Home / YAZARLAR / AHMET HALUK ÜNAL / Afrin savaşını kim kazanır?

Afrin savaşını kim kazanır?

Bütün Türkiye, hatta bütün Dünya heyecanla Türk Devleti’nin Afrin’e askeri müdahalesini izliyor.

Toplumun büyük bir kesimi “Özerk Kuzey Suriye Federasyonu’nun (KSF), PKK orijinli bir terörist yapılanma” olduğuna inandırılmış durumda.

Ancak, 15 yıldır bu inançta olup, Erdoğan’ı istikrar ve huzur umuduyla destekleyenler, iki yıldır Erdoğan’a desteğini kesmeye başladı.

Son kamuoyu araştırmalarında çok uzun zamandır ilk kez, toplumun sorun algısında birinci sırayı ekonomi, işsizlik vb. iş ve aş meselesi almış durumda. Terör alt sıralara inmiş.

Bu savaşın birincil sebebi, Erdoğan’a 1 Kasım zaferini sağlayan terör ve istikrarsızlık  korkusunu toplumda yeniden birinci sıraya çıkartmak.

Savaşın sebebleriyle ilgili düşüncelerimi yakın zamanda paylaşmıştım.

Şimdi savaşın olası sonuçlarına bakmak istiyorum.

 

Emperyal güçler

Bu süreçte bir kez daha görmüş olmalıyız ki, emperyal güçlerin standart politikası ulus devlet çıkarları merkezli.

“Tavşana kaç tazıya tut” ise, en sık kullandıkları taktik.

Aksi halde hepsi çok iyi biliyor ki, 7 yıldır KSF sınırları içinden Türkiye’ye taş bile atılmadı.

Kısacası tecrübeli, aklı başında hiç bir siyasi odak bunların ipiyle kuyuya inmeye kalkmaz.

Nasıl ki koalisyon güçleri 6-7 ekim günlerinde uçaklarını Kobane üzerinde uçuruyor, ama bir türlü doğru hedefleri vuramıyor; savaşın dengesinin ne yöne gideceğini izliyorduysa; şimdi de benzer bir tutum içindeler.

Türkün yumurtasını Kürd’ün yumurtasına vurup, iki tarafı da hizaya sokmak amacındalar.

Her zaman olduğu gibi, sonunda kavgayı ayıran ve yeni kazanan olacaklarını düşünüyorlar.

Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, Emperyal güçlerle Türk Devleti arasındaki gerilimlerin taktik, özdeşliğin ise stratejik olması.

“Türk muhalif” kesimlerinde bu ayrımın stratejik olduğu, hatta Erdoğan’dan kurtuluşu sağlayacağı hayalleri çok yaygın.

Oysa bunun gerçekle bir alakası yok, bu kesimlerin sinizmi, böyle hayaller görmelerini de kolaylaştırıyor.

Onlar, birbirleriyle kıyasıya savaşırken, “ortak düşmana” karşı birleşmeyi çok iyi bilirler.

Ortadoğu’da hem emperyal güçlerle hem de Türk sömürgeciliği ile stratejik çatışması olan tek güç KSF.

PYD öncülüğünde ortaya konmuş ve ülke halklarının önemli bir kısmının umudu haline gelmiş olan anayasa ve ekonomik programda ifadesini bulan yeni Suriye’nin radikal demokratik inşa planı, kapitalist emperyalist networkün kabullenmesi çok güç olan bir proje.

Kafası karışık olanlar PYD’nin Rojava Anayasası’nı okuyup, karar verebilir. Böyle bir anayasayı hangi sermayedar, egemen, faşist ya da sağcı kabul eder? Ve hangi aklı başında, seküler, demokrat böyle bir anayasayla yaşamak istemez?

Bu gün “terörist” diye saldırıya uğrayan toplum asıl “suçu” böylesi bir gelecek tahayyülünü inşa etmeye başlamış olmak.

Bu nedenle Suriye için kapitalist perspektifin birleştirdiği güçler, anti – kapitalist perspektifin biçimlendirdiği KSF’ye gerçek dost olmaları, stratejik ortak olmaları imkansız.

Öte yandan, 7 yıldır PYD’nin diplomatik ve askeri başarıları tarihte ender rastlanan bir durumu ortaya çıkardı.

Tarihin tanıdığı en büyük isyan hareketi bütün emperyal güçlerle diplomatik bir denge kurmayı başardı.

Yine malum sinizm malülleri bunun PYD’nin verdiği tavizlerle ilgili olduğuna inanmayı tercih ediyor.

Bakın Barzani’ye tavizin dik alasını vermiş vermeyi sürdürüyor, yine de benzer bir diplomatik ve askeri başarıyı gösteremiyor.

Yani mesele verilen tavizde değil, siyasi iradenin nasıl bir ruh haliyle ve akılla müzakere yapabildiğinde.

Bu açıdan Afrin’in geleceği için kaygılananlar yüreğini ferah tutsun; kanıt soran da Sipan Hemo’nun, Aldar Xelil’in açıklmalarını okusun.

Emperyal güçler, bekleyip görecek, kim kazanırsa ona yanaşacak; yenileni de elinden tutup ayağa kaldırıyormuş gibi yaparken yeni tavizler talep edecek.

 

 

Nefret ve Onur

Peki Afrin’de askeri olarak kim kazanacak?

Kobane de kim kazandıysa yine o kazanacak.

Neden mi?

