92 Newrozu’nun tanığı gazeteci: Baskıcının adı değişti baskı duruyor

İlk kez kitlesel olarak kutlanan 1992 yılındaki Cizre ve Nusaybin Newrozlarını takip eden gazeteci Faruk Balıkçı, o dönem askeri otoritenin hâkim olduğunu, şimdi ise sivil otorite ve yargı kıskacının olduğunu belirterek, yurttaşlar veya gazeteciler için değişen bir şey olmadığını söyledi.
Devletin kan gölüne döndürdüğü ve 100’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği 1992 yılındaki Cizre ve Nusaybin Newrozlarını gazeteci olarak takip eden, meslektaşı İzzet Keser yanı başında vurulan Faruk Balıkçı, yıllar sonra 90’lı yıllardaki gibi mesleki endişe içerisinde olduğunu belirtti. 90’lı yılların Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında gazetecilik yaparken askeri otoritenin baskısını hissettiklerini ifade eden Balıkçı, şimdi baskı uygulayıcının sivil otorite olduğunu vurguladı. Aynı kalan baskının uygulayıcısının değiştiğine dikkat çeken Balıkçı, gazeteciliğin yargı kıskacında olduğuna işaret etti.
‘GAZETECİLER ENDİŞE İÇERİSİNDE’
90’lı yıllarda büyük olayların yaşandığı Newroz kutlamalarını takip eden Balıkçı, “O dönem bu kadar gazeteci cezaevine konulmadı. Bu kadar gazeteler kapatılmadı” diye belirtti. Günümüz OHAL şartlarında tüm gazetecilerin her an gözaltına alınma endişesi yaşadığını kaydeden Balıkçı, “Bu endişe yüzünden birçok gazeteci oto sansür uyguluyor. Mesela bu Newroz’da çekeceğim bir fotoğraf veya görüntü için soruşturma açılabilir” ifadelerini kullandı.
‘NEWROZ’LARA MÜDAHALE YÜZÜNDEN İNSANLAR ÖLDÜ’
90’lı yıllarda şartlar ne olursa olsun Kürtlerin mutlaka Newroz’u kutladığını belirten Balıkçı, devletin de yıllarca buna müdahale ettiğini söyledi. Balıkçı, müdahaleler yüzünden çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini anımsatarak, “Devlet Newroz kutlamalarını önce yasakladı. Baktıki önünü alamıyor bu kez kendi kutlamaya başladı. Devlet bakanları yaktıkları küçük ateşlerin üzerinden atlayarak Newroz’u sahiplenmek istemedi. Ancak 2000’li yıllardan sonra Newroz tamamen serbest oldu” diye konuştu.
‘NUSAYBİN VE CİZRE NEWROZ’LARI UNUTULMAZ’
İlk kitlesel Newrozların Nusaybin ve Cizre’de kutlandığını kaydeden Balıkçı, hafızasında o anların hala canlı olduğunu vurguladı. Nusaybin’deki kutlamalarda 9 yaşındaki bir çocuğun özel harekat polislerinin şiddetine uğramasının halen gözlerinin önünde olduğunu belirten Balıkçı, Cizre’de ise kurşunların hedefi olduklarını anlattı. Balıkçı, yanı başında gazeteci arkadaşı Sabah muhabiri İzzet Keser’in kafasından vurularak öldürüldüğünü ve ellerinde beyaz bayrak olmasına rağmen tarandıklarını dile getirdi.
MA / Cihan Ölmez – Devran Toptaş

Related Articles