2018’e girerken – Ömer Çiftçi

2017 bazı ülkeler için acı bazı ülkeler için de tatlı geçti. Her biri hedefine odaklanmış bencil hırslarının peşine düşmüş, insanın kıymetini hiçe sayan savaş kararları mevcuttu…

ABD’nin Ortadoğu’da at koşturmasını dengeleyen Tayga Ormanları Kralı Putin Suriye üzerinden girdiği çetrefilli ve kavurucu Ortadoğu topraklarında alnının akıyla çıktı. Esad çağırdı, Putin halletti. Ve şimdi de diplomasinin yolunu açmak için askerlerini Suriye’den çekmeye hazırlanıyor. Aksini yapan ABD ise Demokratik Suriye Güçleri ve onun omurgasını oluşturan YPG ile IŞİD sonrası yarım kalan işler olduğu için “Biz daha terk etmeyeceğiz” açıklaması geldi. Özcesi, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu siyasi hakları güvence altına alınana kadar biz buradayız.

Onlarca ülkenin Suriye, Irak, Lübnan, Filistin sınır hatlarında tezgah açıp kapanamayan yaraya tuz atmakla meşguller. Ama bilmezler ki bumerang sahibini vurunca, aslan kesilip  bangır bangır tehdit ederler.

Neticesi kestirilmeyen ama geleceğe ne tür tohumlar ekeceği kuşkuyla bakmakla yetiniyoruz. Yani Ortadoğu yolu görünenden hayli uzun ve taşlıdır.

***

Putin 17 yıldan fazladır kendi tahayyülünü ve Rusya’sını kurmaya çalışıyor.

Putin, “besin zincirinin tepesine tırmananlar için merhamet olmadığını” çok iyi bilir.

Bu yüzden Putin Türkiye’nin Rus jetini düşürerek ve elçiliği Türkiye’de suikasta kurban gidişini asla unutmaz.

Türkiye Rusya ile dans ederken “ayı”yla dans ettiğini unutuyor. Ruslara güvenmek demek yaş tahtaya basmak demektir.

İdlip’te Türkiye’ye verilen görev yerine getirilmediği Rusya tarafından bilinmekte. Ama Putin’in 2017 yılı içinde Türkiye’ye tam yedi kez gelmesi Ankara’ya olan hayranlığı değildir. Türkiye’yi Suriye ve Ortadoğu’da ABD’nin yanında olmasını görmektense yanında tutarak “Büyük Rusya” hayalini gerçekleştirmeyi hedeflemektir.

Putin, SSCB’nin, ABD ile yaptığı Soğuk Savaş’ı kaybettikten sonra dağılması unutamadığı en önemli olaylardandır.

Beyninde derin hasar bırakan bu acı olayın intikamını ABD’den almak için yıllardır yanıp tutuşuyor.

Hemen her konuşmasında Avrupalı değerlere savaş açıyor; ABD ve NATO düşmanlığını da gizlemiyor.

***

ABD, Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni duyurarak özellikle Çin üzerinde durduğunu gördük. Ulusal çıkarları ve güvenliğini gözeten bu belgeler ülkenin dış politikasına yön vermektedir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’yi küresel ve askeri anlamda Sovyetler Birliği zorlamış, ekonomik rakip olarak Almanya Japonya ve Güney Kore olarak kendini göstermişti.  Ama önce Japonya’yı kendi dümen suyuna çekmiş daha sonra da Almanya’yı sindirerek sınırlamıştı.

ABD “güce ulaşma yolu ikiyüzlülük ve zaiyatlarla kaplı olduğunu” İkinci Dünya Savaşı sonrasında  bunu anlayabildi. Nihayetinde SSCB ile giriştiği Soğuk Savaş ve Uzay Yarışı’nı mutlak bir zaferle ayrıldı. 90’lı yıllarda SSCB dağılmış; iki kutuplu dünya sona ermiş.

2000’lere geldiğimizde Çin gibi yeni rakip ortaya çıktı.  Adının sürekli gündemde olmasının nedeni Asya’nın yeni motor gücü, ekonomik büyüme ve nüfusuyla dışa açılma isteği… “Kuşak Yol” projesiyle Batı’ya akmaya hazırlanıyor. ABD-Batı alternatifi olarak Rusya ve Çin Şangay İşbirliği Örgütü kurumuştu. 2017’nin en önemli atılımlarından biri olan Hindistan (Rusya’nın önerisi) ve Pakistan (Çin’in isteği üzerine) bu örgüte resmen üye oldular. Şuan görünürde Hindistan-Çin anlaşmazlığı uykuda görünüyor. Hindistan-Pakistan ezeli düşmanlığı su yüzüne vurunca, Rusya araya girip yatıştırıyor.

ABD’nin hazımsızlığı Çin’in düzenli olarak yükselişte olması ciddi bir rahatsızlığa yol açmasıdır.

2018’de Trump gibi sıra dışı bir başkanın Ortadoğu ateşini Asya-Pasifik’e kaydırabilir. Pusula balistik füzeleriyle meşhur Kuzey Kore ve revaçta olan Çini gösteriyor. Bu potansiyel hem Trump için denebilir hem de Ulusal Güvenlik Stratejisi bunu göstermektedir.

Putin’in Batı fobisi ABD’nin Asya’daki ön karakolu olmasına izin vermeyecek ve Çin ile yakınlaşmaktan başka çaresi yok.

Rusya ve Çin’in yakınlaşması ABD’ye ‘’Artık küresel köyün tek bekçisi sen değilsin’’ anlamına geliyor.

Ortadoğu’da Barzani’nin referandumuna destek çıkmayan ABD 2018 Irak seçimlerini bekliyor. Planlarını İran’ı  sınırlandırmak üzerine kuran ABD Kuzey Suriye’de üslenerek kalıcı oluyor. Büyük oranda Ortadoğu ağalığını Putin’in hamleleriyle ABD’den devralındı.

***

Körfez monarkları İran’a açtığı her cephede cebi boş çıkması, hıncını kolay lokma zannettiği Yemen sahasında da beklentileri veremiyor.

Katar’ı sindirerek geri kazanmayı çalışırken bir o kadar da Türkiye ile arasındaki makas da açılmaktadır.

Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri Kudüs’ü perde arkasında anlaşmalı olarak İsrail’e peşkeş çekerek İran’a uzanmak istiyor.

Öte yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Kerkük hezimetinden sonra kendi içinde politik hesaplaşmaya gidildi. Bağdat merkezli bütçe sorunu aşılamazken halk kazanı kaldırdı; sokaklara indi.

***

Bütün bu gelişmeler 2017’nin son fotoğrafı olarak karşımızda duruyor. Yeni yıla (2018) girerken Suriye’de savaş yerine Putin’in önderliğinde diplomasi yolu gözüküyor. ABD Ortadoğu’ya biraz ara verip Asya macerasına sürükleniyor. Körfez ülkeleri aralarındaki uyuşmazlığı mutlak bir çözümü aralıyor. Çözümsüz kalan sorunlar 2018’e devrediliyor. Bütün bunlar arasında tarihin tekerliği dönmeye devam ediyor.

Yeni yılınız 2017’den farklı gözyaşının, kanın ve ölümün olmadığı bir yıl olması dileğiyle “iyi yıllar” dilerim.

Related Articles