12 bin yıllık miras 50 yıllık baraj için yok ediliyor

Ilısu Barajı suları altında kalacak 12 bin yıllık Hasankeyf’te kültürel, tarihi ve ekolojik soykırım uygulanıyor. Barajın tamamlanması halinde Hasankeyf ve Dicle Nehri üzerinde geri dönüşümü olmayacak yıkım yaşanacağına dikkat çeken Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin raporu da kıyımı gözler önüne seriyor.

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi tarafından hazırlanan “Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Son Durum Raporu”na göre, barajla birlikte Hasankeyf ve Dicle Nehri üzerinde geri dönüşümü olmayacak yıkım ve tahribatlar yaşanacak. Raporda, Dicle Vadisi ile birlikte yüzlerce endemik tür, balık, kuş, sazlık alan, nesli yok olma tehdidi altında olan hayvan, bitki türü, çayır, ova, leylek yuvalarının yanı sıra Dicle Nehri’nin Irak kolunda bulunan türler, sulak alanlarla birlikte ekonomik hayatın tehdit altında. Barajla birlikte yaklaşık 10 bin kişinin zorunlu göçle karşı karşıya bırakılacağı, bununla birlikte sosyal, ekonomik, psikolojik ve kültürel sorunların artacağı kaydedildi. Yine barajın maliyetinin 12 bin yıllık yaşam belleği üzerinde yaratacağı tahribatın maliyetini karşılamayacağının altı çizilirken, devlet tarafından Zeynel Bey Türbesinin taşınmasının ardından 7 anıtın tamamının da türbe gibi gizli yapılan ihale süreçleriyle ve hukuksuzca taşınması planlandığına dikkat çekildi. Ilısu Barajı projesinin bitmesi ile birlikte 250’ye yakın höyük, 5 binden fazla mağara, tarihi camiler, minareler, kilise kalıntıları, sahabe kabirleri, türbeler, tarihi köprüler gibi kültürel varlıkların sular altında kalacağı da bilgiler arasında.

10 BİN KİŞİ ZORUNLU GÖÇLE KARŞI KARŞIYA

Raporda, barajın yaklaşık maliyetinin 3 milyar euro, yıllık üreteceği ortalama enerji oranı 3 bin 833 milyar kilowatt, barajın kaplayacağı alan 331 kilometrekare, barajın su hacmi ise 10.5 milyar metreküp olduğu kaydedildi. Hasankeyf’in yüzde 90’ının büyük bir bölümünün barajdan etkileneceği belirtilirken, buna göre aralarında köy ve mezraların da bulunduğu 199 yerleşim yeri ile yaklaşık olarak 300 kilometrekare ekilebilir arazi de sular altında bırakılacak. Sular altında bırakılacak yerleşim yerleri arasında Batman’ın Beşiri, Hasankeyf ve Gercüş ilçeleri, Diyarbakır’ın Bismil ilçesi, Siirt’in merkez, Kurtalan ve Eruh ilçeleri; Şırnak’ın Güçlükonak ilçesi ile Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı köy ve mezralar yer alıyor. Barajın bitmesi halinde yaklaşık 10 bin kişinin zorunlu olarak kentlere göç edeceği tahmin ediliyor.

KAZI ÇALIŞMALARINDA İHMALLER YAŞANIYOR

Raporda, bölgede 2015 yılının Temmuz ayında başlayan çatışmalarla beraber Ilısu Baraj projesinin yapımının hızlandırıldığına dikkat çekilirken, devlet yetkililerinden sürekli olarak barajın tamamlanmasına yönelik çelişkili söylemlerde bulundukları dile getirildi. Barajın tamamlanmasıyla ilgili DSİ 16’ncı Bölge Müdürü Ali Fuat Eker tarafından yapılan açıklamaya göre baraj inşaatının son durumuna ilişkin proje yüzde 96 seviyesinde. Raporda, dikkat çekilen bir önemli nokta da Hasankeyf’te kazı ekibinin başkanlığını yapan Prof. Dr. Abdülselam Uluçam tarafından sular altında bırakılacak yerlerde yürütülen kazı çalışmalarının en geç 1,5 yıl içerisinde yapılması ve bu çalışmaların bir an önce bitirilmesi amacı güdüldüğü için ihmallerin de yoğun bir şekilde yaşanmakta olduğun vurgu yapıldı. Öte yandan çalışmaların devam ettiği kazı alanlarının da basına kapalı olduğu, yetkililer tarafından görüntü ve fotoğraf çekmeye izin verilmediği görüldü.

