1 Mayıs Faşizme Karşı Birlik ve Mücadele Günü Olacak mı?

Referandumda ‘birlik’ cephesi gibi ortaya çıkan hayırcı cephenin gerecek kimliği, Türk devletinin Şengal ve Rojava’ya saldırısıyla daha da netleşti.

Kürt Özgürlük Hareketini ve müttefiklerini tecrit edip ezmeyi hedef alan Erdoğan-Ergenekon, Genelkurmay, MHP  ittifakına CHP’nin ulusalcı kanadı da

katıldı.

 

Buda gösterdi ki, ‘’Hayır’’ kampanyasına katılan kesimlerin yüzde otuzu  demokrasi, çoğulculuk, birlikte yaşama kültürü ve eşitlik ilkelerinden çok uzak, sadece tekçi ve Irkçı devletin Bekası için ‘’Hayır’’ demişlerdir.

Bu karşı çıkışın Türkiye’ye huzur ve sükûnet getirmeyeceği gibi, ‘’Hayır’ın çıkması halinde de Kürdler, azınlıklar, demokrasi güçleri için değişen bir şey olmayacaktı.

 

Referandum öncesi ve Referandum sürecinde CHP ve MHP’nin devletçi kesimi Erdoğan’ın elde edeceği güçle ilerde kendilerini de tasfiye edeceğinin korkusuyla, geçici bir süre, tek adam hakimiyetine karşı hareket edenlerin  safında yer almış oldular.

 

Türk devletinin Şengal ve Rojava saldırısı, Referandum sürecinde flu hale gelen safları tekrar netleştirdi. Kürd düşmanlığı üzerinde oluşturulan EVET cephesi, Referandumdan sonra  hedefindeki toplumsal kesimlerin bir şematiğini vermiş bulunuyor.

 

7 Haziran’dan sonra başlatılan, sadce kürd özgürlük hareketini hedef alan politika, Referandum süreciyle  Seküler İslamı,  “laik yaşam tarzı’nı benimseyenleri,  Alevileri, Demokratları, Liberalleri, Hristiyan ve diğer inanç azınlıklarını da  hedef alacak şekilde genişletildi.

Bu politika her ne kadar faşist terörün habercisi olarak toplumu polarize (kutuplaştırma) ediyorsa da, öte yandan da toplumun dinamiklerini bir araya getirmeye vesile oluyor da diyebiliriz.

 

Örneğin bu güne kadar Kürd özgürlük hareketi ile aralarına bir mesafe koyan Aleviler, Seküler İslamcılar, laik yaşam tarzını benimseyenler, Demokrat ve gerçek sosyal demokrat muhalefet arayışı içinde olanlar, Liberaller ve diğerleri,  önümüzdeki mücadele sürecinde Kürd özgürlük hareketiyle daha yakın ilişki içinde olma, hatta Kürt hareketiyle daha yakın mücadele ittifakı geliştirme mecburiyetiyle karşı karşıyalar. Bu Türkiye’nin bütün demokrasi güçleri için bir ölüm kalım meselesi. Ya faşizmin ortak cephesine karşı demokrasi güçlerinin ortak çephesi yaratılacak, yada faşizmin işkence ve katliam tezgahlarına teslim olunacak. Üçüncü bir yol yok!

 

Gerçek anlamda sosyal demokrat bir muhalefetin Embriyon hali olan bu gelişmenin canlanması ve ele ayağa kavuşması izlenecek politika ile yakından ilişkilidir.

Fakat  geçmişten gelen önyargı ve şartlanmalar sonucu bu çevrelerin bu yeni konumlanışı bilinç düzeyinde kavradıkları söylenemez. Bunun için nasıl bir politika izlenecek sorusu önem kazanıyor. Eğer geleneksel ‘’Birlik’’ ve bir araya gelme politikasıyla bu yeni duruma yaklaşılırsa, oluşturulacak ‘’Birliklerin’’  sonuç alıcı olmayacağını belirtmekte yarar var.

 

Kürt Hareketi, Aleviler, sol-sosyalist- Demokrat, Seküler İslam,  Liberal ve Laikçilerden oluşan Gezi ruhunun Şengal ve Rojava saldırısına karşı dirilmesi halinde, Türkiye’de halkların bir arada yaşama zeminine dönüleceği gibi, tekçi, Irkçı Türk İslamcı faşist diktatörlüğe karşı birleşik demokrasi cephesini yaratmanın ilk adımı atılmış olacaktır.

 

Bunun için gerek Kürt Özgürlük Hareketinin, gerek Gezi’nin kalıntısı diyebileceğimiz, laik, Alevi, demokrat ve radikal kesimler, Türkiye’de  sosyalizm adına bazı yapıların sunduğu ‘olanakların’ marjinalliğini kavrarlarsa, ister bilerek, ister bilmeyerek bu yapıların toplumsal birliğin önüne ördüğü duvarları yıkarak, demokrasi, çoğulcu ve çeşitlilikten yana olan toplumun bütün kesimlerini bir platformda bir araya getirmeleri mümkündür.

Bu aynı zamanda sosyalist örgütlerin sosyalizm adına bugüne kadar  işlemiş oldukları olumsuzlukları olumluluğa çevirmenin de tek aracıdır.

HDP’nin Türkiye Partisi olma esprisinden kaynaklı HDP içinde grup temsiliyetine dayanan temsil edilme yöntemine son verip; birey hukukunu geçerli kılmak koşuluyla, örgütlerin ancak eşit haklı bireyler üzerinden, eşit haklı bireyler aracılığıyla kurum içinde yer alma yöntemiyle toplumsal muhalefetin temeli atılabilir.

 

HDP, Türkiye solu, sosyalistleri, sosyal demokratları ve liberalleri bunu yapmadığı takdirde ne politik ne de örgütsel olarak bir gelişme gösteremezler.

Benzer şekilde Hayır hareketi ile ortaya çıkan toplumsal muhalefet de toplumun sürüklendiği faşist diktatörlük sürecinde  faşist diktatörlük güçlerine karşı etkili bir muhalefet gücü   olamayacaktır.

 

Çoğulcu demokrasinin topluma hakim kılma mücadelesi veren bir toplum gerçekliği değil , var olan anti demokratik Hukuk sisteminin tanıdığı hakların zapt edilmesine karşı sessiz kalan toplumsal bir gerçeklik söz konusu.

Mücadele biçimleri bakımından Referandum öncesinin biçimleri fazla etkili olmayacağı ortada. Bunun bir dizi sebebi var. Yöntem ve amaç dışında, şu anda faşist bir cephenin  militer ve para militer gücüleriyle karşı karşıya toplum.

 

Bugün bir Mayıs belki  son 1 Mayıs kutlaması olacaktır. Bu 1 Mayıs, faşist diktatörlük cephesine karşı yeni mücadele biçimlerinin geliştirmenin ilk adımı olabilir. Uzun soluklu ve uzun vade de toparlayıcı, gerektiğinde hızla yayılacak bir ateş için köz işlevi görebilir 1 Mayıs.

 

Uzun vadeli ve sürekliliği olan sivil direniş ve itaatsizlik biçimleri toplumun başlıca mücadele silahı olmalı. Ancak bu şekilde faşist cephe geriletile bilinir ve demokrasi güçleri yeni mevziler kazanarak toplumla buluşabilir.

Gün herkesin kendi havuzunda yüzme günü değil! Gün, kim kimi ne kadar kirli görürse görsün, ortak bir havuzda yüzme günüdür.

 

Ancak bu şekilde  hukuk ve yasa mücadelesi içinde, hızla dönüşerek alternatif (her kimlikten, her inançtan ve her aidiyetten insanların kendisini içinde bulacağı) demokratik bir ulusun tohumları atılabilir; onun üzerinde de Demokratik bir Devlet, bir Cumhuriyet kurulabilir.

 

Demokrasi hakların, özgürlüklerin ve Adaletin dağıtıldığı bir dağıtım evi değildir. Demokrasi, toplumun her kesiminin kendisini ifade ettiği, yönetim ve karar mekanizmalarında söz sahibi olduğu, yerinde yönetim kurumlarında temsiliyetini bulduğu toplumsal bir uzlaşı platformudur.

01.05.2017

Related Articles