250 avukat Öcalan’la görüşmek için başvuru yapacak

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapmak için yarın 250 avukat Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunacak.

Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapmak için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapacakları toplu başvuruya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde basın toplantısı düzenledi. ÖHP’li avukatlarının yanı sıra Asrın Hukuk Bürosu, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve avukat Ercan Kanar da basın toplantısına katıldı. Basın toplantısının olduğu salona “İmralı tecrit sistemine son” pankarttı asıldı.
‘GÖRÜŞME BAŞVURUSU YAPACAĞIZ’
Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Rezan Sarıca, ÖHP çağrısı ile bir araya geldiklerini belirterek, “Yarın 250 hukukçu arkadaşımız için Asrın Hukuk Bürosu olarak görüşme başvurusunda bulunacağız. Bu başvurunun temel çalışması İmralı tecrit sistemine karşı bir duruştur bunu kabul etmemektir” dedi. 6,5 yıldır avukatların Öcalan ile görüşmesine izin verilmediğini, 14 aydır ise hiçbir şekilde Öcalan’dan haber alınmadığını kaydeden Sarıca, şuan yaptıkları başvurularının ret edilmesinin OHAL gerekçeli olduğunu söyledi. Sarıca, “Bu başvuru ile aslında Kürt sorunun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için yaptığı çabalarda da Öcalan’ın yanında olduğumuzun göstergesidir” diye belirtti.
‘HER TÜRLÜ HAK ASKIYA ALINMIŞ’
Basın açıklamasını ÖHP Yöneticisi Avukat Raziye Turgut yaptı. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli cezaevinde tutulmakta olan Öcalan ve diğer 3 Kürt politik tutukluya uygulanan ağırlaştırılmış tecrit ve infaz rejimi her geçen gün çok daha ağır ve kabul edilemez bir hal aldığını söyleyen Turgut, Öcalan avukatlarının 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana kendisi ile görüşmesine izin verilmediğini belirtti. 5 Nisan 2015’te İmralı heyetinin yaptığı görüşmenin ardından bir görüşmenin olduğunu hatırlatan Turgut, “11 Eylül 2016 tarihinde kardeşi Sayın Mehmet Öcalan ile görüşme yapabilmiştir. Bu görüşme de demokratik kamuoyunun tepkisi ve Diyarbakır’da çeşitli kurumlardan oluşan 50’yi aşkın insanın açlık grevi sonrasında gerçekleşebilmiştir” diye konuştu. 11 Eylül 2016 tarihinden bu yana ne Öcalan ile ne de diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan herhangi bir haber alınmadığını sözlerine ekleyen Turgut, şunları söyledi: “21 Temmuz 2016 tarihine dek ‘gemi arızası, hava muhalefeti’ gibi fiili gerekçelerle ret edilen görüşme başvuruları, bu tarihten itibaren İnfaz Hakimliği kararı gerekçe gösterilerek ret edilmektedir. Bu kararda OHAL şartları sebep gösterilerek İmralı Cezaevi ile her türlü iletişim, yazışma ve görüşme hakları süresiz olarak askıya alınmış, iptal edilmiştir. Oysa dayanak OHAL kararnamelerinde dahi böylesi total bir yasaklamaya olanak sağlanmamaktadır. Bir tutuklu/hükümlünün avukatı ile görüşmesini süre ve koşul şartları ile sınırlandıran hükümler KHK ile düzenlenmiştir. Ancak hiçbir kanun ya da kararname hükmünde avukat ya da aile görüşme hakkını tamamıyla ortadan kaldıran bir hüküm bulunmamaktadır.”
‘HUKUKSUZLUK BULAŞICIDIR’