IŞİD üzerine yapılan incelemeleri okuyorsanız, tarihin tanık olduğu askeri yetenekleri, eğitimi ve teknolojisi en yüksek şehir savaşı gücü olduğunu anlarsınız.

Kobaneye 40 kadar tank, ağır silahlar ve 5 bin kadar milisle saldırmışlardı.

Üstelik inanmasanız da büyük çoğunluğu “inandıkları dava uğruna” bedenlerini bir silaha dönüştürmekte tereddüt etmiyor.

Kimse yenileceklerini beklemiyordu. Ama yaşadıkları sadece yenilgi olmadı, KÖH’i güçleri, özellikle de YPJ karşısında hezimete uğradılar.

Sonra bir daha da bellerini doğrultamadı, Rakka’yı Der Ez Zor’u bile teslim ettiler.

Aradaki fark bir kaç kelimelik; biri vatanını, halkını, hayallerini koruyor, diğerleri işgal etmek, bitirmek istiyor.

Birini nefret yönetiyor, diğerini onur.

Belki çoğunuza, Rojava için anlatılan çoğu şey gibi YPJ/YPG lilerin feda eylemleri de probaganda gibi gelmiştir.

Ama onlar gerçekti. Hatta artık hakikat mertebesine kavuştular.

O tanklar uzun süre Türk devletinin döşediği mayınlardan üretilen el yapımı patlayıcılar ve intihar eylemleriyle durduruldu.

KDP’nin silah ve mühimmat desteği çok sonra, savaşın kaderi belli olduktan sonra geldi.

Afrin’deki Türk ordusunun durumu farklı mı?

Öne sürdükleri ve kod adı ÖSO olan çetelerin zaten IŞİD çeteleriyle askeri bakımdan kıyaslanması mümkün değil, hani Trump’ın “ne idüğü belirsiz birilerine neden para veriyoruz” diye aşağıladığı ekipler.  Kafa kesip, probaganda videosu yapmayan, kifayetsiz IŞİD de diyebiliriz. Hepsi cihatçı ve paralı askerler.

Şimdilik “Recep’in askerleri.” Yarın kimden maaş alırlar belirsiz.

Peki Türk ordusunun cepheye sürdüğü profesyonel askerlerin durumu ne?

Onların durumunu da Cizre’de Nusaybin’de Sur’da gördük.

Duvarlara o aşağılık cümleleri yazan, ancak bir avuç gencin cephanesi bittiğinde mahalleye girip, sivil halkın evlerine, yatak odalarına cinsiyetçi semboller bırakan, bunları cep telefonlarıyla çekip, paylaşarak övünebilen, tefessüh etmiş, psikopatlardı.

Daha beteri, iç iktidar savaşının sonucu olarak Türk ordusunun komutanlarının yarısı hapiste, ya da tasfiyeye uğramış durumda.

Zaten 40 yıldır PKK ile başa çıkamamış olan askeriye şimdi darmadağın ve moral olarak çok kötü durumda.

En son Perinçek’in tepinmesini yabana atmayın. Askerin karın ağrısının sesiydi.

MİT’in Ortadoğu ayağının yöneticilerinin (PKK Ortadoğu masası ve insan kaynakları bölümü daire başkanları ve 20 başka görevli) esir düştüğünü, çözülüp, konuştuğunu da bu bilgiye ekleyelim.

Yani savaşın en önemli kısmı olan istihbarat da perişan.

Yani IŞİD çok yüksek bir özgüven ve moralle saldıran, “bir davası” olan gönüllüler ordusuydu.

TSK ise iktidar ve para için bu mesleği yapan, büyük bir güven yıkımına uğramış, hiç bir davası kalmamış bir komuta kademesinden oluşuyor. Nefret edebilecek halde bile değiller bence.

Afrin halkı ise, bütünüyle sokaklara çıkıp, kararlılığını gösterdi.

Afrin savunma güçleri, bu savaşa 2015 ten bu yana hazır. Aradaki zamanı hazırlıkları derinleştirerek geçirdiler. Şu anda neredeyse her evin sığınağı var.

Üstelik şimdi, teknoloji olarak da çok daha gelişkin bir konumdalar.

Ellerinde ağır silahlar karadan karaya ve havaya tanksavar, uçaksavar füzeler mevcut.

Peki Fırat’ın doğusundaki SGD güçlerinin eli armut mu toplayacak? Seferberlik ilan ettiler.

Bu arada PKK de seferberlik ilan etti. Bu da Dünya’nın onlarca ülkesinde örgütlü Kürdün harekete geçmesi anlamına geliyor.

Bu arada Kuzey Kürdistan’da (Türkiye) gerillanın da izlemekle yetinmeyeceği malum.

Üstelik, Batı’da mevcut sinizm hakimiyeti ve suskunluk sürerse savaşı batıya taşıdığı için kimsenin Kürtlere kızmaya da hakkı olmayacak.

Yani savaşın askeri ve teknik açıdan sonucu belli.

 

Not : Sanırım ve umarım bu savaş, HDK/HDP ye de anayasa ve program yazmaksızın, aş, iş, kalkınma meselesini demokrasi mücadelesinin temeli olarak  görmeden başarılamayacağını daha net gösterir.

About Ahmet Haluk Ünal

Ahmet Haluk Ünal

Check Also

Filistin protestoları: Türkiye ve İsrail arasındaki ticaretin boyutları ne?

  İsrail’in Gazze’de en az 60 Filistinliyi öldürmesi üzerine Türkiye ve İsrail arasında diplomatik ve …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *