34 yıl devam eden Hüsran: Türkiye’nin Sınır Ötesi Operasyonları

Türk devletinin Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşta 1983’ten bu yana 26 kez başvurduğu ‘sınırötesi’ operasyonlar hep hüsranla sonuçlandı. Türkiye’de iktidarı ele alan her hükümetin ve genelkurmay başkanının hayali olan ‘sınır ötesi’ operasyonlarda Erdoğan ve AKP, kendisini bu kez de Kandil ve Şengal’de denemek istiyor. İşte Türkiye’nin son 34 yılda fiyaskolarla sonuçlanan ‘sınır ötesi’ operasyonu karnesi.

Türkiye, 1983 yılından beri PKK’ye karşı Güney Kürdistan’a düzenlediği ve sonuç alamadığı yüzlerce ufak çaplı ve 26 kez de “sınırötesi” operasyondan sonra sonuncusunu Şengal’e saldırarak gerçekleştirmek istiyor. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve partisi AKP, başta Suriye olmak üzere iç ve dış politikada yaşadığı çıkmazları, PKK bahanesiyle Êzidî yurdu Şengal’e operasyon düzenleyerek gidermeye çalışıyor. Türk hükümeti, “Dicle Kalkanı” ismini vermeyi planladığı işgal harekatı için uluslararası konjonktürü oluşturmaya çalışırken, Türk ordusu ise hem Güney Kürdistan hem de sınır hattında yığınak yapıyor.

 

Her sınır ötesinde çözülme yaşandı

 

İlki 1983’te, sonuncusu ise 2008 yılında yapılan “sınır ötesi kara harekatları”na çoğu zaman Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) destek verse de bu operasyonlar, fiyasko ile sonuçlandı. Çeşitli kapsamlarda yapılan bu operasyonlara hükümetler ve Türk derin devleti her dönem büyük anlamlar yükledi. Ancak medya yoluyla köpürtülen bu operasyonların hüsranla sonlanmasının ardından Türkiye’de büyük siyasi, askeri ve ekonomik krizler baş gösterdi ve iç hesaplaşmaların kapısı aralandı.

 

 

İlk sınır ötesi Bağdat destekli oldu

 

Çeşitli isimler verilen bu operasyonların ilki 1983 yılında dönemin Kenan Evren cuntası ile Bağdat arasında imzalanan “Sınır Güvenliği ve İşbirliği Anlaşması”nın ardından başladı. 25 Mayıs 1983’te başlayan operasyona 7 bin asker katıldı ve Güney Kürdistan’ın 5 kilometre içine girildi.

 

‘İlk kurşun’dan sonra sınırötesi

 

PKK’nin Kuzey Kürdistan’da silahlı eylemleri başlatmasının ardında Ekim 1984’te yapılan ikinci operasyonda da sonuç alınmazken; 12 Ağustos 1986 tarihinde başlatılan üçüncü operasyonda PKK’nin yanısıra KDP kampları da hedef alındı ve aralarında sivillerin de olduğu çok sayıda pêşmerge yaşamını yitirdi. Bunu kendisinden öncekilerle aynı akıbeti yaşayacak olan 4 Mart 1987 tarihli hava destekli operasyon izledi.

 

Özal’ın denemeleri de hüsran oldu

 

1991 yılı içerisinde ise dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde 3 kez sınır ötesi operasyon düzenlendi. Nisan 1991’de başlayan serinin “Süpürge” adı verilen 5 Ağustos tarihli ikinci operasyonunda Durjî bölgesinde ARGK gerillaları ile hava destekli Türk ordusu 15 gün boyunca cephe savaşına girdi. Daha sonra Kuzey Kürdistan’da artan gerilla eylemleri sonrası Özal, Öcalan’a ‘savaşın yoğunluğunu düşürün’ mesajı göndermişti.

 

 

İstihbarat kampları kuruldu

 

1991’in son iki operasyonu da 11 Ekim ve 25 Ekim 1991 tarihlerinde yapıldı. KDP ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) destek verdiği operasyon sonrası Duhok-Zaxo-Hewlêr hattında Türkiye’nin istihbarat kampları kurulmaya başlandı. Bu istihbarat kamplarını daha sonra, askeri kamplar izleyecekti.

 

1992 ‘Sızma’sı!

 

1992 yılının baharında ise Türk ordusu 8’inci kez şansını denemek için bu kez “Sızma” adı verilen operasyonun startını 6 Mayıs’ta verdi. Bu operasyondan da eli boş dönen Türk ordusu sonbaharda yeniden harekete geçti. 12 Ekim 1992 tarihinde 15 bin asker, karadan tank, top ve obüs; havadan da helikopter ve savaş uçaklarının desteğiyle Türk ordusu Güney Kürdistan’a 9’uncu kez giriyordu. 20 gün süren şiddetli çatışmalarda da sonuç alamayan Türk ordusu, dönüşünde “başarı hikayeleri” yazma işini medyaya bıraktı!

 

Mezê ve Kariyêderî’de yenilgi

 

10 Haziran 1993 ve 28 Ocak 1994 tarihli operasyonların akıbeti de kendilerinden öncekilerden farklı olmadı. 1994’te Zelê Kampı’na yapılan geniş çaplı hava operasyonundan sonra 6 Şubat 1994’te Mezrê ve Kariyêderî bölgelerini hedef alan yeni bir sınır ötesi operasyon daha düzenlendi. Nisan 1994’te 5 bin askerle yapılan 13’üncü sınırötesi operasyonun hedefi de yine Mezrê ve Kariyêderî’ydi.