IRAK’TA SULAMAYA DAYALI TARIM İLE BALIK TÜRLERİ YOK OLACAK

Öte yandan devlet yetkilileri Dicle Nehri üzerinde baraj nedeniyle ortaya çıkacak tahribatı görmezken Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, geçtiğimiz günlerde Hasankeyf ziyaretinde Hasankeyf’i Türkiye hatta Avrupa’nın en iyi ilçesi yapacaklarını iddia ederek, “Hasankeyf’i çiçek gibi yapacağız” demişti. Eroğlu, Dicle Nehri, Türkiye ile Suriye arasında 25 kilometrelik bir sınır teşkil ettiğini ve Irak’taki yetkililerle görüşmelerin devam ettiği ve barajın su tutması halinde onları susuz bırakmamak için kesin çözüm üreterek bu çalışmanın örnek oluşturduğunu öne sürdü.

Ancak Irak’ta Ilısu Barajı’na karşı mücadele eden Dicle ve Irak Sazlıkları Yaşatma Kampanyası Uluslararası Koordinatörü Toon Bijnens’e göre ise eğer Ilısu Barajı yapılırsa Irak’a giden su seviyesinde yüzde 25 gibi büyük bir düşüş yaşanacak. Bununla birlikte Irak’ta sulamaya dayalı tarımcılığın yok olmasıyla da hem balık türlerinin yok olacağı, hem de ekonomik kaybın yaşanacağı uyarısının yanı sıra içme suyunda da büyük bir düşüş yaşanacağına dikkat çekti. 30 Mayıs 2017 tarihinde de İran medyasında çıkan haberlerde Türkiye’nin Dicle Nehri üzerine Ilısu Barajı inşa etmesinin, Irak’taki Dicle Nehri’nin ve buna bağlı olarak da İran’daki Hur’ul Azim Gölet’inin kurumasına ve İran’da çok ciddi bir çevre krizine neden olacağı öne sürüldü.

HASANKEYFLİLER TAŞINMAK İSTEMİYOR, TOKİ KONUT YAPMAYA DEVAM EDİYOR

Baraj nedeniyle Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yeni yerleşkeye inşa edilen 320 konutun yapımı devam ederken 710 konutun daha yapımına başlandı. TOKİ, 2017 yılının sonuna kadar konut yapımını barajı bitirmek için hızlandırırken yeni yerleşim yerinde hak sahibi olmak için 2 bin 120 kişi başvuruda bulundu. Yine Hasankeyf Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, oluşturulan komisyonda başvuruları değerlendirilen 710 kişi hak sahibi olurken, bin 415 kişi ise çeşitli gerekçelerle hak sahibi olamadı. 7 farklı konut tipinin inşa edildiği yeni yerleşimde 3+1 dairenin fiyatı 171 bin lira olarak belirlenmesine yurttaşlar tepki gösterdi. Bunun üzerine Hasankeyf Belediye Başkanı Abdülvahap Kusen, Hasankeyf’te yaşayanların yüzde 5’inin dahi bu parayı ödeyemeyeceği açıklamasında bulundu. Ancak raporda, yurttaşların yerleşim konusunda kafasının karışık olduğu ve yeni yerleşim yerine taşınmada isteksiz olduğu gözlemlendiği ifade edildi. Yine Doğa Derneği’nin 2012 yılında yaptığı anket sonucuna göre ise 357 katılımcının yüzde 67,8’i yeniden yerleştirme projesi kapsamında inşa edilen köye taşınmayı istemediklerini belirtmiş ve bunun sebebi olarak yaşadıkları kente olan sevgilerini, geçmişlerine olan bağlılıklarının olmasının etkisi olduğunu ifade etmişti.

TURİZM BİTMİŞ DURUMDA, SADECE 25 ESNAF KALDI

Baraj nedeniyle ekonomik hayatın durma noktasına geldiği Hasankeyf esnafı da son yılların en kötü ekonomik sıkıntısıyla karşı karşıya. Baraj nedeniyle hem işlerin durgunlaştığını hem de büyük mağduriyet yaşadıklarını ifade eden Hasankeyf esnafı, daha önce 100-150 esnaf olduğunu, 2000 ile 2005 yılları arasında baraj yapımının gündeme gelmesiyle birlikte büyük bir düşüş yaşadıklarını ve son olarak barajın yapım sürecinin hızlandırılmasıyla birlikte de bu sayının 25’e düştüğünü aktardı. 2000 ile 2005 yılına kadar da yaklaşık olarak 10 bin yerli ve yabancı turistin Hasankeyf’i ziyaret ettiği bununla birlikte turizmin çok iyi olduğunu kaydeden esnaf sakinleri şimdi ise yerli turistin bile gelmediğine dikkat çektiler. Kendilerine yeni yerleşke de iş ve yer imkanı sağlandığına dair devlet tarafından vaatlerde bulunulduğunu ve bunların yerine getirilmesi içinde kendilerine hak sahipliği hakkı tanındığını söyleyen Esnaf sakinleri, Hasankeyf’le bütünleştiklerini ve kendileri buraya ait hissettiklerini vurgulayarak, hiçbir yerde kendilerini Hasankeyf’te olduğu gibi mutlu hissetmeyeceklerini ifade ettiler. Hasankeyf’in baraj altında bırakılmasının üzüntüsünü yaşadıklarını kaydeden Hasankeyf esnafının iki yıl içerisinde yeni yerleşkeye taşınması bekleniyor.

12 BİN YILLIK YAŞAM BELLEĞİ 50 YILLIK BARAJ İÇİN YOK EDİLİYOR

Gerek uzmanlar gerekse yaşam savunucuları 12 bin yıllık yaşam belleği karşısında 50 yıllık baraja harcanan maliyetin sular altında bırakılacak olan kültürel mirası ve çevreye verdiği zararı karşılamayacağına dair tepkilerini dile getirirken, Dicle Nehri üzerinde inşa edilen Ilısu Barajı’nın maliyetine 3 milyar dolar, tarihi köprünün restorasyonuna 12 milyon TL ayrıldığı ve 12 Mayıs tarihinde ER-BU isimli şirket tarafından raylı bir sistemle taşınan 650 yıllık Zeynel Bey türbesinin maliyeti ise 16 milyon TL’yi buldu. Yeni yerleşke için inşa edilen üç köprünün maliyeti ise 140 milyon TL’yi geçti. Hasankeyf’teki 2 bin 500 yıllık tarihi Taşköprü’de, ‘restorasyon’ çalışması adı altında tahribat devam ediyor. Sular altında bırakılmasına rağmen Taşköprü’nün neden restore edildiğine dair tartışmalar devam ederken Hasankeyf Kaymakamlığı da “Barajın ömrü zaten kısa, o yüzden köprü sular altında kalınca taşları yerlerinden sökülmesin ve sağlam kalsın, sular çekildiğinde tekrar kullanılabilsin diye restore ediyoruz” açıklaması yaparak, restore gerekçesini savundu.

