Akademisyen mi ABD ajanı mı?

Akademisyen takımına öteden beri gıcık olurum. Neymiş efendim beş buçukuncu his diye bir şey olamazmış, bilimsel değilmiş falan filan. Yahu size ne! Bana  beş buçukuncu duyum vakaları çözme konusunda yardımcı oluyor mu oluyor! Eeeee? Bu durumda aslında siz olanı inkar ediyorsunuz ve de kendinizde olmayana dayanarak, kıskançlığa bilimsel tahlil diyorsunuz, neyse gülüp geçelim….

Asıl meseleye gelecek olursak kafam bu kez uzaklardan birine takıldı. Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Soner Çağaptay. Amerikan’ın bol nişan ve ünvanlarla taltif ettiği bu zatın ismini elbette siz de duymuşsunuzdur. Amerika’nın Sesi ona “Rıza Sarraf Davası Türk-Amerikan İlişkilerine Nasıl Yansıyacak?” diye sormuş. O da gayet diplomatik bir dille olan biteni kendince izah etmeye çalışmış.

Gelgelelim, röportajın sonuna doğru işler değişiyor. Çağaptay efendinin diplomatik dilinin yerini bir kumarbazınki alıyor. ABD adına adına masaya elinde diye düşündüğü fişleri sürüyor:

“IŞİD’le olan mücadelesinde Amerika’nın YPG ile olan çalışmasını taktiksel bir ortaklık diye düşünebiliriz, stratejik değil. Nedir bu? IŞİD bittiği zaman Amerika YPG’den uzaklaşacaktır demektir. Bunun ikinci bir neticesi de şu. Bence Amerika, Türkiye’nin PKK’ya karşı mücadelesinde Türkiye’ye daha fazla destek vermeye başlayacaktır. Gerek Kandil’deki varlığına karşı gerek istihbarat desteği gerekse PKK’nın Avrupa’da son derece mühim olan finansal alt yapısına karşı. Avrupa hükümetlerini harekete geçirerek onların bu finansal altyapıyı çökertmesi konusunda adımlar atmasını sağlayarak Türkiye’nin PKK’ya karşı mücadelesinde ciddi destek verecektir diye düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Aslında önemli bir gelişme bu. Çünkü PKK Türkiye için hayati bir tehlike. Özellikle Rojava’da elde ettiği kazanımlardan dolayı. Dolayısıyla Amerika’nın Türkiye’ye PKK’ya karşı yardımcı oluyor olması çok önemli bir stratejik adım olacak”

Konuşmasının başlangıcında Erdoğan rejiminde yargı bağımsızlığı olmadığı, Sarraf davasına rejim ve çevresinin battığı gibi bir çok şeyi ifade eden Çağaptay bunları unuttu ve Erdoğan kuzulaştığı takdirde ABD’nin kendilerine nasıl arka çıkacağını anlatıyor. Kim ne yapar orasına karışmam ama benim merak ettiğim şey şu: kimin adına olursa olsun, hele hele başkalarının hayatı pahasına şantaj, pazarlık gibi işlere girişmek bir akademisyenin mi harcıdır bir ajanın mı?

O meşhur beş buçukuncu hissimin elbette bu soruya bir yanıtı var. Ve diyor ki araştırma-merak konuları arasında “PKK, ve PKK’nın Avrupa’daki altyapısı” gibi başlıklar olan bir muhteremin aklı kriminoloji laboratuvarlarının soğuk duvarlarından daha hassas olamaz.

merak edenler haberi ve videosunu aşağıdaki bağlantıdan görebilir:

https://www.amerikaninsesi.com/a/riza-sarraf-davasi-turk-amerikan-iliskilerine-nasil-yansiyacak/4120802.html

Related Articles