevlisi olduğu iddia edilen- Devlet Bahçeli’nin Türkeşgillere olan darbesi ile AKP’ye eklemlenmesi, Cemaatin AKP ile beraber Askeri yıpratması, İmitasyon ve fason bir darbe ya da bir Darbe kalkışması ile de Devletin tüm kademelerinde olan Gülen Cemaatinin tasfiye edilmesi. Diğer yandan şuanda hem Kürtlerin ezici çoğunluğu hem de ülkede iktidar tarafından ötekileştirilen inanç ve halk toplulukların temsilcisi olan HDP’nin tasfiye edilmeye çalışması.

TC’nin kendisi ya da Hegemonik güçler tarafından yapılan bu müdahale sonucu MHP parçalandı. Bugünlerde neredeyse Atatürk’ü de AKP’ye kaptıran CHP’nin parçalanması da an meselesi iken, hem an be an değişimi esas alan hem de an içinde yoğunlaşmayı başarıp direnerek ayakta kalmayı başaran HDP oldu. Diğer taraftan dizaynda fırtına yaratan AKP de, bugünlerde kendi içine çökmeye başlamış oldu. Öyle AKP’nin bugünlerdeki “Atatürk’ü en iyi ben anarım” sloganı eşliğinde Atatürkçü kesilmesinin ‘oy kaygısı” ile tek başına açıklanması doğru bir tespit olmayacaktır. AKP’nin Atatürk’e ‘sahip çıkması’ yapısal olarak CHP’ye el atması anlamına geliyor ki, eğer AKP kendi iç sorunlarının üstesinden gelebilirse CHP içerisinden de yeni bir parti çıkartabilecektir.

Sayın Öcalan’ın yaptığı kişilik çözümlemelerinde “ceketçiler” üzerine bir benzetmesi vardı. Öcalan meâlen: Ceketçilere gittiğin zaman mutlaka sana göre bir ceket bulurdun. Ceketçi, almasan da sana bir yolunu bulur ve ceketi satardı. Dikkat ederseniz ceketi size ceketçi giydirirdi ki “dar geldiğinde esnetsin ya da söksün, bol geldiğinde de kumaşı çekebilsin”. Böylelikle siz, aslında size olmayan bir ceketi güle oynaya alıp çıkardınız. Bir defa o halde çıktınız mı, eğer güçlü değildiyseniz, bir daha geri getirmeniz mümkün değildi çünkü hata sizde aranırdı ve diretseydiniz dayağı yer çıkardınız.

İşte Erdoğan’ın çıkardığı gömleğin mantığı, günümüzdeki sonuçlara bakılırsa böyleydi. Her ne kadar kendisinin de siyasi hayatının son bulacağı demlerdeysek de AKP’ye verilen misyon, meşhur “ceketçilerin” üstlendikleri rol ve misyon gibidir.

İradeniz ve gücünüz yoksa tüm gömlekler ve ceketler sizin kumaşınıza göre üretilmiştir.

Mehmet Serhat Polatsoy

Related Articles