 

 

‘Çelik Operasyonu’ fiyasko oldu

 

1995’in bahar aylarında Türk ordusu o güne kadar yaptığı en büyük operasyonun startını 13 generalin komuta ettiği 35 bin askerle verdi. 20 Mart’ta başlayan ve “Çelik” adı verilen harekat, Kıbrıs harekatından sonraki en büyük operasyon olarak kayıtlara geçmişti. Haftanîn bölgesini hedef alan operasyonun sonucu ise tam bir fiyasko oldu. Türk ordusu bu operasyonun yarattığı tahribatı gidermek için aynı yılın Temmuz ayında bu kez “tampon bölge” oluşturmak için yola koyulmuştu. KDP destekli bu operasyon ancak 45 gün sürebildi ve daha sonra maliyeti ise 65 milyon dolar olarak açıklandı.

 

1996’da iki operasyon

 

1996 yılında iki operasyon yapıldı. 6 Mart’taki ilk operasyonu hedefi Sineht, Haftanîn ve Kelareş hattı oldu. “Atmaca Tokat” adı verilen operasyonda siviller hedef alındı. Aynı yılın Aralık ayının son günlerinde Türk ordusu KDP’nin desteğiyle yine Güney Kürdistan’da operasyona başladı.

 

‘Balyoz’ operasyonu

 

1997’nin ilk operasyonuna ise “Balyoz” adı verildi. 14 Mayıs 1997’de başlayan operasyona 50 bin asker katıldı. Türk ordusuna ait iki helikopterin düşürülmesi ve komuta kademesinin imha olmasından sonra operasyon fiili olarak sonlandırıldı.

 

 

‘Çekiç’ operasyonu

 

O güne kadar Türkiye’nin en büyük sınır ötesi harekatı olan “Balyoz” operasyonundan sonra Eylül 1997’de bu kez 100 tank ve 10 bin askerle yeni bir “sınır ötesi” başlatıldı. O yılın son operasyonunun adı “Çekiç” ve hedefi Xakurkê’ydi. KDP’nin de destek verdiği operasyon da öncekilerle aynı akıbete uğradı.

 

Askeri karargahlar kuruldu

 

Bu operasyondan sonra da daha önce 1992 yılında Zaxo başta olmak üzere birçok yerde kurulan istihbarat merkezileriyle birlikte askeri karargahlar da kuruldu. 1997 yılında tank, top ve askeri araçların da bulunduğu birçok askeri karargah bu hatta kuruldu. Özellikle Batufa, Kanimasi, Bamerne ve Şeladize’ye çok sayıda asker konuşlandırıldı.

 

 

‘Murat’ ve ‘Sandviç’ başarısızlıkları

 

Türk ordusu 1998 yılının bahar aylarında bu kez 40 bin askerle “Murat” isimli operasyonla Güney Kürdistan’a girdi. 1999 yılına gelindiğinde de Türk ordusu 24’üncü kez sınır ötesi operasyondaydı. “Sandviç Operasyonu” ismi verilen operasyondan da bir sonuç çıkmadı. Ayrıca 4 Mayıs 2000 tarihinde KDP ile birlikte Haftanin’e yönelen Türk ordusu 4 gün sonra, yani 8 Mayıs’ta çekilmek zorunda kaldı. Türk ordusu 25’inci “sınır ötesi” denemesini de 2007 yılının Aralık ayında hava desteğiyle yapmak istedi. Daha çok hava bombardımanlarıyla geçen saldırılarda sonuç elde edilemedi.

 

Zap bozgunu

 

Takvimler 21 Şubat 2008’i gösterdiğinde Türk ordusu en büyük bozgununu yaşamak için yol alıyordu. Türk ordusu, “Güneş Harekatı” isimli operasyonla Zap bölgesini hedef aldı. Ancak büyük bir direnişle karşılaştı. Onlarca asker kaybeden ve bir helikopteri düşürülen Türk ordusu, 29 Şubat günü geri çekilmek zorunda kaldı. Operasyon sonrası halk arasında Türk ordusu için “siwar hatin peya çûn (atlı geldiler, yayan kaçtılar)” deyimi kullanılıyordu.

 

 

Sınır ötesinde hüsran, sınır içinde tasfiye

 

Zap’tan sonra Türk siyasi ve askeri erkanı arasında yoğun bir tasfiye süreci başladı. Türk ordusundan yüzlerce kişi, “Ergenekon Davası” adı altında cezaevine atıldı. Sonraki yıllarda Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda soruları yanıtlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in “Neden Zap’tan çekildiniz?” sorusuna “Su bile donuyordu” diyerek yanıt vermesi çokça tartışılmıştı.

 

‘Erdoğan ve Gül’ün gözleri gülüyordu’

 

26 Şubat 2017 tarihinde Fırat Haber Ajansı’na konuşan Halk Savunma Merkezi Genel Komutanı Murat Karayılan Zap harekatına ilişkin şu bilgileri verdi: “Zap operasyonundan sonra, sanırım Nisan veya Mayıs ayında Sayın Celal Talabani Federal Irak Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’yi ziyarete gitmişti. Ziyaretten sonra Sayın Mam Celal’le bir görüşmemiz olmuştu. Mam Celal, Erdoğan ve Abdullah Gül, bana, ‘Bu PKK Zap’ta nasıl böyle yaptı; orduyu nasıl böyle yendi’ diye sordular, dedi. Adeta gözleri gülüyordu. Sizin Zap’ta başarı kazanmanıza her ikisi de çok sevinmişti.”

 

Yarın: Türkiye’nin Güney Kürdistan’daki kampları ve olası Şengal ya da Medya Savunma Alanları operasyon hazırlıkları.

 

kaynak: www.rojnews.org/tr/haber/9938/turkiyenin-34-yilda-husranla-sonuclanan-sinir-otesi-operasyonlari.html

Related Articles