500 Büyük Sanayi Kuruluşunun Durumu ve Büyümenin Gerçekliği

Üretimden satışlara göre Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun 2016 verileri, Haziran ayının ilk haftasında açıklandı. 49 yıldır aralıksız hazırlanan İSO-500 Büyük Sanayi Kuruluşu (500 BSK) Raporu her zaman hem basının hem de ekonomi çevrelerinin ilgi odağıydı. Ancak son yıllarda bu ilgi giderek düştü. Örneğin son raporda ortaya çıkan kritik sonuçlar sessiz sedasız geçiştirilirken, 2017’nin ilk çeyreğine ilişkin büyüme (yüzde 5’lik büyüme) rakamları medyada daha çok ilgi gördü ve parlatılarak okuyuculara sunuldu.

Oysa bu sanayi kuruluşları Türkiye ekonomisinin reel karakterini yansıtmakta ve bu anlamıyla da ciddi bir analize tabii tutulmalıdır. Bu sayede ekonominin gerçek niteliğini görmek mümkün olabilir.

500 BSK, sanayi sektörünün katma değerinin yüzde 19,7 sini, GSMH’nin de yüzde 7,1’ni oluşturuyor. Bu kuruluşların 11’i kamu kuruluşu, 489’u ise özel firmalardan oluşuyor. Raporda, Türkiye’deki sanayinin durumuna ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya çıkıyor:

-Üretimden satışlar ve yaratılan katma değere göre ilk sırayı önceki yıllarda olduğu gibi TÜPRAŞ aldı. Verimlilik, karlılık ve etkin işletme argümanlarıyla özelleştirilen kamu kurumlarının en çarpıcı örneğini oluşturan TÜPRAŞ, Koç ailesine verilmişti. Çarklar yıllardır kamu için değil, onlar için dönüyor…

-En fazla kar eden ilk 2 kuruluş TPAO ve EÜAŞ oldu. 500 BSK 2016’da satış karlılığı yüzde 6,8 artarken, bu artış özel kuruluşlarda yüzde 5,6, kamu kuruluşlarında yüzde 32,9 olarak gerçekleşti. Görülüyor ki karlılığı yukarıya çeken kamu kesimi olmuştur.

-İşgücü verimliliği (üretimden satışların çalışan sayısına oranlaması ile hesaplanır) 2016 yılında yüzde 6,4 artarak 739.192 TL olarak gerçekleşmiştir. Gelirin üretim faktörleri arasındaki dağılımında ise emek aleyhine bir bölüşüm ortaya çıkıyor. 2016’da maaş ve ücretlerin payı yüzde 56,5’den 52,7’ye inerken, ödenen faizlerin payı yüzde 15,4’ten yüzde 13,9’a gerilemiştir. Bu dönemde sanayi kapitalistlerine giden kar payı ise 5,2 puan artarak yüzde 28,2’den yüzde 33,4’e yükselmiştir.

-Maaş ve ücretlerde yüzde 68,2 den 38,7’ye inerek en çok kamu kesiminde gerileme görülmüştür. Kamu kesimindeki karlılığın temel nedenlerinden biri emek kesimine verilen payın düşmesi. İşgücü verimliliği 20 alt sektörde yükselmesine rağmen 5 alt sektörde gerilemiştir. 2016 yılı verilerine göre mücevherat, sanayi, petrol ürünleri, tütün ürünleri imalatı sanayi ve ana metal sanayi içinde verimliliğin en yüksek olduğu sektörler olmuştur.

-2016 yılında faaliyet dışı gelirler yüzde 8,7 artarak 14,1milyar TL’ye yükselmiştir. Bu artışta net kambiyo karları ve gelirlerindeki genişleme etkili olmuştur.

-Borç kullanımı artmaya devam etmiştir. Toplam borç/özkaynak oranı 2016’da yüzde 162,3’e yükselmiştir. Mali borçların büyüklüğü özkaynak toplamına ulaşmıştır. Borçların uzun ve kısa vadedeki yükselişi, krize kapıyı açık tutmaya devam ediyor.

-Ar-Ge harcamaları 2016’da yüzde 16,3 azalmıştır. Hükümet ve medya kuruluşları tarafından sürekli dillendirilen markalaşma, yenilikçilik, katma değeri yüksek teknoloji üretimi ve yeni iş fikirler gibi argümanlara 500 BSK sanayi kuruluşunun çok önem vermediği/veremediği görülüyor. Bu teknolojik yatırımla “yerli” otomobil ve uçak yapmak sonraki yüzyıla kalacak gibi görünüyor.

-500 BSK içinde en fazla ihracatı yapan ilk üç firmanın tamamı otomotiv sektöründe faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin ihracatında rol oynayan montaj sanayi, dışarıdan ithal edilen girdiler yurt içinde montaj edilerek yurt dışına ihraç ediliyor. Bu ihracatın temel karakteri haline gelmiştir. İthalatı artıran ve dolayısıyla cari açığı besleyen bir yapı söz konusudur. Hatırlanacağı üzere, otomotiv sektöründe ve metal iş kolunda işverenle işçiler arasındaki toplu iş sözleşmesi ve işten çıkarmalardan kaynaklı grevler hükümet tarafından yasaklanmıştı. Oysa işgücü verimliliği artarken ücret ve maaşlar geriliyor. Önümüzdeki dönemde işçi sınıfının en hareketli eylemlerinin bütün yasaklamalara ve grev ertelemelerine rağmen bu alanda ortaya çıkması muhtemeldir.

-İstanbul merkezli sanayi kuruluşlarının, bütün teşviklere rağmen sanayi yatırımı isteğinde azalma görülüyor. Yeni kuşak sanayicilerin bu alanlardan çıkarak daha hızlı dönüş sağlayan ve getirisi daha yüksek gayrimenkul, inşaat ve spekülatif alanlara kaydığı görülüyor. Bütün sektörler içerisinde sanayi sektörü, işvereni ve işçisi diğer üretim kollarından farklılık arz etmektedir. Sanayi sektöründe yer alan emek kesimi, diğer sektörlere oranla daha kalifiye, bilim ve teknolojik gelişmelere duyarlı, yatkın olmaktadır. Bu alanın hızla cılızlaşması bilim, teknoloji ve kültür anlamında da orta ve uzun vadede kayıp olacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi firmasının sergilediği manzara, uzun süreli iktisat politikası tercihlerinin, yolsuzluk, gelir dağılımı, demokrasi, insan hakları, sendikal haklar, yargı ve eğitim gibi birçok alanla dolaylı ya da dolaysız karmaşık ilişkilerin sonucudur. Bu alanlarda reformlar, düzenlemeler ve iyileştirilmeler olmaksızın daha iyi günler göreceğimizi düşünmek zorlaşıyor.

Related Articles