YOK EDİLEN KÜLTÜRE KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLÜMÜ

12 bin yıllık kültürel miras ve tarihi varlıkların yok edileceği Hasankeyf’te Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kurulacak olan ve “Ilısu Barajı ve HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma ve Kurtarma Çalışmaları” kapsamında Batman Üniversitesi bünyesinde Kültür Varlıklarını Koruma ve Kurtarma bölümü açıldı. Yine “Yeni Kültürel Park Alanı’nda” kurulan müzenin açılışının da 2018’de yapılacağı belirtildi. 60 bin metrekarelik olan müzede Hasankeyf başta olmak üzere bölgedeki kurtarma kazılarından çıkarılan eserlerin sergileneceği ileri sürüldü.

KAMULAŞTIRMA PARALARINDAN BÜYÜK TOPRAK SAHİPLERİ FAYDALANDI

Raporda, DSİ tarafından Ilısu barajı nedeniyle evleri kamulaştırılan kişilere ödenen miktarın ise 2 milyar TL olduğu ifade edilirken, Batman’ın Beşiri, Gercüş ve Hasankeyf ilçelerinde 51 bin 223 dekar için arazi sahiplerine 800 milyon TL ödeme yapıldığı belirtildi. Ancak Batman Ziraat Odası Başkanı Nizamettin Aydiş, kamulaştırma parasından genellikle büyük toprak sahiplerinin faydalandığını ifade ederek, kamulaştırma paralarının yüzde 80’nin Batman dışına çıkarıldığını, burada kalan paranın ise gayrimenkul ya da bireysel yatırımlara gittiğini iddia etti.

BETONLA KAPLAMA, TARİHİ YAPILARA ZARAR VERECEK

Veysel Eroğlu Hasankeyf ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Dicle Nehri kıyısındaki mağaraların, kayaların ve Hasankeyf Kalesinin betonla örülmesi için projenin başlatıldığını ve ihalesi yapılan bu projelerin imza safhasına geldiğini söyledi. Ancak bu projeye karşı uzmanlar da vadi eko sistemin üzerine kurulan kale mağaralarının ve kuyuların gizli geçitlerin olduğu bir yer olduğunu, betonla kaplansa bile kale altı ve üstü kireçten oluşan bir yapı olduğu için suyun sızacağına dikkat çekiyor. Dicle Nehri kıyısındaki kayaların perde betonla güçlendirilmesi projesini Hasankeyf’in tarihi yapısına çok ciddi zarar vereceğini aktaran uzmanlar, mağaraların ve vadilerin betonla doldurulmasını ise tarihi kırım olarak değerlendiriyor.

ESERLERİN İHALE SÜREÇLERİ GİZLİ VE HUKUKA AYKIRI YAPILIYOR

Raporda devletin tarihi ve kültür varlıklarının korunması için 350 milyon TL, yeniden yerleşim çalışmaları için ise 2 milyar 750 milyon TL ödenek harcadığı belirtildi. Öte yandan 12 Mayıs tarihinde tüm tepkilere ve devam eden hukuki sürece rağmen Zeynel Bey Türbesi’nin de yetkililer tarafından bir şova dönüştürülerek taşındığına dikkat çekildi. Türbenin yanı sıra 7 anıt eserin daha ER-BU firması tarafından taşınacağına değinen raporda türbeden sonra İmam Abdullah Külliyesi’nin taşınacağı ancak bu taşıma işlemine yönelikte tıpkı türbe gibi gizli bir ihale sürecinin olduğu ve yandaş firmalara rant sağlama kaygısı taşındığı ifade edildi. Diğer eserlerle ilgili de yetkililerin verdiği açıklamalara göre ihale süreçleri devam ederken, tüm eserlerin önümüzdeki sene tamamlanacağı söyleniyor. Yine uzmanlar tarafından yapılan bir diğer uyarı da taşınacak olan Er Rızk Cami minaresinin 2 veya 3 parça halinde taşınması ihtimalinde minarenin kesilme sırasında parçalanabileceği söyleniyor.