 “Yasal olmayan, yasal dayanaktan yoksun bir kararın, fiili ya da idari bir kararla uygulanması hali söz konusudur ki, bu da hukuksallığın rafa kaldırılması anlamını taşımaktadır” diyen Turgut, “Bu haliyle yasal ve uluslararası hukukta tanımlanıp güvence altına alınmış Aile Görüşme Hakkı, Avukatla Görüşme Hakkı, Haberleşme ve İletişim Hakkı, Adil Yargılanma ve Savunma hakkı gibi neredeyse tüm hukuki haklarının engellenerek gasp edilmesi, başlı başına kabul edilemez bir durumdur” diye belirtti. Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Olağan hukuk ve infaz rejimi dairesinde bulunan bir cezaevinin bu denli denetim dışı, keyfi, istisnai şartlarda tutulması bütün ceza infaz rejimini, bir adım ötesinde bütün bir hukuk sistemini ve giderek demokratik toplum değerlerini sakatlamaktır. Hukuksal kuralları ve usulü yok saymak siyasi iktidar için birçok şeyi daha kolay yönetilir kılabilir. Ancak bu kolaylaştırıcılık, adalet ve demokrasi adına var olan çok şeyi çürütür ve tahrip eder. Bizler cezaevinde ağırlaştırılmış tecridin bir ifadesi olarak 27 Temmuz 2011 yılından bugüne kadar uygulanan avukat görüşme yasağını ve İmralı’nın bu denli hukuksal denetim dışı bırakılmasını kabul etmediğimizi beyan ederek, Sayın Öcalan ve İmralı’da tutulan mahpuslar ile görüşme talebimizi iletiyoruz.”
‘TECRİT ÖLÜM KORİDORU’DUR’
Öcalan’ın dünyanın en ağır tecrit uygulandığı iki isimden biri olduğunu dile getiren Avukat Ercan Kanar da, daha önce yapılan kampanyalara değinerek, Öcalan için toplanan imzaların Mandela için toplanan imzalardan daha fazla olduğunu hatırlattı.  2015 yılında Cezayir Toplantı salonunda Öcalan için yaptıkları basın toplantısına değinen Kanar, o dönem imzaların gerekli yerlere ulaştıklarını ifade ederek, “O dönemki taleplerimiz hala kabul edilmiş değil” dedi. “Öcalan’a yapılan tecrit insanlığa karşı suçtur” diyen Kanar, “Yasalarda olmayan bir tecrit uygulanmaktadır” diye konuştu. AİHM’in 3. Maddesinin ihlal edildiğini anlatan Kanar, “Bizim açımızdan ikinci maddenin de ihlali söz konusudur” diyerek uzun süreli tecridin “ölüm koridoru” oluşturduğunu kaydetti. Tecride derhal son verilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Kanar, “Barışı daha da öteleyen savaşa hizmet eden bir tecrittir. Koşullarının daha özgürlükçü koşullara ulaşmasını talep ediyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘TECRİD İŞKENCEYE VARMIŞTIR’
EHB avukatlarından Kader Tonç da, “Bu tecrit işkencenin ağır boyutuna varmıştır. Bu tecridin son bulması için bütün avukat ve kamuoyunu sürecin takipçisi olmaya çağırıyoruz” dedi.
‘BİR AN EVVEL SON BULMALI’
İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise, İnsan hakları savunucuları olarak tecridin bir an önce kalkmasını isteyerek, “Toplumun kafasındaki ‘orada neler oluyor’ yönündeki sorulara cevap olmak için tecrit kalkmalıdır. Geleceğimize bakışımızı belirleyen bir tecrittir” dedi. Yoleri, “Kürt halkının lider kabul ettiği birinin orada olması kafamızdaki barışçıl düşüncelerin zedelenmesine yol açtığı içinde bütün toplumu ilgilendiriyor. Tecridin bir an evvel son bulmalıdır” diyerek bu konuda dayanışmanın daha da gelişmesi gerektiğini ifade etti.
250 avukat yarın sabah Asrın Hukuk Bürosu aracılığı ile Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na başvuruda bulunacak.  MA

Related Articles