ABD, Rojava Sistemini Kabul Eder mi? Musul’da Uygular mı?

Erdoğan’ın Trump ile Amerika’da görüşme gerçekleştirdiği zamanda ABD’nin Pentagon yetkilileri, Trump’ın Irak ve Suriye’den sorumlu özel temsilcisi ve birçok başka yetkili Rojava’da bulunmaktaydı. Bu heyet bir dizi temasta bulundu ve vücud diliyle siyaseten çok net mesajlar verdi.
Özellikle iki tane görüşme önemliydi ve kamuoyuna servis edildi. Ilki Rakka Meclisi temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşme, ikincisi YPG ve Tevdem yöneticileriyle yapılan görüşme idi.
Iki net mesaj verildi. Özgürleştirilecek Rakka’nın yönetim sorunu yok. Kendi kendini yönetecek. Erdoğan veya başkalarının ileri sürdüğü hiç bir savın geçerliliği yoktur. Diğer mesaj ise tüm planlamalar Tevdem ile gerçekleştirilecektir. Siyasal, askeri muhatap Tevdem ve ilgili birimlerdir, ki kurumsal olarak YPG/QSD de Tevdem bünyesimdedir.
Bir başka önemli mesaj ise resimlerle servis edilen biçimiydi. Heyetler arası görüşmeler vardı. Masa’nın bir tarafında ABD’li yetkililer, diğer tarafta Rojava/Kuzey Suriye yetkilileri. Eş düzeyli, dengeli bir görüşme değil sadece bu fotoğraflarda görülen. Yetikilerin sayı ve niteliklerine bakıldığında sadece askeri merkezli bir görüşme ve işbirliği de söz konusu değil. Teknik, politik, sosyal meseleleri de içeren bir kampsam var. Haliyle uzun vadeli stratejik karaktere sahip adımlar mevcut.


Buna bakarak diyebiliriz ki, ABD’nin Rakka meclisini ziyaret etmesi kabul etmesi, ki daha önce Membic ve diğer bölgelerde de olmuştu, aynı zamanda Rojava’daki sistemi tanıması, benimsemesidir. ABD Rojava’da oluşan siyasal sistemi Muhatap almıştır, kabul etmiştir. En azından çelişki ve sorun olarak görmemektedir.
Neden bu önemli?

Hani sosyalizm, komünizm, liberalizm siyaset felsefesi vb konularda birşey bilmeden, kafa yormadan direk 1970 ve 80’lerin kaba ve karşıt argümanlarıyla Rojava sistemini kötüleyenler, karalayanlar var ya, bu onlara iyi bir cevaptır. Mesela Başurdaki birçok aklıevvel zamanında kanton sistemine karton sistem diyorlardır. Her kantonun 22 bakanı üç kantonda 66 bakan bu nasil iş diye soruyorlardı. Tabii benzer örnekleri hiç inceleme zahmetine katlanmadıkları gibi. Onlar devleti, bakanlıkları, başkanlıkları fetişleştirdiklerinden olsa gerek sadece birkaç çoban istiyorlardı. Rojava sisteminde mevkilerin, makamların kişilerin fetişleştirilemeyeceğini, abartılamayacağıın bilmiyor anlamıyor ya da Kabul etmiyorlardı.

Ya da böylesi çoğulcu bir yönetim varken, dönüp dolaşıp buradaki yönetimi diktatörlükle de suçluyorlardı. Komünist, ateist, sosyalist, merkezci sistem kurduklarını bunun da sovyetler gibi yok olacağını belirtiyorlardı. Halbuki biraz devletleri, sistemleri felsefeyi, tarihi bilseler, aksine Rojava’nın yaşanan deneyimlerden dersler çıkardığını, aynı mekanizmalara tarihsel eleştiriler getirerek kendini yeniden oluşturduğunu görürler. Ama cehalet nedeniyle aklın melekeleri çalışmıyor ya da çıkar hesapları nedeniyle kalbin sesini dinlemiyorlar.

Mesela aynı günlerde Brett McGrurk sadece Barzani ile görüştü. Onunla görüşmesi yetiyor. Çünkü o tek irade, tek güç, parlamento, hükümet, peşmerge, maliye, ekonomi, siyasi mekanizmaların hepsini kendine bağlamış. Mesela ziyaret edecekleri, buradan halka temsilcileri aracılığıyla mesaj verecekleri bir parlemento yok.

Aynı mekanizma şimdi Türkiye’de de var. Erdoğan’ın anlamadığı ve ençok zoruna giden nokta da tam bu. Rojava için diyor ki, „biz devletiz. Bunlar cahil, bunlar yönetemez. ABD bunları nasıl muhatap alıyor.“ Oysa tarihte binlerce devlet varoldu ve yıkıldı. Binlerce yönetimler geldi geçti. Her halk kendi ihtiyacına göre, zamanına göre yönetim oluşturabilir. Çünkü iradeleri var ve bunu kullandıklarında bir sorun yok. Çobanlara, hırsızlara, zorbalara gerek duymadan da bir mekanizma oluşturmak mümkün. Öcalan’a PKK’ye de böyle yaklaştıkları için Baku’da bir çözüm üretemediler. Şimdi de krizle boğuşuyorlar.
Bunların hepsi bir yana anladığım kadarıyla Rojava’daki sistem tüm Ortadoğu’da yayılacak. Mesela bir uygulaması da Ninova’da yani Musul ve Şengale değin bölgede gerçekleşebilir. Çünkü şu an orada çatışanlardan ne Daiş kabul edilebilir durumda ne de Heşdi Şebii. Ikisi de zoru dayatmayı, esas almaktadır. Birinin hakimiyeti toplumun ve başka güçlerin tepkisini çekmektedir ve çekecektir de.
Öyleyse Musul’un bileşenleri Kürtler, Araplar, Türkmenler, Asuriler, Sünniler, Ezidiler, Hıristiyanlar, Şiiler yani hem etnik, hem dinsel temsilin olacağı halkın kendisinin katılımda bulunacağı yönetimden, ekonomiye, asayişe değin bir halk hakimiyeti sorunu pek de zorlanmadan çözebilir. Tabii bu Türkiye ve Erdoğan’ın, Nuceyfi gibi aşiret liderlerinin, Barzanilerin, İran ve Şii hegemonik güçlerin pek hoşuna gitmeyecektir. Ama onların yarattığı da kaos ve çatışmadan başka birşey değildir.
Eğer ABD ve diğer güçler Ortadoğu’da yaşanan sorunları çözmek isterlerse artık önlerinde tanıdıkları, muhatap aldıkları ve sonuçlarının olumlu olduğu bir modeli uygulayabilirler. Rojava modeli burada da sorunları çözebilir, barışın ve demokrasinin yolunu açabilir. Dolayısıyla ya bu eksende bir uzlaşı çözüm serisini bölgede yayabilir.

Aksi durumda devletlerin bizzat sahada olduğu yepyeni ve derin bir savaşın yaşanacağı bir süreç sözkonusu olur.

Related Articles