BİRÇOK KİLİSE, MAĞARA VE HAMAM SULAR ALTINDA KALACAK

Zeynel Bey Türbesi’nin yanı sıra diğer 7 yapı taşınsa da sular altında kalması beklenen eserler olacağı kaydedildi. Buna göre baraj tamamlanması halinde Kasımiye semti ve içerideki harabeler, tarihi köprü ucunun birleştiği yerdeki eski şehir kapısı kalıntıları, Süryani Mahallesi ve rahip evi, revakla avlusu olan külliye, seramik fırınları ve atölyeleri bölgesi, Zeynel Bey Türbesi etrafındaki harabeler, hamam, kale eteğinde kanyon içindeki Uzun Dere yolunda bulunan kilise ve mağaraları ile hücreleri olan manastır, şehrin oturduğu kaya tepe, rampadaki orta kapı, büyük sarayın güney doğusunda mezarlığın altındaki höyük, Roma Saray Kilisesi üzerinde oturan roma taşları ile Artuklu blok taşlarıyla örtülü cephe duvarı sular altında kalma tehdidiyle karşı karşıya.

DİCLE VADİSİNDE YAŞAYAN TÜRLER YOK OLABİLİR

Raporda üzerinde durulan en önemli noktalardan biri de barajın Dicle Vadisi ve ekosistemi üzerinde yaratacağı tahribat. Fırat Nehri’nde yapılan baraj nedeniyle endemik türlerin son yaşam alanı olarak kalan Dicle Nehri, birçok kuş, balık, endemik bitki türü ve nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanlar için küresel ölçekte hayati öneme sahip bir konumda yer alıyor. Yine Hasankeyf’te yapılan üç farklı araştırma ve Dicle Üniversitesi araştırmacılarından elde edilen bir listeye göre, Hasankeyf çevresinde 266 endemik bitki türü olduğu, bunlardan 66 türün bölgede yer aldığı, 129 türün de Türkiye’de ender bulunduğunun altı çizilirken sadece bölgede bulunduğu tespit edilen 66 türden 44’ününde sadece Dicle havzasında olduğu kaydedildi. Bu türlerin yanı sıra Hasankeyf ve etrafında 123 kuş türü olduğu tespit edildi. Dicle Nehrinin önemli bir parçası olan Bismil Ovasındaki çayırlar, Cizre ve Silopi’deki sazlık alanlar, leylek yuvaları, sadece oraya ait olan Fırat Kaplumbağası, Çizgili Sırtlan, Kerkenez, vaşak ve Kızıl Akbaba, Hasankeyf’te nesli tükenme tehdidi altında olan su samuru gibi türlerin de yoğun olarak yaşadığı ova ve sulak alanların ekosistemi de yapılacak baraj nedeniyle büyük tehdit altında bulunuyor.

‘GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YIKIM VE TAHRİBATA NEDEN OLACAK’

Raporda, Ilısu Baraj projesinin karada yaşayan canlıları etkilediği gibi aynı zamanda sulak ortamda yaşayan canlıları da etkileyeceği belirtildi. Buna göre Dicle ve Fırat nehirlerinde önemli miktarda yaşayan midye ve salyangoz gibi nehir suyunun temizliğini sağlayan türlerde baraj gölü sularının fiziksel ve kimyasal yapılarındaki değişimlerden dolayı suyun kirlenmesine ve bu canlılarında üremelerinde azalmaların olacağına dikkat çekildi. Tüm bu sonuçları ve tahribatı gözler önüne seren rapora ilişkin ise Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Ilısu Barajının kültürel, ekolojik, sosyal, psikolojik yıkımlarla birlikte Dicle Vadisi ile Hasankeyf’te geri dönülmez yıkım ve tahribatların yaşanacağını bir kez daha yineleyerek baraj yapımının durdurulması konusunda hala geç kalınmadığını ve bunun için tüm yaşam savunucuları, dernek ve tüm sivil toplum örgütlerine, Hasankeyf ve Dicle Nehri’nin korunmasında ortak mücadele ve yöntemlerin geliştirilmesi çağrısında bulundu.

Sonya Bayık – dihaber

Related Articles